Sessizce uzaklaşan insanların çoğu, aslında iletişim kurmak istemedikleri için değil, duygusal toleransları tamamen çöktüğü için geri adım atar. Psikolojiye göre insan beyni, sürekli hayal kırıklığına maruz kaldığında savunma mekanizması olarak geri çekilmeyi seçer. Bu, bir nevi duygusal yorgunluk hâlidir. Yoğun beklenti, karşılıksız çaba veya sürekli fedakârlık, kişinin içsel kapasitesini sessizce tüketir.
Sessizce uzaklaşan kişiler genellikle güçlüdür; çünkü uzun süre dayanır, sabreder, görmezden gelir. Ancak küçük kırılmalar biriktiğinde, beynin stres merkezleri olan amigdala ve insula, kişiyi tehlikeden uzaklaştırmak için harekete geçer. Bu süreçte kişi bağını tamamen koparmak yerine yavaşça geri çekilir. Bu yüzden “birden uzaklaştı” gibi görünse de, aslında bu çok uzun süren içsel bir çöküşün son aşamasıdır.
Uzaklaşmanın sessiz olması; kavga, tartışma veya hesaplaşma istemediği için değil, artık buna enerjisi kalmadığı içindir. Duygusal tolerans çöktüğünde insanlar konuşmayı değil, kendini korumayı seçer.
Aslında sessiz gidiş, en yüksek sesli vedalardan biridir.
