Kutsal Kitap Yeşaya 20
Yeşaya 20, Mısır ve Kuş'a duyulan yanlış güveni sembolik bir eylemle uyarır; insan ittifaklarının utançla çökeceğini, gerçek güvenin Tanrı'da olduğunu vurgular.
Utanç Verici İşaret ve Boşa Çıkan Güven
Yeşaya 20, Tanrı’nın mesajını çarpıcı bir sembolik eylemle ilettiği kısa ama etkili bir bölümdür. Metin, peygamber Yeşaya’nın Tanrı’nın buyruğuyla çulunu çıkarıp yalınayak dolaşmasıyla başlar. Bu alışılmadık davranış, yaklaşan bir felaketin görsel uyarısıdır. Yeşaya’nın bu hâli, Mısır ve Kuş’un (Etiyopya) yaşayacağı utancı ve yenilgiyi önceden ilan eder.
Bölümün tarihsel arka planında Asur tehdidi yer alır. İsrail ve çevre halklar, Asur’a karşı Mısır ve Kuş’tan yardım beklemektedir. Ancak Tanrı, bu beklentinin boş olduğunu açıkça gösterir. Asur kralı, Mısır ve Kuş halkını tutsak alacak; onları çıplak ve yalınayak sürgüne götürecektir. Bu sahne, insan gücüne ve siyasi ittifaklara duyulan güvenin ne kadar kırılgan olduğunu simgeler.
Yeşaya 20’nin temel mesajı nettir: Tanrı’ya danışılmadan kurulan ittifaklar hayal kırıklığıyla sonuçlanır. Halkın umut bağladığı güçler utanç kaynağına dönüşür. Bölüm, kurtuluşun dış desteklerde değil, yalnızca Tanrı’ya yönelmekte bulunduğunu vurgulayan güçlü bir uyarıyla sona erer.
YEŞAYA 20
Mısır ve Kûş'un Başına Gelenler
1-2 Asur ordusunun başkomutanı, Asur Kralı Sargon'un buyruğuyla gelerek Aşdot'a saldırıp kenti ele geçirdiği yıl RAB Amots oğlu Yeşaya aracılığıyla şöyle dedi: “Git, belindeki çulu çöz, ayağındaki çarığı çıkar.” Yeşaya denileni yaptı, çıplak ve yalınayak dolaşmaya başladı.
3 RAB dedi ki, “Mısır'a ve Kûş'a* belirti ve ibret olsun diye kulum Yeşaya nasıl üç yıl çıplak ve yalınayak dolaştıysa, 4 Asur Kralı da Mısır'a utanç olsun diye Mısırlı tutsaklarla Kûşlu sürgünleri genç yaşlı demeden, çıplak ve yalınayak, mahrem yerleri açık yürütecek. 5 Kûş'a bel bağlayan, Mısır'la övünen halk hüsrana uğrayacak, utanç içinde kalacak. 6 Bu kıyı bölgesinde yaşayanlar o gün, “Asur Kralı'nın elinden kurtulmak için yardımına sığındığımız, bel bağladığımız ulusların başına gelene bakın!” diyecekler, “Biz nasıl kurtulacağız?”