20.02.2026 Cuma Hutbesi

TAKİP ET

Ramazan ayının manevi iklimi, camilerin İslam toplumundaki yeri ve ibadet hayatının önemi üzerine mesajlar içeren 20.02.2026 tarihli cuma hutbesi.

Ramazan, Cami ve Hayat

“Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.”

Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:

“Beldelerin Allah’a en sevimli olan yerleri mescitlerdir.”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Tevbe Suresi 18. ayete ve Peygamber Efendimizin camilerin faziletini anlatan hadis-i şerifine dayanmaktadır.

Tarih: 20.02.2026

Muhterem Müslümanlar!

Cenâb-ı Hakk’a sonsuz hamd ve sena olsun ki on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e kavuşmuş bulunuyoruz. Ramazan ayı; Yüce Rabbimizin rahmet ve mağfiretinin üzerimize sağanak sağanak yağdığı, bereket ve inayetinin evlerimizden sokaklara taştığı müstesna bir zaman dilimidir.

Günlük hayatın koşuşturması içinde yıpranan iç dünyamızı onaran, hayatımıza anlam katan bir mekteptir. Ramazan; gönüllerimize huzur vermek ve kulluğumuzu doğru bir istikamet üzere güçlendirmek için bizlere sunulmuş büyük bir nimettir. Rabbimize, ailemize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı hatırlatan kıymetli bir fırsattır.

Aziz Müminler!

Ramazan ayı bizlere birçok güzellik sunduğu gibi camilerle aramızdaki bağı yeniden güçlendirmek için de önemli fırsatlar sunar.

Ezanları, mukabeleleri, ilim halkaları, teravih namazları ve cami avlularında kurulan iftar sofralarıyla Ramazan ayı; cami merkezli bir hayatın yeniden canlanmasına vesile olur.

Çünkü camiler; medeniyetimizin beşiği ve şehirlerimizin kalbidir. Camiler; imanı ahlakla, ibadeti bilinçle, bilgiyi hikmetle ve kulluğu sorumlulukla yoğuran mukaddes mekânlardır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Camiler, beldelerin Allah’a en sevimli olan mekânlarıdır.”

Değerli Müslümanlar!

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve yalnız Allah’tan korkan kimseler imar eder.”
(Tevbe, 9/18)

Camileri imar etmek sadece onları inşa etmek değildir. Camileri imar etmek; aynı safta omuz omuza durarak huzura varabilmektir. Minarelerin gölgesinde birlik, beraberlik ve kardeşlik şuuruna erişebilmektir.

Kıymetli Müminler!

Aile bağlarının zayıfladığı, akrabalık ve komşuluk ilişkilerinin giderek azaldığı bir çağda yaşıyoruz. İnsanlar kalabalıklar içinde yalnızlaşmakta, maneviyattan uzaklaşmaktadır.

Dünya nimetlerine aşırı yönelmek; huzursuzluğa, hayatı sadece dünyadan ibaret görmeye ve manevî değerlerden uzaklaşmaya sebep olmaktadır.

Bütün bu sorunların çözümü ise cami ile hayat arasındaki bağı güçlendirmekten ve İslam’ın bizleri bir araya getiren değerlerini yeniden hayatımıza taşımaktan geçmektedir.

Aziz Müslümanlar!

Ramazan ayının huzur veren manevî ikliminden gereği gibi istifade edebilirsek özümüze dönebilir ve kulluk bilincimizi güçlendirebiliriz.

Çocuklarımızın gönül dünyasında Ramazan’a dair güzel hatıralar bırakabilirsek onların geleceğe umutla bakmalarına katkı sağlayabiliriz.

Vaktin merkezine namazı, hayatın merkezine ise camiyi yerleştirebilirsek dünya ve ahiret saadetine ulaşabiliriz.

Hutbemizi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu müjdesiyle bitirelim:

“Bir kimse camiye gitmek için evinden çıktığında attığı her adım için kendisine bir sevap yazılır, diğer adımı için de bir günahı silinir.”