13.03.2026 Cuma Hutbesi

TAKİP ET

Peygamberlere iman, tevhid inancı ve İslam'da birlik bilinci üzerine mesajlar içeren 13.03.2026 tarihli cuma hutbesi; Kur'an ve sünnetin rehberliğini hatırlatıyor.

Hak ve Hakikatin Temsilcileri: Peygamberler

“O (Peygamber), kendi arzu ve hevesine göre konuşmaz. Onun söyledikleri kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir.”

Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:

“Ben Muhammed’im, Ahmed’im; peygamberlerin ardından gelenim. İnsanların arkamda toplanacağı el-Hâşir’im. Ben Tevbe Peygamberi’yim ve Rahmet Peygamberi’yim.”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Necm Suresi 3–4. ayetlere ve Peygamber Efendimizin kendi isimlerini ve vasıflarını anlattığı hadis-i şerife dayanmaktadır.

Tarih: 13.03.2026

Muhterem Müslümanlar!

Yüce dinimizin temel inanç esaslarından biri peygamberlere imandır. Peygamberler, Allah’ın insanlar arasından seçtiği elçileri ve hak ile hakikatin temsilcileridir. Onlar, insanlığa ebedî kurtuluş yolunu göstermek için gönderilmişlerdir. Peygamberler insanları tek olan Allah’a iman etmeye, yani tevhide davet etmişlerdir.

Aziz Müminler!

Hz. Âdem ile başlayan peygamberlik vazifesi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) ile sona ermiştir. Aynı şekilde Hz. Âdem ile başlayan ilahi mesaj, Ramazan ayında Kadir Gecesinde Peygamber Efendimize indirilen Kur’an-ı Kerim ile tamamlanmıştır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), zulmün ve cehaletin hâkim olduğu bir toplumu değiştirmiş; karanlıkları aydınlığa çevirmiştir.

Allah Resûlü (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:

“Ben Muhammed’im, Ahmed’im; peygamberlerin ardından gelenim. İnsanların arkamda toplanacağı el-Hâşir’im. Ben Tevbe Peygamberi’yim ve Rahmet Peygamberi’yim.”

Dolayısıyla kim güzel ahlaka ulaşmak istiyorsa Peygamber Efendimizin rehberliğinden ayrılmamalıdır. İyiliğin dünyaya hâkim olmasını isteyenler Kur’an ve sünnete sarılmalıdır.

Kıymetli Müslümanlar!

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Peygamber arzu ve hevesine göre konuşmaz. O, kendisine indirilen vahiyden başka bir şey değildir.”
(Necm, 53/3-4)

Bu nedenle Peygamberimizi ve onun mesajlarını inkâr etmek veya alay konusu yapmak, doğrudan Allah’ın kelâmına karşı gelmek anlamına gelir.

Cenâb-ı Hak peygamberlerle alay edenlerin akıbetini şöyle bildirmektedir:

“Senden önceki peygamberlerle de alay edilmişti. Sonunda onlarla alay edenleri, alaya aldıkları azap kuşatıverdi.”
(En’âm, 6/10)

Değerli Müminler!

Biz Müslümanlar peygamberler arasında ayrım yapmayız. Hepsinin Allah’ın elçisi olduğuna iman ederiz.

Hz. Âdem, Hz. İbrâhim, Hz. Mûsâ, Hz. Îsâ ve Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) aynı hakikati dile getirmişlerdir. Onların mesajlarının özü tevhiddir.

Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

“Andolsun ki biz her ümmete ‘Allah’a kulluk edin ve tâğuttan uzak durun’ diyen bir peygamber gönderdik.”
(Nahl, 16/36)

Aziz Müslümanlar!

İslam, inançta tevhidi istediği gibi sosyal hayatta da vahdeti yani birlik ve beraberliği emreder.

Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

“Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra gevşersiniz ve gücünüz gider. Sabırlı olun. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”
(Enfâl, 8/46)

Ne yazık ki bugün İslam coğrafyasında büyük acılar yaşanmakta, Müslümanlar zulüm altında kalmaktadır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Kadir Gecesinin gölgesinin üzerimize düştüğü şu günlerde vahyin aydınlığında, Peygamber Efendimizin rehberliğinde hayatımızın muhasebesini yeniden yapmalıyız.

Bir ve beraber olmalı, kardeşliğimizi güçlendirmeliyiz. Ramazan ayının son günlerinde birbirimiz ve bütün ümmet için dua etmeliyiz.

Değerli Müminler!

Önümüzdeki Çarşamba günü Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünü idrak edeceğiz. Bu vesileyle aziz şehitlerimize ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimize Yüce Rabbimizden rahmet diliyoruz.

Kadir Gecenizi şimdiden tebrik ediyoruz. Hutbemizi Kadir Suresi’nin meali ile bitirelim:

“Biz Kur’an’ı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. O gece melekler ve Cebrâil Rablerinin izniyle her bir iş için inerler. O gece tan yeri ağarıncaya kadar esenliktir.”
(Kadir, 97/1-5)