Kutsal Kitap Luka 14

TAKİP ET

Luka İncili'nin 14. bölümü, İsa'nın bazı öğretilerini, şifa mucizesini ve davetlerle ilgili benzetmelerini içerir.

Luka İncili'nin 14. bölümü, İsa'nın bazı öğretilerini, şifa mucizesini ve davetlerle ilgili benzetmelerini içerir. Bölüm şu şekilde özetlenebilir:

    Şabat Günü Şifa (1-6): İsa, bir Ferisi önderinin evinde yemek yerken, şişmiş bir adamla karşılaşır. Şabat günü iyileştirme konusunu din bilginlerine ve Ferisilere sorar. Onlar sessiz kalır. İsa, adamı iyileştirir ve onu gönderir. Sonra onlara, Şabat günü oğulları veya öküzleri kuyuya düşse çıkarıp çıkarmayacaklarını sorar. Onlar buna da cevap veremezler.

    Alçakgönüllülük Öğretisi (7-14): İsa, davetlilerin başköşeye oturmak için yarıştıklarını görünce onlara bir benzetme anlatır. Bir düğüne davet edildiğinde, başköşeye değil, en alt yere oturmalarını, böylece ev sahibinin onları daha yukarıya davet edebileceğini söyler. Kendini yüceltenin alçaltılacağını, alçakgönüllü olanın ise yüceltileceğini belirtir. Ayrıca, yemek veren birine, sadece zengin dostlarını değil, yoksulları, sakatları, kötürümleri ve körleri davet etmesini ve bunun Tanrı tarafından ödüllendirileceğini söyler.

    Büyük Ziyafet Benzetmesi (15-24): Bir adam büyük bir ziyafet hazırlar ve birçok kişiyi davet eder. Davetliler birer birer mazeret bildirerek gelmezler. Adam, öfkeyle hizmetçisine sokaklardan yoksulları, sakatları, kötürümleri ve körleri getirmesini söyler. Hizmetçi, hâlâ yer olduğunu bildirince, adam, yollardan ve çitlerden insanları davet etmeye devam etmesini ister. İsa, kendisinin davetini reddedenlerin Tanrı'nın Krallığı'na giremeyeceğini vurgular.

    İsa'nın Ardından Gitmenin Bedeli (25-33): İsa, büyük bir kalabalığa, kendisini izlemek isteyenlerin anne, baba, eş, çocuk, kardeş ve hatta kendi canlarından nefret etmeleri gerektiğini söyler. Ayrıca, çarmıhlarını yüklenip kendisini izlemeleri gerektiğini belirtir. Bir kule inşa etmek isteyenin önce maliyetini hesaplaması gerektiğini, savaşa giden bir kralın da düşmanın gücünü değerlendirmesi gerektiğini anlatır. İsa, kendisini izlemek isteyenlerin her şeyden vazgeçmeleri gerektiğini açıklar.

    Tuz Benzetmesi (34-35): İsa, tuzun iyi olduğunu ancak tuzluğunu yitirirse artık işe yaramaz hale geleceğini söyler. Bu, İsa'nın takipçilerinin sadakatlerini korumaları gerektiğini vurgular.

Bu bölüm, İsa'nın alçakgönüllülük, fedakârlık, davetler ve Tanrı'nın Krallığı'na girmenin bedeliyle ilgili öğretilerini içerir. İsa, gerçek takipçilerinin ne pahasına olursa olsun sadık kalmaları gerektiğini ve Tanrı'nın davetini reddedenlerin kaybedeceği büyük fırsatları vurgular.

LUKA 14

İsa Bir Ferisi'nin Evinde

1 Bir Şabat Günü İsa Ferisiler'in ileri gelenlerinden birinin evine yemek yemeye gitti. Herkes O'nu dikkatle gözlüyordu. 2 Önünde, vücudu su toplamış bir adam vardı. 3 İsa, Kutsal Yasa uzmanlarına ve Ferisiler'e, “Şabat Günü bir hastayı iyileştirmek Kutsal Yasa'ya uygun mudur, değil midir?” diye sordu. 4 Onlar ses çıkarmadılar. İsa adamı tutup iyileştirdi, sonra eve gönderdi.

5 İsa onlara şöyle dedi: “Hanginiz oğlu ya da öküzü Şabat Günü kuyuya düşer de hemen çıkarmaz?” 6 Onlar buna hiçbir karşılık veremediler.

7-9 Yemeğe çağrılanların başköşeleri seçtiğini farkeden İsa, onlara şu benzetmeyi anlattı: “Biri seni düğüne çağırdığı zaman başköşeye kurulma. Belki senden daha saygın birini de çağırmıştır. İkinizi de çağıran gelip, ‘Yerini bu adama ver’ diyebilir. O zaman utançla kalkıp en arkaya geçersin. 10 Bir yere çağrıldığın zaman git, en arkada otur. Öyle ki, seni çağıran gelince, ‘Arkadaşım, daha öne buyurmaz mısın?’ desin. O zaman seninle birlikte sofrada oturan herkesin önünde onurlandırılmış olursun. 11 Kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan yüceltilecektir.”

Şölen Benzetmesi

12 İsa kendisini yemeğe çağırmış olana da şöyle dedi: “Bir öğlen ya da akşam yemeği verdiğin zaman dostlarını, kardeşlerini, akrabalarını ve zengin komşularını çağırma. Yoksa onlar da seni çağırarak karşılık verirler. 13 Ama ziyafet verdiğin zaman yoksulları, kötürümleri, sakatları, körleri çağır. 14 Böylece mutlu olursun. Çünkü bunlar sana karşılık verecek durumda değildirler. Karşılığı sana, doğru kişiler dirildiği zaman verilecektir.”

15 Sofrada oturanlardan biri bunu duyunca İsa'ya, “Tanrı'nın Egemenliği'nde yemek yiyecek olana ne mutlu!” dedi.

16 İsa ona şöyle dedi: “Adamın biri büyük bir şölen hazırlayıp birçok konuk çağırdı. 17 Şölen saati gelince davetlilere, ‘Buyurun, her şey hazır’ diye haber vermek üzere kölesini gönderdi.

18 “Ne var ki, hepsi anlaşmışçasına özür dilemeye başladılar. Birincisi, ‘Bir tarla satın aldım, gidip görmek zorundayım. Rica ederim, beni hoş gör’ dedi.

19 “Bir başkası, ‘Beş çift öküz aldım, onları denemeye gidiyorum. Rica ederim, beni hoş gör’ dedi.

20 “Yine bir başkası, ‘Yeni evlendim, bu nedenle gelemiyorum’ dedi.

21 “Köle geri dönüp durumu efendisine bildirdi. Bunun üzerine ev sahibi öfkelenerek kölesine, ‘Koş’ dedi, ‘Kentin caddelerine, sokaklarına çık; yoksulları, kötürümleri, körleri, sakatları buraya getir.’

22 “Köle, ‘Efendim, buyruğun yerine getirilmiştir, ama daha yer var’ dedi.

23 “Efendisi köleye, ‘Çıkıp yolları ve çit boylarını dolaş, bulduklarını gelmeye zorla da evim dolsun’ dedi. 24 ‘Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.’ ”

İsa'nın Öğrencileri

25-26 Kalabalık halk toplulukları İsa'yla birlikte yol alıyordu. İsa dönüp onlara şöyle dedi: “Biri bana gelip de babasını, annesini, karısını, çocuklarını, kardeşlerini, hatta kendi canını bile gözden çıkarmazsa , öğrencim olamaz. 27 Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen, öğrencim olamaz.

28 “Aranızdan biri bir kule yapmak isterse, bunu tamamlayacak kadar parası var mı yok mu diye önce oturup yapacağı masrafı hesap etmez mi? 29-30 Çünkü temel atıp da işi bitiremezse, durumu gören herkes, ‘Bu adam inşaata başladı, ama bitiremedi’ diyerek onunla eğlenmeye başlar.

31 “Ya da hangi kral başka bir kralla savaşa gittiğinde, üzerine yirmi bin askerle yürüyen düşmana on bin askerle karşı koyabilir miyim diye önce oturup bir değerlendirme yapmaz? 32 Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister. 33 Aynı şekilde sizden kim varını yoğunu gözden çıkarmazsa, öğrencim olamaz.

34 “Tuz yararlıdır. Ama tuz tadını yitirirse, bir daha nasıl o tadı kazanabilir? 35 Ne toprağa, ne de gübreye yarar; onu çöpe atarlar. İşitecek kulağı olan işitsin.”