Namaz
“Onlar namazlarını koruyan kimselerdir. İşte onlar varis olacaklardır.
Firdevs cennetine varis olacak ve orada ebedî kalacaklardır.”
Ardından gelen hadis kısmının anlamı:
“Resûlullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
Sizden biri namaza durduğunda aslında Rabbiyle konuşmaktadır.”
Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Mü’minûn Suresi 9–11. ayetlere ve Peygamber Efendimizin bir hadis-i şerifine dayanmaktadır.

Tarih: 09.01.2026
Muhterem Müslümanlar!
Dünyamızı huzur ve mutluluğa, ahiretimizi ise ebedî cennete dönüştüren ibadetlerin en başında namaz gelir. Namaz kılan kişi yüzünü kıblemiz Kâbe’ye, yönünü Rabbine çevirir. Bedenini kirlerden, kalbini günahlardan arındırır. Ruhunu miraç yolculuğuna, gönlünü ise sükûnete erdirir.
Aziz Müminler!
Namaz; tekbirle başlayan ve selamla tamamlanan bir kulluk yolculuğudur. Her tekbir, Allah’tan başka ilah olmadığının ilanıdır. Her kıyam, haksızlığa ve zulme asla rıza gösterilmeyeceğinin sembolüdür. Her kıraat, Kur’an-ı Kerim ile bağımızı kuvvetlendirir.
Her rükû bir tevazu, her secde Allah’a teslimiyettir. Her tahiyyat, kelime-i şehadetin dile getirilmesidir. Her selam ise elinden ve dilinden emin olunan bir Müslüman olmanın sözüdür.
Kıymetli Müslümanlar!
Hayat akıp giderken namazı kendimize rehber kılmalıyız. Gönlümüz daraldığında namazla ayağa kalkmalı, sıkıntı ve hastalık anında namazla Rabbimize sığınmalıyız. Gündüzün telaşında namazla ruhumuzu dinlendirmeli, gecenin sessizliğinde namazla dirilişimizi gerçekleştirmeliyiz.
Camide, evde, okulda, işyerinde, tarlada ve bahçede namazla Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ve mağfiretine yönelmeliyiz. Zira namaz müminin miracıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
“Cennetin anahtarı namazdır.”
Yaratan ile kul arasındaki muhabbeti güçlü tutacak en sağlam bağ namazdır. İnsanı kötülüklerden uzaklaştırıp iyiliğe ulaştıracak en güzel yol da namazdır. Aynı safta inanan gönülleri birleştiren; birlik, beraberlik ve kardeşliği pekiştiren ibadet yine namazdır.
Değerli Müminler!
Namaz büyük bir rahmettir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
“Sizden biri namaz kılarken aslında Rabbiyle konuşmaktadır.”
Bu nedenle dinen geçerli bir mazeret olmaksızın namazdan uzak kalmak, Allah Teâlâ ile hasbihalden mahrum kalmaktır. Namazı “sonra kılarım” diyerek ertelemek, dinin direğini zayıflatmaktır. Dünyanın meşgalesine kapılarak namazı ihmal etmek, ilahi lütuflardan mahrum kalmaktır.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
“Ailene namazı emret, kendin de ona sabırla devam et.” (Tâhâ, 20/132)
Aziz Müslümanlar!
Önümüzdeki Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece beş vakit namazın hediye edildiği Miraç Kandilini idrak edeceğiz. Bu mübarek gece, Mescid-i Aksâ’nın Allah katındaki değerini yeniden hatırlatır. Tevhid ve vahdetin sembolü olan cami ve mescitlerin saygınlığını korumamız gerektiğini bize bildirir.
Bizler de Miraç Kandilini vesile kılarak camilerde buluşalım. Omuz omuza vererek aynı safta namaza duralım. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu müjdesine nail olmak için secdelerde buluşalım:
“Kulun Rabbine en yakın olduğu an secde halidir.”
İşlediğimiz hata ve günahlarımız için tövbe edelim. Vatanımızın selameti, devletimizin bekası, insanlığın huzur ve barışı, Mescid-i Aksâ’nın ve Gazze’nin özgürlüğü için Cenâb-ı Hakk’a dua edelim.
Bu vesileyle Miraç Kandilinizi şimdiden tebrik ediyorum. Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu müjdesiyle bitirelim:
“Kurtuluşa eren müminler namazlarını titizlikle kılarlar. İşte onlar Firdevs cennetinin vârisleridir. Orada ebedî kalacak olanlar da onlardır.” (Mü’minûn, 23/9-11)
