02.01.2026 Cuma Hutbesi
Her şeyin Allah'ın varlığını ve kudretini anlattığını vurgulayan 02.01.2026 tarihli cuma hutbesi; iman, tefekkür ve insanın sorumluluğu üzerine önemli mesajlar içerir.
Her Şey Allah’ı Anlatır
“Kim Allah’a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya yöneltir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Resûlullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
Allah’ın senin vesilenle bir kişiyi hidayete erdirmesi, senin için güneşin üzerine doğduğu ve battığı her şeyden daha hayırlıdır.”
Bu ifade Kur’an’dan bir ayete ve Peygamber Efendimizin bir hadis-i şerifine dayanmaktadır.
Tarih: 02.01.2026
Muhterem Müslümanlar!
İbret nazarıyla etrafına bakan bir insan, her şeyi yoktan var eden, şekillendiren ve idare eden bir yaratıcının olduğunu idrak eder. Gezegenlerin hiç sapmadan yörüngelerinde akıp gitmesi, güneşin yeryüzünü aydınlatması, ayın ve yıldızların bir kandil gibi geceyi süslemesi, bize adeta “Rabbini unutma!” diye haykırır.
Her köşesi hikmetle bezenmiş dünyamız, bizi bir ve tek olan Allah’a çağırır. Kur’an-ı Kerim;
“Onlar göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bakmazlar mı?” (Gâşiye, 88/18-20)
sorularıyla bizleri tefekküre davet eder.
Aziz Müminler!
İnsanı mutsuzluğa götüren sebeplerin başında inançsızlık gelmektedir. Çünkü inançsızlık hayatı anlamsızlaştırır, insanı yalnızlaştırır ve kişide sorumluluk bilincinin kaybolmasına sebep olur.
İman ise kalbe huzur ve güven verir. Kişiyi anlamsızlık karanlığından kurtarır. Bir yaratıcının varlığına inanmak ve onun her an yanında olduğunu bilmek, insanın gönlünü ferahlatır.
Ayet-i kerimede bu hakikat şöyle ifade edilir:
“Kim Allah’a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.”
(Tegâbün, 64/11)
Değerli Müslümanlar!
Hayata dair soruların cevaplarını Yüce Yaradan’ı inkâr ederek bulamayız. Nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi ve neden yaratıldığımızı vahy-i ilahi olmadan tam anlamıyla bilemeyiz.
İtaat ve isyan sınırlarının Allah tarafından belirlenmediği bir dünyada neyin doğru neyin yanlış olduğunu da açık şekilde kavrayamayız.
Kıymetli Müminler!
Yeryüzünde yaşanan hiçbir kötülüğün sebebi Allah Teâlâ değildir. O, kullarına karşı çok merhametlidir ve insanların iyiliğini ister.
Ancak nefsine uyan ve hevâsına tabi olan insanlar kötülüğe ve zulme sebep olurlar. Kur’an-ı Kerim’de bu gerçek şöyle ifade edilir:
“Gerçek şu ki Allah insanlara zerre kadar zulmetmez, ancak insanlar kendilerine zulmederler.”
(Yûnus, 10/44)
Aziz Müslümanlar!
Yüce Rabbimiz; kaynağını vahiyden alan peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndermekle kullarına büyük bir lütufta bulunmuştur.
Hak ile batılı, doğru ile yanlışı bildiren ilahi kitapları indirerek insanlığın huzur ve mutluluğunu istemiştir. Bu ilahi silsile, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) ve ona gönderilen Kur’an-ı Kerim ile kemale ermiştir.
Ahiret yurdunun yaratılması ise her hak sahibinin hakkını alması ve inanan ile inanmayanların ayrılması içindir.
Kıymetli Kardeşlerim!
Bugün bize düşen sorumluluk; inançsızlık girdabında boğulan insanlara gönül dünyamızı açmak ve ilahi mesajları onlarla buluşturmaktır.
Peygamber Efendimiz’in sünnetiyle gençlerimizin inanç susuzluğunu gidermek, çocuklarımızın gönüllerine tatlı dil ve güler yüzle Allah sevgisini nakşetmektir.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurur:
“Senin vesilenle Allah’ın bir kişiyi hidayete erdirmesi, senin için güneşin doğduğu ve battığı her şeyden daha hayırlıdır.”
(Taberanî, el-Mu’cemü’l-Kebir)
Kaynak: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü