“Dokunulmak İsterken Dokunulmak İstememek” Çelişkisi
Bu çelişki, kadınların en sessiz ama en gerçek duygusal alanlarından biridir. Yakınlık ihtiyacı, sevgi, görülme ve anlaşılma isteği çok doğaldır. Bazen sarılmak, temas etmek, birinin sıcaklığını hissetmek iyileştirici gelir. Fakat aynı anda, beden ve ruh; sınırları koruma ihtiyacı da duyabilir. İşte tam burada “dokunulmak isterken dokunulmak istememek” duygusu oluşur.
Bu çelişki genellikle güven ile kırılganlık arasında yaşanır.
Bir kadın:
-
Yakın olmak ister, fakat acısını savunmasız bırakmaktan korkar.
-
Anlaşılmak ister, fakat yanlış anlaşılmaktan çekinir.
-
Sarılmak ister, fakat teslim olmanın getirdiği kırılganlık gözünü korkutabilir.
Temas; sadece fiziksel bir eylem değildir.
Ruhun açıldığı en net temas şeklidir.
Bu nedenle her dokunuş, bir izin gerektirir.
Kimi zaman kalbin “yakın ol” dediği anda, beden “biraz bekle” diyebilir. Bu bir çelişki değil; kendini koruma ve bağ kurma isteğinin aynı anda var olmasıdır.
Bir kadın hem güçlüdür hem hassas.
Hem yaklaşmak ister hem temkinlidir.
Bu ikisi de doğrudur.
Bu ikisi de insandır.
Çünkü gerçek yakınlık aceleyle olmaz;
güvenle, yavaşlıkla ve hazır oluşla gelir.
