16.01.2026 Cuma Hutbesi

TAKİP ET

Din istismarının zararları, İslam'da aşırılığın reddi ve sahih dini bilginin önemi üzerine mesajlar içeren 16.01.2026 tarihli cuma hutbesi.

Din İstismarı

“Onlara: ‘Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın’ denildiğinde, ‘Biz ancak ıslah edenleriz’ derler.
Şunu bilin ki onlar bozguncuların ta kendileridir; fakat bunun farkında değillerdir.”

Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:

“Resûlullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
Ey insanlar! Dinde aşırılıktan sakının. Çünkü sizden öncekileri dinde aşırılık helâk etmiştir.”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi 11–12. ayetlere ve Peygamber Efendimizin dinde aşırılığı yasaklayan hadis-i şerifine dayanmaktadır.

Tarih: 16.01.2026

Muhterem Müslümanlar!

İnsanın yaratılış hikmetlerinden biri, yeryüzünü imar etmektir. İnsan, sahih dini bilgiye ulaştığı ölçüde hikmet üzere bir hayat inşa eder. Bu bilgiden uzaklaşıp heva ve hevesin, cehaletin ve hurafelerin peşine düştüğünde ise imar yerini ifsada, ıslah yerini bozgunculuğa bırakır.

Aziz Müminler!

Yüce dinimiz İslam, aşırılığı reddetmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:

“Ey insanlar! Dinde aşırılıktan sakının. Çünkü sizden öncekileri dinde aşırılık helâk etmiştir.”

İslam, Müslümanların orta yolu tutmalarını ve dengeli bir hayat sürmelerini ister. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Siz insanlara şahit olasınız, Peygamber de size şahit olsun diye sizi aşırılıklardan uzak bir ümmet kıldık.” (Bakara, 2/143)

Durum böyleyken barış ve esenlik dini olan İslam’ın yüce değerlerini istismar eden kişiler geçmişte olduğu gibi bugün de varlığını sürdürmektedir. Bu kimselerin asıl gayesi; din kisvesi altında İslam toplumu içinde fitne ve fesat çıkarmak, Müslümanları birbirine düşürmektir.

Kıymetli Müslümanlar!

Dini istismar edenler kendilerini dinin tek temsilcisi gibi gösterirler. İslam’ı kendi düşüncelerine hapsederler. Sahih dini bilgiye dayanmayan görüşlerini desteklemek için Kur’an-ı Kerim’i ve sünnet-i seniyyeyi gerçek anlamından koparıp keyfi yorumlara yönelirler.

Ayrıştırıcı ve dışlayıcı söylemlerini kabul ettirebilmek için hadis-i şerifleri devre dışı bırakmaktan çekinmezler. Şirk, tekfir ve cihad gibi kavramları çarpıtarak cana kıymaya ve Müslümanları birbirine düşürmeye araç hâline getirirler.

Kendilerini ıslah edici ve tevhidin savunucuları olarak tanıtan bu grupların gerçek yüzünü Kur’an-ı Kerim şöyle haber vermektedir:

“Onlara ‘Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın’ denildiğinde, ‘Biz sadece ıslah edenleriz’ derler. Şunu bilin ki onlar bozguncuların ta kendileridir, fakat bunun farkında değildirler.” (Bakara, 2/11-12)

Değerli Müminler!

Dinin sahibi Yüce Allah’tır. İslam’ı en doğru şekilde yaşayan Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’dir.

İslam’a göre hiç kimse kendisini Allah ve Resûlü’nün yerine koyamaz, onlar adına hüküm veremez. Geleneğimizden gelen dini ve tarihi birikimi yok sayamaz. Hiç kimse dinin tek temsilcisi olduğunu iddia edemez.

Hiç kimse mutlak doğrunun sadece kendisine ait olduğunu söyleyemez. Bir Müslümanı şirk veya küfürle itham ederek iman dairesinin dışına çıkaramaz. Onun canına, malına ve namusuna kast edemez.

Aziz Müslümanlar!

Ne yazık ki bugün Müslüman toplumlar, İslam’ı kendi tekelinde gören ve kendinden olmayanı dışlayan tehlikeli anlayışlarla karşı karşıyadır. Dijital mecralarda Müslüman gençlerin zihinlerini bulandırmaya çalışan, barış dini İslam’ı şiddetle yan yana göstermeye çalışan bu aykırı gruplar artık küresel bir problem hâline gelmiştir.

Birlik ve beraberliğimizi tehdit eden, geleceğimizi karartmak isteyen bu yapılara karşı dikkatli olmalıyız. Gençlerimizin sahih dini bilgiyi doğru yöntem ve metotlarla, ehil kişilerden almalarına özen göstermeliyiz.

Kur’an-ı Kerim’e, sünnet-i seniyyeye ve medeniyetimizden doğan İslami geleneğimize sahip çıkmalıyız. Unutmamalıyız ki İslam’a ve Müslümanlara en büyük zararı verenler; dinimizi, değerlerimizi ve kavramlarımızı istismar edenlerdir.