06.03.2026 Cuma Hutbesi
Zekât ve fıtır sadakasının önemi, paylaşma bilinci ve Ramazan ayında yardımlaşmanın toplumsal huzura katkısını anlatan 06.03.2026 tarihli cuma hutbesi.
Zekât ve Fıtır Sadakası
“Namazı kılın, zekâtı verin. Kendiniz için önceden ne hayır yaparsanız onu Allah katında bulursunuz. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı görmektedir.”
Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:
“...Sadaka, suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları söndürür.”
Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi 110. ayete ve Peygamber Efendimizin sadakanın faziletini anlatan hadis-i şerifine dayanmaktadır.
Tarih: 06.03.2026
Muhterem Müslümanlar!
Malımız, mülkümüz ve sahip olduğumuz bütün imkânlar Yüce Rabbimiz tarafından bizlere verilmiş birer emanettir. Bu emanetlerin şükrünü eda etmek; varlıklarımızı ihtiyaç sahipleriyle, yetimlerle, öksüzlerle ve kimsesizlerle paylaşmakla mümkün olur. İşte bu emanet bilincinin ibadete dönüşmüş hâli zekât ve fıtır sadakasıdır.
Aziz Müminler!
Zekât, İslam’ın beş temel esasından biridir. Zekât yalnızca bir bağış değil, Allah ve Resûlü tarafından belirlenmiş bir ibadettir. Malı eksilten değil, bereketlendiren ilahi bir nimettir.
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:
“Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir pay vardır.”
(Zâriyât, 51/19)
Bu ayet bize zekâtın fakire verilen bir lütuf değil, onun hakkının teslim edilmesi olduğunu öğretmektedir.
Kıymetli Müslümanlar!
Zekât; müminler arasında yardımlaşma ve dayanışmayı artırır, rahmet ve şefkat köprüleri kurar. Birlik ve beraberliğin güçlenmesine vesile olur.
Kardeşlik duygusunun gönüllerde, evlerde ve sofralarda hissedilmesini sağlar. Bu yönüyle zekât, toplumda huzurun ve barışın tesis edilmesine önemli katkı sunar.
Zekât vermek kişiyi bencillikten, hasetten ve cimrilikten arındırır. İnsan içindeki mal sevgisini ve dünya hırsını dizginler.
Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
“Sadaka; suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları söndürür.”
Değerli Müminler!
Fitre olarak bilinen fıtır sadakası, Ramazan ayına ulaşmanın ve bayrama kavuşmanın şükrüdür.
Peygamber Efendimiz (s.a.s), bayram namazı kılınmadan önce fıtır sadakalarının ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını tavsiye etmiştir. Böylece Ramazan Bayramı; merhametin, paylaşmanın ve sevincin toplumun tamamına yayıldığı müstesna bir zaman dilimine dönüşür.
Aziz Müslümanlar!
Zekât ve fıtır sadakasında esas olan; kişinin öncelikle ihtiyaç sahibi akrabalarını ve komşularını gözetmesidir. Ardından yardımlarını mazlum ve mağdur coğrafyalardaki kardeşlerine ulaştırmasıdır.
Bugün bize düşen görev; Ramazan ayını vesile kılarak zekât ve fitrelerimizle bir fakirin sofrasını şenlendirmektir. Bir borçlunun yükünü hafifletmek, yolda kalmışa el uzatmak ve bir yetimin yüzünü güldürmektir.
Böylece Rabbimizin bize verdiği nimetleri ebedî kazanca dönüştürmüş oluruz.
Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu ayetiyle bitirelim:
“Namazı kılın, zekâtı verin. Kendiniz için önceden ne hayır yaparsanız Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı eksiksiz görür.”
(Bakara, 2/110)