Hezekiel 3
Peygamberlik Görevinin Kabulü
Hezekiel 3. bölüm, peygamberin ilahi mesajı tamamen içselleştirmesiyle başlar. Tanrı, Hezekiel’den kendisine verilen tomarları yemesini ister. Tomarlar acı içerik taşımasına rağmen ağzında bal gibi tatlı gelir. Bu durum, Tanrı sözünün ağır sorumluluklar barındırsa da kutsal ve değerli olduğunu simgeler. Hezekiel, İsrail halkına gönderildiğini öğrenir; ancak halkın inatçı ve dinlemeye kapalı olduğu özellikle vurgulanır.
Uyarıcı Olarak Sorumluluk
Tanrı, Hezekiel’i İsrail için bir “bekçi” olarak görevlendirir. Peygamber, Tanrı’dan aldığı uyarıları halka bildirmekle yükümlüdür. Eğer uyarmazsa, halkın günahının sorumluluğu ona ait olacaktır. Ancak uyarır ve halk dinlemezse, Hezekiel görevini yerine getirmiş sayılacaktır. Bu bölüm, bireysel sorumluluk ve ilahi adalet arasındaki dengeyi açıkça ortaya koyar.
Sessizlik ve İtaat
Bölümün sonunda Hezekiel, Ruh’un etkisiyle belirli bir süre sessiz kalmaya zorlanır. Bu sessizlik, Tanrı konuşmadan önce beklemenin ve itaatin önemini simgeler. Hezekiel 3, peygamberliğin sadece söz değil, ağır bir vicdani sorumluluk taşıdığını güçlü biçimde anlatır.
HEZEKİEL 3
1 Bana, “Ey insanoğlu, sana verileni ye. Bu tomarı yedikten sonra git, İsrail halkına seslen” dedi.
2 Böylece ağzımı açtım, yemem için tomarı bana verdi.
3 Bana, “Ey insanoğlu, sana verdiğim tomarı ye, mideni onunla doldur” dedi. Bunun üzerine tomarı yedim. Bal gibi tatlı geldi bana.
4 Sonra şöyle dedi: “Ey insanoğlu, İsrail halkına git, onlara sözlerimi ilet.
5 Çünkü seni konuşması anlaşılmaz, dili zor bir halka değil, İsrail halkına gönderiyorum.
6 Evet, seni konuşması anlaşılmaz, dili zor, dediklerini anlamadığın halklara göndermiyorum. Onlara gönderseydim, seni dinlerlerdi.
7 İsrail halkı seni dinlemek istemeyecektir, çünkü o beni dinlemek istemiyor. Bütün İsrail halkı dikbaşlı ve inatçıdır.
8 Seni onlar kadar inatçı yapacağım, senin alnını onlarınki kadar katılaştıracağım.
9 Alnını çakmak taşından daha sert bir kaya gibi yapacağım. Her ne kadar asi bir halksalar da onlardan korkma, yılma.”
10 Bana, “Ey insanoğlu, iyice dinle ve sana söyleyeceklerimi yüreğine yerleştir” dedi,
11 “Şimdi sürgünde yaşayan halkına git ve seni ister dinlesinler, ister dinlemesinler, onlara, ‘Egemen RAB şöyle diyor’ de.”
12 Sonra Ruh beni kaldırdı ve arkamda, “RAB'bin görkemine kendi yerinde övgüler olsun!” diye büyük bir gürleme duydum.
13 Canlı yaratıkların birbirine çarpan kanatlarının çıkardığı sesi, yanlarındaki tekerleklerin gürültüsünü, büyük bir gürleme duydum.
14 Ruh beni kaldırıp götürdü. RAB'bin güçlü eli üzerimde olduğu halde, üzüntüyle, öfkeyle gittim.
15 Kevar Irmağı kıyısındaki Tel-Abib'de yaşayan sürgünlerin yanına geldim. Orada, yaşadıkları yerde onların arasında şaşkınlık içinde yedi gün kaldım.
İsrail Halkına Uyarı
16 Yedi gün sonra RAB bana şöyle seslendi:
17 “İnsanoğlu, seni İsrail halkına bekçi atadım. Benden bir söz duyar duymaz onları benim yerime uyaracaksın.
18 Kötü kişiye, ‘Kesinlikle öleceksin’ dediğim zaman onu uyarmaz, yaşamını kurtarmak amacıyla onu kötü yolundan döndürmek için konuşmazsan, o kişi günahı içinde ölecek; ama onun kanından seni sorumlu tutacağım.
19 Ancak kötü kişiyi uyardığın halde kötülüğünden ve kötü yolundan dönmezse, o günahı içinde ölecek. Ama sen canını kurtarmış olacaksın.
20 “Doğru kişi doğruluğundan döner de kötülük yaparsa, onu yıkıma uğratacağım, o da ölecek. Onu uyarmadığın için günahı içinde ölecek, yaptığı doğru işler anılmayacak. Ancak onun kanından seni sorumlu tutacağım.
21 Ama doğru kişiyi günah işlemesin diye uyarırsan, o da günah işlemezse, kesinlikle yaşayacak. Çünkü o uyarılara kulak vermiştir; sen de canını kurtarmış olacaksın.”
22 RAB'bin eli orada üzerimdeydi. Bana, “Kalk, ovaya git” dedi, “Orada seninle konuşacağım.”
23 Böylece kalkıp ovaya gittim. RAB'bin görkemi tıpkı Kevar Irmağı kıyısında gördüğüm gibi orada durmaktaydı. Yüzüstü yere yığıldım.
24 Ruh içime girdi, beni ayaklarımın üzerinde durdurdu. Benimle şöyle konuştu: “Git, evine kapan.
25 Halkın arasına çıkmaman için seni halatlarla bağlayacaklar, ey insanoğlu.
26 Dilini damağına yapıştıracağım; konuşmayacak, onları paylayamayacaksın. Çünkü bu halk asidir.
27 Ama seninle konuştuğumda dilini çözeceğim. Onlara, ‘Egemen RAB şöyle diyor’ diyeceksin. Dinleyen dinlesin, dinlemeyen dinlemesin. Çünkü bu halk asidir.”