Kutsal Olanın Düşüşü ve Kaçınılmaz Yıkım
Ağıtlar Kitabı’nın 4. bölümü, Yeruşalim’in yıkımını bu kez derin bir karşıtlık diliyle anlatır. Bir zamanlar altın gibi parlayan, kutsal kabul edilen değerlerin nasıl sıradanlaştığı ve yerle bir olduğu çarpıcı imgelerle betimlenir. Şehrin önde gelenleri, özenle yetiştirilen çocuklar ve saygı duyulan kâhinler artık açlık, sürgün ve aşağılanma içindedir.
Metin, felaketin yalnızca düşmanların gücünden değil, toplumun içten çürümesinden kaynaklandığını vurgular. Peygamberlerin ve din önderlerinin adaletsizliği, masum kanın dökülmesi ve yanlış yönlendirme, bu yıkımın başlıca nedenleri olarak sunulur. Özellikle açlığın vardığı nokta, annelerin bile çaresizliğini gözler önüne seren sarsıcı sahnelerle anlatılır.
Bölüm ilerledikçe umut neredeyse tamamen tükenir; kaçış yolları kapanmış, dostlar sırt çevirmiştir. Yine de yıkımın sınırlı olduğu ve cezanın bir noktada sona ereceği ima edilir. Ağıtlar 4, ilahi adaletin sertliğini ve kutsallığın kaybedilişini derin bir yas diliyle aktarır.
AĞITLAR 4
4. Ağıt
1 Altın nasıl donuklaştı,
Saf altın nasıl değişti!
Kutsal taşlar sokak başlarına dağılmış.
2 Değerleri saf altınla ölçülen Siyon çocukları
Nasıl çömlekçi işi, toprak testi yerine sayılır oldu!
3 Çakallar bile meme verip yavrularını emzirir,
Ama halkım çöldeki devekuşları kadar acımasız oldu.
4 Susuzluktan emzikteki bebeklerin dili damağına yapışıyor,
Çocuklar ekmek istiyor, veren yok.
5 Onlar ki, yemeğin en iyisini yerlerdi,
Sokaklarda perişan oldular;
Onlar ki, al giysiler içinde büyüdüler,
Çöp yığınlarını kapışır oldular.
6 Halkımın suçu el değmeden, bir anda yıkılan
Sodom'un günahından daha büyüktür.
7 Beyleri kardan temiz, sütten aktılar,
Bedence mercandan kızıl, laciverttaşı kadar biçimliydiler.
8 Şimdiyse görünüşleri kömürden kara,
Sokaklarda tanınmaz oldular.
Bir deri bir kemiğe döndüler, odun gibi kurudular.
9 Kılıçla öldürülenler kıtlıktan ölenlerden mutludur,
Çünkü kıtlıktan ölenler tarla ürününün yokluğundan yıpranarak erimekteler.
10 Merhametli kadınlar çocuklarını elleriyle pişirdiler,
Halkım kırılırken yiyecek oldu bu kendilerine.
11 RAB öfkesini boşalttı, kızgın öfkesini döktü,
Temellerini yiyip bitiren ateşi Siyon'un içinde tutuşturdu.
12 Dünyadaki kralların ve insanların hiçbiri
Yeruşalim kapılarından hasımların, düşmanların gireceğine inanmazdı.
13 Peygamberlerinin günahı, kâhinlerinin suçu yüzündendi bu,
Çünkü onlar kentin ortasında doğruların kanını döktüler.
14 Sokaklarda körler gibi dolaşıyorlar,
Kanla kirlendikleri için kimse giysilerine dokunamıyor.
15 “Çekilin! Kirliler!” diye bağırdılar onlara,
“Çekilin! Çekilin! Dokunmayın!”
Kaçıp başıboş dolaştıklarında,
Öteki uluslar, “Artık burada kalmasınlar” dediler.
16 RAB kendisi dağıttı onları,
Artık yüzlerine bakmayacak.
Kâhinleri saymadılar, yaşlılara acımadılar.
17 Boş yere yardım beklemekten gözlerimizin feri sönüyor,
Gözetleme kulesinde bizi kurtaramayacak bir ulusu bekledikçe bekledik.
18 İzlerimizi sürüyorlar,
Sokaklarımızda gezemez olduk.
Sonumuz yaklaştı, günlerimiz tükendi,
Çünkü sonumuz geldi.
19 Bizi kovalayanlar gökteki kartallardan çevikti,
Dağların üstünde kovaladılar bizi,
Çölde bize pusu kurdular.
20 Yaşam soluğumuz,
RAB'bin meshettiği kral onların çukurunda yakalandı;
Hani onun için, “Ulusların arasında onun gölgesinde yaşayacağız” dediğimiz.
21 Ûs ülkesinde yaşayan Edom kızı, sevin, coş,
Ancak kâse sana da gelecek, sarhoş olup soyunacaksın.
22 Ey Siyon kızı, suçunun cezası sona erdi,
RAB bir daha seni sürgüne göndermeyecek.
Ama, ey Edom kızı, suçun yüzünden seni cezalandırıp günahlarını ortaya çıkaracak.