Kutsal Kitap Elçilerin İşleri 2
Elçilerin İşleri kitabının 2. bölümü, Pentikost gününde gerçekleşen olayları ve Kutsal Ruh'un inmesiyle başlayan Hristiyan kilisesinin doğuşunu anlatır.
Elçilerin İşleri kitabının 2. bölümü, Pentikost (Pentecost) gününde gerçekleşen olayları ve Kutsal Ruh'un inmesiyle başlayan Hristiyan kilisesinin doğuşunu anlatır. Bu bölümdeki ana olaylar şunlardır:
Kutsal Ruh’un İnmesi:
Pentikost günü geldiğinde, tüm müminler bir arada toplanmıştı. Aniden gökten güçlü bir rüzgar sesi gibi bir ses geldi ve bulundukları evi doldurdu.
Her birinin üzerine, ateşten diller gibi görünen şeyler indi ve hepsi Kutsal Ruh’la dolarak farklı dillerde konuşmaya başladı. Kutsal Ruh, onlara ne söylemeleri gerektiğini bildiriyordu.
Kalabalığın Tepkisi:
Kudüs’te, çeşitli yerlerden gelen dindar Yahudiler bulunmaktaydı. Kutsal Ruh’un inmesiyle birlikte müminlerin farklı dillerde konuştuğunu duyan kalabalık, büyük bir şaşkınlık yaşadı. Her biri, kendi dilinde Tanrı’nın büyük işlerini duyuyordu.
Kalabalık, şaşkınlık ve hayret içinde, "Bunlar bizim dilimizde nasıl konuşuyorlar?" diye sordu. Bazıları alay ederek, müminlerin yeni şarap içip sarhoş olduklarını söyledi.
Petrus’un Vaazı:
Petrus, on bir elçi ile birlikte ayağa kalkarak kalabalığa hitap etti. Sarhoş olmadıklarını, bu olayın, peygamber Yoel’in önceden bildirdiği gibi, Tanrı’nın Ruh’unu tüm insanlar üzerine dökmesinin bir işareti olduğunu açıkladı.
Petrus, İsa Mesih’in Tanrı tarafından onaylandığını, mucizeler ve harikalar yoluyla Tanrı’nın gücünü gösterdiğini anlattı. Yahudilerin İsa’yı çarmıha gerdiğini, ancak Tanrı’nın onu ölümden dirilttiğini ve Rab ve Mesih yaptığını belirtti.
Petrus, Davut’un mezarının hala aralarında olduğunu, ancak Davut’un İsa’nın dirilişini önceden bildirdiğini ve İsa’nın Tanrı’nın sağında oturduğunu açıkladı. İsa’nın Rab ve Mesih olduğunu vurguladı.
Halkın Tövbesi ve Vaftizi:
Petrus’un sözlerini duyan kalabalık, yüreklerinde derin bir etki hissetti ve "Kardeşler, ne yapmalıyız?" diye sordu. Petrus, onlara tövbe etmelerini ve günahlarının bağışlanması için İsa Mesih’in adıyla vaftiz olmalarını söyledi. Kutsal Ruh armağanını alacaklarını vaat etti.
Petrus, başka birçok sözle halkı uyardı ve kendilerini bu sapkın nesilden kurtarmalarını öğütledi. O gün, yaklaşık üç bin kişi vaftiz edilerek müminlere katıldı.
İlk Hristiyan Topluluğunun Hayatı:
Müminler, elçilerin öğretilerine bağlı kalarak, birbirleriyle paylaşımda bulunarak, ekmek kırma ve dua etme konusunda ısrarlıydılar.
Müminler arasında büyük bir birlik ve paylaşım vardı. Sahip olduklarını birbirleriyle paylaşır, ihtiyaç sahiplerine yardım ederlerdi. Her gün tapınakta toplanır, evlerinde ekmek kırar ve içten bir sevinç ve sadelikle yemek yerlerdi.
Tanrı, her gün topluluğa yeni müminler ekleyerek onları büyütüyordu.
Bu bölüm, Kutsal Ruh’un inmesiyle başlayan Hristiyan kilisesinin doğuşunu ve ilk müminlerin yaşam tarzını anlatır. Petrus’un vaazı, İsa Mesih’in kimliğini ve kurtuluş mesajını vurgular, halkı tövbeye ve vaftize davet eder. İlk Hristiyan topluluğunun birliği, paylaşımı ve sadakati, Hristiyan inancının temel değerlerini yansıtır.
ELÇİLERİN İŞLERİ 2
Kutsal Ruh'un Gelişi
1 Pentikost Günü geldiğinde bütün imanlılar bir arada bulunuyordu. 2 Ansızın gökten, güçlü bir rüzgarın esişini andıran bir ses geldi ve bulundukları evi tümüyle doldurdu. 3 Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler. 4 İmanlıların hepsi Kutsal Ruh'la doldular, Ruh'un onları konuşturduğu başka dillerle konuşmaya başladılar.
5 O sırada Yeruşalim'de, dünyanın her ülkesinden gelmiş dindar Yahudiler bulunuyordu. 6 Sesin duyulması üzerine büyük bir kalabalık toplandı. Herkes kendi dilinin konuşulduğunu duyunca şaşakaldı. 7 Hayret ve şaşkınlık içinde, “Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?” diye sordular. 8 “Nasıl oluyor da her birimiz kendi ana dilini işitiyor? 9-11 Aramızda Partlar, Medler, Elamlılar var. Mezopotamya'da, Yahudiye ve Kapadokya'da, Pontus ve Asya İli'nde*, Frikya ve Pamfilya'da, Mısır ve Libya'nın Kirene'ye yakın bölgelerinde yaşayanlar var. Hem Yahudi hem de Yahudiliğe dönen Romalı konuklar, Giritliler ve Araplar var aramızda. Ama her birimiz Tanrı'nın büyük işlerinin kendi dilimizde konuşulduğunu işitiyoruz.”
12 Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, “Bunun anlamı ne?” diye sordular. 13 Başkalarıysa, “Bunlar taze şarabı fazla kaçırmış” diye alay ettiler.
Petrus'un Pentikost Günü Konuşması
14-15 Bunun üzerine Onbirler'le birlikte öne çıkan Petrus yüksek sesle kalabalığa şöyle seslendi: “Ey Yahudiler ve Yeruşalim'de bulunan herkes, bu durumu size açıklayayım. Sözlerime kulak verin. Bu adamlar, sandığınız gibi sarhoş değiller. Saat daha sabahın dokuzu! 16-17 Bu gördüğünüz, Peygamber Yoel aracılığıyla önceden bildirilen olaydır:
‘Son günlerde, diyor Tanrı,
Bütün insanların üzerine Ruhum'u dökeceğim.
Oğullarınız, kızlarınız peygamberlikte bulunacaklar.
Gençleriniz görümler,
Yaşlılarınız düşler görecek.
18 O günler kadın erkek
Kullarımın üzerine Ruhum'u dökeceğim,
Onlar da peygamberlik edecekler.
19 Yukarıda, gökyüzünde harikalar yaratacağım.
Aşağıda, yeryüzünde belirtiler,
Kan, ateş ve duman bulutları görülecek.
20 Rab'bin büyük ve görkemli günü gelmeden önce
Güneş kararacak,
Ay kan rengine dönecek.
21 O zaman Rab'bi adıyla çağıran herkes kurtulacak.’
22 “Ey İsrailliler, şu sözleri dinleyin: Bildiğiniz gibi Nasıralı İsa, Tanrı'nın, kendisi aracılığıyla aranızda yaptığı mucizeler, harikalar ve belirtilerle kimliği kanıtlanmış bir kişidir. 23 Tanrı'nın belirlenmiş amacı ve öngörüsü uyarınca elinize teslim edilen bu adamı, yasa tanımaz kişilerin eliyle çarmıha çivileyip öldürdünüz. 24 Tanrı ise, ölüm acılarına son vererek O'nu diriltti. Çünkü O'nun ölüme tutsak kalması olanaksızdı. 25 O'nunla ilgili olarak Davut şöyle der:
‘Rab'bi her zaman önümde gördüm,
Sağımda durduğu için sarsılmam.
26 Bu nedenle yüreğim mutlu, dilim sevinçlidir.
Dahası, bedenim de umut içinde yaşayacak.
27 Çünkü sen canımı ölüler diyarına terk etmeyeceksin,
Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.
28 Yaşam yollarını bana bildirdin;
Varlığınla beni sevinçle dolduracaksın.’
29 “Kardeşler, size açıkça söyleyebilirim ki, büyük atamız Davut öldü, gömüldü, mezarı da bugüne dek yanıbaşımızda duruyor. 30 Davut bir peygamberdi ve soyundan birini tahtına oturtacağına dair Tanrı'nın kendisine ant içerek söz verdiğini biliyordu. 31 Geleceği görerek Mesih'in* ölümden dirilişine ilişkin şunları söyledi: ‘O, ölüler diyarına terk edilmedi, bedeni çürümedi.’ 32 Tanrı, İsa'yı ölümden diriltti ve biz hepimiz bunun tanıklarıyız. 33 O, Tanrı'nın sağına yüceltilmiş, vaat edilen Kutsal Ruh'u Baba'dan almış ve şimdi gördüğünüz ve işittiğiniz gibi, bu Ruh'u üzerimize dökmüştür. 34-35 Davut, kendisi göklere çıkmadığı halde şöyle der:
‘Rab Rabbim'e dedi ki,
Ben düşmanlarını
Ayaklarının altına serinceye dek ,
Sağımda otur.’
36 “Böylelikle bütün İsrail halkı şunu kesinlikle bilsin: Tanrı, sizin çarmıha gerdiğiniz İsa'yı hem Rab hem Mesih yapmıştır.”
37 Bu sözleri duyanlar, yüreklerine hançer saplanmış gibi oldular. Petrus ve öbür elçilere, “Kardeşler, ne yapmalıyız?” diye sordular.
38 Petrus onlara şu karşılığı verdi: “Tövbe edin, her biriniz İsa Mesih'in adıyla vaftiz olsun. Böylece günahlarınız bağışlanacak ve Kutsal Ruh armağanını alacaksınız. 39 Bu vaat sizler, çocuklarınız, uzaktakilerin hepsi için, Tanrımız Rab'bin çağıracağı herkes için geçerlidir.”
40 Petrus daha birçok sözlerle onları uyardı. “Kendinizi bu sapık kuşaktan kurtarın!” diye yalvardı. 41 Onun sözünü benimseyenler vaftiz oldu. O gün yaklaşık üç bin kişi topluluğa katıldı. 42 Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.
İmanlılar Arasındaki Birlik
43 Herkesi bir korku sarmıştı. Elçilerin aracılığıyla birçok belirtiler ve harikalar yapılıyordu. 44 İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı. 45 Mallarını mülklerini satıyor ve bunun parasını herkese ihtiyacına göre dağıtıyorlardı. 46-47 Her gün tapınakta toplanmaya devam eden imanlılar, kendi evlerinde de ekmek bölüp içten bir sevinç ve sadelikle yemek yiyor ve Tanrı'yı övüyorlardı. Bütün halkın beğenisini kazanmışlardı. Rab de her gün yeni kurtulanları topluluğa katıyordu.