Habakkuk 2. bölüm, Tanrı’nın adaletinin er ya da geç kesinlikle gerçekleşeceğini güçlü bir dille anlatır. Bölüm, peygamberin Tanrı’dan gelecek yanıtı bekleyişiyle başlar. Habakkuk, gördüğü haksızlık ve zulüm karşısında “Ne zaman?” diye sorarken, Tanrı ona sabırlı olmayı öğütler: “Görüm vaktinde gerçekleşecek; gecikse de bekle, mutlaka olacak.” Bu sözler, ilahi adaletin zamanlamasının kusursuz ama insani beklentilerden farklı olduğunu vurgular.
Tanrı, özellikle “doğru kişi imanla yaşayacaktır” ifadesiyle iman ve sadakatin temel kurtuluş yolu olduğunu bildirir. Ardından Babilliler’in zulmü ve hırsına karşı beş “Vay haline!” uyarısı sıralanır: açgözlülük, şiddet, sömürü, putperestlik ve ahlaksızlık ilahi yargının hedefindedir. İnsan gücüne, servetine ve putlara dayanan güvenin boşluğu gözler önüne serilir.
Habakkuk 2, tarihsel bağlamının ötesinde evrensel bir mesaj taşır: Dünya düzeni bozulsa bile Tanrı’nın adaleti şaşmaz. İmanla bekleyenler sonunda kurtuluşa, zulme direnenler ise yargıya kavuşur. Bu bölüm, sabırlı imanla yaşamayı ve Tanrı’nın mutlak egemenliğine güvenmeyi öğütleyen güçlü bir iman manifestosudur.
HABAKKUK 2
1 Nöbet yerinde, gözcü kulesinde durayım,
Bakayım RAB bana ne diyecek,
Yakınmalarıma ne yanıt verecek göreyim.
Rab'bin Yanıtı
2 Şöyle yanıtladı RAB:
“Göreceklerini taş levhalara oyarak yaz.
Öyle ki, herkes bir çırpıda okusun.
3 Bu olayların zamanı gelmedi henüz.
Sonun belirtileridir bunlar ve yalan değildir.
Gecikiyormuş gibi görünse de bekle olacakları,
Kesinlikle olacak, gecikmeyecek.
4 Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir.
Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.
5 Servet aldatıcıdır.
Küstahlar kalıcı değildir;
Açgözlüdürler ölüler diyarı gibi
Ve ölüm gibi hiç doymazlar.
Ülkeleri ele geçirip halkları tutsak alırlar.
6 Tutsak alınanlar onları küçümseyip alay etmeyecekler mi?
‘Kendisine ait olmayanı ele geçirenin,
Haraç alarak zenginleşenin vay haline!
Daha ne kadar sürecek bu?’ demeyecekler mi?
7 Haraca kestikleriniz ansızın ayaklanmayacak mı?
Uyanıp yakanıza yapışmayacaklar mı?
İşte o zaman onlar için çapul malı gibi olacaksınız.
8 Birçok ulusu soyduğunuz,
Kan döktüğünüz,
Ülkelere, kentlere ve oralarda yaşayan herkese zorbalık ettiğiniz için,
Halklardan sağ kalanlar da sizi soyacaklar.
9 Evini haksız kazançla dolduranın,
Felaketten kaçmak için yuvasını yüksek yere kuranın vay haline!
10 Birçok halkı kıyıma uğratmakla
Kendi soyunuzu utanca boğdunuz,
Kendi yıkımınızı hazırladınız.
11 Duvar taşları bile haykıracak bunu
Ve yankılanacak ahşap kirişler.
12 Kan dökerek kentler kuranın,
Zorbalıkla beldeler yapanın vay haline!
13 Halkların bütün emeklerinin yanması,
Ulusların bütün çabalarının boşa gitmesi
Her Şeye Egemen RAB'bin işi değil mi?
14 Çünkü sular denizi nasıl dolduruyorsa,
Dünya da RAB'bin yüceliğinin bilgisiyle dolacak.
15 Çıplak bedenlerini seyretmek için
Komşularına içki içirip sarhoş eden,
İçkiye zehir bile katan sizlerin vay haline!
16 Onur yerine utanca boğulacaksınız.
Şimdi sıra sizde, için de çıplaklığınız görünsün.
RAB size sağ elindeki ceza dolu kâseden içirecek.
Onurunuz kırılacak, rezil olacaksınız.
17 Lübnan'a ettiğiniz zorbalık kendi başınıza gelecek.
Telef ettiğiniz hayvanlar sizi dehşete düşürecek.
Çünkü insan kanı döktünüz,
Ülkelere, kentlere ve oralarda yaşayan herkese zorbalık ettiniz.
18 İnsanın biçim verdiği oyma ya da dökme putun ne yararı var ki aldatmaktan başka?
Putu yapan, yaptığına güvenir,
Ama yaptığı ne ki, dilsiz puttan başka.
19 Tahta puta, ‘Canlan!’ diyenin,
Dilsiz taşa, ‘Uyan’ diyenin
Vay haline!
Put yol gösterebilir mi?
Altınla, gümüşle kaplanmış,
Ama içinde yaşam soluğu yok.
20 Oysa RAB kutsal tapınağındadır.
Sussun bütün dünya O'nun önünde.”