<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Hutbeler</title>
         <link>https://www.gulum.net/hutbeler/</link>
         <description>Hutbeler kategorisinde güncel Cuma hutbeleri, dini nasihatler ve İslam&#39;ın rehberliğini anlatan anlamlı metinleri okuyabilir, haftalık hutbeleri takip edebilirsi</description><item>
			<title><![CDATA[24.04.2026 Cuma Hutbesi]]></title>
			<description><![CDATA[Eğitimin önemi, merhamet temelli eğitim anlayışı ve çocukların doğru değerlerle yetiştirilmesi üzerine mesajlar içeren 24.04.2026 tarihli cuma hutbesi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Merhamet Eğitimi

“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et…”

Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:

“Allah’ım! Bana öğrettiklerinle beni faydalandır. Bana faydalı olanı öğret ve ilmimi artır.”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Nahl Suresi 125. ayete ve Peygamber Efendimizin ilim ve fayda üzerine yaptığı duaya dayanmaktadır.



Tarih: 24.04.2026

Muhterem Müslümanlar!

Yüce dinimiz İslam’ın üzerinde hassasiyetle durduğu hususlardan biri de eğitimdir. Medeniyetimizde eğitim; ilimle hikmetin, bilgiyle ahlakın bir arada bulunduğu hakikat arayışı olarak görülür. İnsanı Allah’a yaklaştıran; sevgi, saygı ve şefkat gibi faziletlerle buluşturan bir eğitim anlayışı benimsenir.

Dünyalık başarının yanında kişinin; Rabbine, ailesine ve çevresine karşı sorumluluklarını yerine getirdiği bir eğitim bilinci hedeflenir. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “Allah’ım! Öğrettiklerinle beni faydalandır. Fayda verecek ilmi bana öğret ve ilmimi artır” duası bu anlayışın en güzel örneğidir.

Aziz Müminler!

Eğitim, ömür boyu devam eden bir süreçtir. Çünkü insan eğitimle şekillenir. Eşyanın hikmetini ve yaratılışın gayesini eğitimle kavrayabilir.

İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan eğitimle ayırabilir. Dinin, canın, malın, neslin ve aklın korunduğu erdemli bir toplum ancak eğitimle inşa edilebilir. Adalet ve merhametin hâkim olduğu bir medeniyet ancak eğitimle kurulabilir.

Kıymetli Müslümanlar!

Bugün dünya, insanı insan yapan değerlerin zayıfladığı bir dönemden geçmektedir. Bu durumdan kurtuluş; insanın özüne dönmesi, vahyin rehberliğine sarılması ve Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını örnek almasıyla mümkündür.

Bizler; “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et” emrini kendine şiar edinmiş bir medeniyetin mensuplarıyız.

Aynı zamanda, merhamet eğitimiyle tüm insanlığa rehber olan Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’in ümmetiyiz.

Değerli Müminler!

Bugün her birimize düşen görev; bizi ayakta tutan değerlerimize sımsıkı sarılmaktır.

Çocuklarımızı ve gençlerimizi zararlı alışkanlıklardan, sapkın ideolojilerden ve yanlış yönlendirmelerden korumak için daha fazla gayret göstermeliyiz.

Onların zihinlerine ilmi, kalplerine imanı, hayatlarına ibadet ve güzel ahlakı yerleştirmeliyiz.

Hutbemizi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu duası ile bitiriyoruz:

“Allah’ım! Huşû duymayan kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gulum.net/images/haberler/2026/04/24-04-2026-cuma-hutbesi-2338.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/04/24-04-2026-cuma-hutbesi-2338.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/04/24-04-2026-cuma-hutbesi-2338-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/04/24-04-2026-cuma-hutbesi-2338.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gulum.net/24-04-2026-cuma-hutbesi/9188/</link>
			<pubDate>Fri, 24 Apr 2026 17:50:59 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[17.04.2026 Cuma Hutbesi]]></title>
			<description><![CDATA[Toplumsal birlik, sorumluluk bilinci ve çocukları koruma üzerine mesajlar içeren 17.04.2026 tarihli cuma hutbesi; dayanışma ve bilinçli nesil vurgusu yapıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Birbirimize Kenetlenelim, Sorumluluklarımızı İdrak Edelim

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…”

Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:

“Müminler, birbirine kenetlenmiş bir bina gibidir; birbirlerini destekleyip güçlendirirler.”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Tahrîm Suresi 6. ayete ve Peygamber Efendimizin müminlerin birlik ve dayanışmasını anlatan hadis-i şerifine dayanmaktadır.



Tarih: 17.04.2026

Muhterem Müslümanlar!

Hafta içinde yüreklerimizi dağlayan, hepimizi derin bir üzüntüye sevk eden elim hadiseler yaşadık. Öğretmen ve öğrencilerimizi hedef alan saldırılar sebebiyle canlarımız hayattan koparıldı, birçok kardeşimiz de yaralandı.

Yüce Rabbimizden; hayatlarını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Cenâb-ı Hak, yakınlarına sabr-ı cemil ihsan eylesin. Milletimizin başı sağ olsun.

Aziz Müminler!

Bugünler, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in,

“Müminin mümine karşı durumu, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyen bir bina gibidir.”

buyurduğu üzere, milletçe kenetlenme, acıları paylaşma ve huzuru koruma günleridir.

Bu günler; Yüce Rabbimizin merhametine, devletimizin basiretine ve milletimizin sağduyusuna güvenme günleridir.

Kıymetli Müslümanlar!

Acımız büyük. Ancak dün olduğu gibi bugün de el ele vererek bütün sıkıntıların üstesinden gelebiliriz.

Yeter ki kötülüğün içimizi karartmasına, birbirimize olan güvenimizi sarsmasına izin vermeyelim.

Evlatlarımızın; vatanına, değerlerine bağlı, imanlı ve ahlaklı bireyler olarak yetişmeleri için daha fazla gayret göstermeliyiz.

Değerli Müminler!

Günümüzde çocuklarımız çok yönlü tehditler altındadır. Dijital bağımlılıklar, zararlı alışkanlıklar, bilinçsiz tüketim ve olumsuz iletişim dili; onların zihin ve gönül dünyasını etkilemektedir.

Bu nedenle; anne babalar, eğitimciler, medya, toplum ve tüm bireyler olarak daha fazla sorumluluk üstlenmeliyiz.

Çocuklarımızın kimlerle arkadaşlık ettiğine, dijital dünyada nasıl vakit geçirdiğine dikkat etmeliyiz. Onları zararlı içeriklerden, şiddet içeren oyunlardan ve yanlış yönlendirmelerden korumalıyız.

Aileyi, çocukların sığınacağı en güvenli liman hâline getirmeliyiz.

Aziz Müslümanlar!

Yüce Rabbimizden; başta çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere hepimiz için dünya ve ahiret huzuru diliyoruz.

Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu uyarısıyla bitirelim:

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…”
(Tahrîm, 66/6)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gulum.net/images/haberler/2026/04/10-04-2026-cuma-hutbesi-2788.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/04/10-04-2026-cuma-hutbesi-2788.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/04/10-04-2026-cuma-hutbesi-2788-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/04/10-04-2026-cuma-hutbesi-2788.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gulum.net/17-04-2026-cuma-hutbesi/9187/</link>
			<pubDate>Fri, 24 Apr 2026 17:43:13 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[10.04.2026 Cuma Hutbesi]]></title>
			<description><![CDATA[İslam’ın tevhid ve vahdet anlayışı, birlik ve kardeşlik bilinci ile insanlığa sunduğu huzur mesajlarını anlatan 10.04.2026 tarihli cuma hutbesi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[İslam

Görseldeki Arapça metnin Türkçe anlamı şöyledir:

“Şüphesiz Allah katında din İslam’dır.”

Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:

“Allah’ım! Ayrılıktan, nifaktan ve kötü ahlaktan sana sığınırım.”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Âl-i İmrân Suresi 19. ayete ve Peygamber Efendimizin dua mahiyetindeki hadis-i şerifine dayanmaktadır.



Tarih: 10.04.2026

Muhterem Müslümanlar!

Cenâb-ı Hak, dünyamızı ve ahiretimizi mamur kılalım diye bizlere akıl ve irade vermiş, peygamberler göndermiş, kitaplar indirmiştir.

“Allah katında yegâne din İslam’dır” fermanıyla, kıyamete kadar gelecek bütün insanlar için İslam’ı seçmiştir.

İslam; insanlığı huzur ve mutluluğa davet eden bir dindir. Zihinleri kötü düşüncelerden, nefisleri bencillik ve hırstan arındıran, insanlığa kurtuluş yolunu gösteren bir dindir. Dürüstlüğü ve hakkaniyeti, iyiliği ve güzelliği yeryüzünde hâkim kılmayı öğreten bir dindir.

Aziz Müminler!

İslam’ın özü tevhittir.

Tevhid; azamet ve yüceliğin sadece Allah’a ait olduğunu kabul etmektir. Varlığın gerçek sahibine teslim olmak, heva ve hevesin esaretinden kurtulup gerçek özgürlüğe ulaşmaktır.

Tevhid; Allah’tan başka hiçbir varlığın önünde eğilmemek, hak ve hakikat uğrunda onurlu bir duruş sergilemektir.

Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır:

“Allah sizin Rabbinizdir. O’ndan başka ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyleyse O’na kulluk edin. Güvenilip dayanılacak tek varlık O’dur.”
(En’âm, 6/102)

Değerli Müslümanlar!

İslam’ın toplumsal hayattaki yansıması ise vahdettir.

Vahdet; birliktir, beraberliktir, kardeşliktir. Dilleri ve coğrafyaları farklı olsa da Rabbi bir, peygamberi bir, kitabı bir olan müminlerin kenetlenmesidir.

Farklılıkları ayrılık sebebi değil, zenginlik olarak görmek; bölünmek yerine birleşmeyi tercih etmektir.

Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

“Doğrusu sizin ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyleyse bana kulluk edin.”
(Enbiyâ, 21/92)

Kıymetli Müslümanlar!

Bugün insanlığı içine düştüğü krizlerden kurtaracak olan, İslam’ın rehberliğidir. Dünyayı huzura kavuşturacak olan, Kur’an-ı Kerim’in hayat veren ilkeleridir.

Gönülleri birleştirecek olan ise Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakıdır.

Aziz Müslümanlar!

İslam’ın sahibi Allah’tır. Onu gönderen de, kıyamete kadar koruyacak olan da O’dur.

Bu dinin kitabı Kur’an-ı Kerim, peygamberi ise Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’dir. Hiçbir kişi veya grup İslam’ı kendi tekeline alamaz.

Tevhid adına fitne ve fesat çıkarılamaz. Ümmetin birliğine zarar verilemez. İslam; dar kalıplara sığmayacak kadar yüce ve evrensel bir dindir.

Cenâb-ı Hak bizleri birlik ve beraberlikten ayırmasın. Hutbemizi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu duasıyla bitirelim:

“Allah’ım! Bozgunculuktan, nifaktan ve kötü ahlaktan sana sığınırım.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gulum.net/images/haberler/2026/04/10-04-2026-cuma-hutbesi-3791_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/04/10-04-2026-cuma-hutbesi-3791_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/04/10-04-2026-cuma-hutbesi-3791-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/04/10-04-2026-cuma-hutbesi-3791_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gulum.net/10-04-2026-cuma-hutbesi/9085/</link>
			<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 19:41:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[03.04.2026 Cuma Hutbesi]]></title>
			<description><![CDATA[Cuma gününün fazileti, ümmet bilinci, birlik ve beraberliğin önemi üzerine mesajlar içeren 03.04.2026 tarihli cuma hutbesi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Cuma ve Ümmet Bilinci

“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.”

Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:

“Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür…”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Cuma Suresi 9. ayete ve Peygamber Efendimizin Cuma gününün faziletini anlatan hadis-i şerifine dayanmaktadır.



Tarih: 03.04.2026

Muhterem Müslümanlar!

Bugün Cuma... Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, “Güneşin üzerine doğduğu en hayırlı gün, Cuma günüdür...”

Bugün, biz müminlerin haftalık buluşma günüdür. Birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin perçinlendiği müstesna bir zaman dilimidir.

Aziz Müminler!

Cuma günü yerine getirmemiz gereken sorumlulukların başında Cuma namazını eda etmek gelmektedir.

Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır.”
(Cuma, 62/9)

Bu çağrı sadece bedenlerin bir araya gelmesi için değil; kalplerin kaynaşması, gönüllerin aynı hakikatte birleşmesi içindir. Omuzların birbirine değdiği gibi kalplerin de birbirine dokunması içindir.

Değerli Müminler!

Cuma namazına yapılan bu çağrı; Müslümanlara ayrılıkları bir kenara bırakmayı, birlik ve beraberliği kuşanmayı öğretir.

Bu çağrı; tefrikadan uzaklaşıp ümmet olmayı, birbirine destek olmayı hatırlatır. Sahabe-i kiramın hutbeyi büyük bir dikkat ve saygıyla dinleyen örnek hayatına işaret eder.

Aynı zamanda bu çağrı; İslam’ın hakikatini ve Peygamber Efendimizin rahmet dolu mesajlarını bütün dünyaya ulaştırma sorumluluğumuzu hatırlatır.

Kıymetli Müslümanlar!

Cuma günü Allah’ın huzuruna çıkmaya hazırlanan müminler; sadece ibadetlerinde değil, sosyal hayatlarında da güzel ahlak sahibi olmalıdır.

Birbirlerine sırt çevirmemeli, birbirlerinin dertlerine çare olmalıdır. Gereksiz tartışmalardan uzak durmalı, kardeşlik bağlarını güçlendirmelidir.

Cuma namazında aynı safta duran ümmet-i Muhammed; cami dışında da birlik içinde olmalı, zorluklara karşı birlikte sabretmeli ve her durumda dayanışma içinde hareket etmelidir.

Aziz Müslümanlar!

Bugün savaşların, acıların ve zulmün yaşandığı bir dünyada bizlere düşen görev; Cuma ve ümmet bilincini diri tutmaktır.

Gönüllerimizi aynı inanç, aynı duygu ve aynı ideal etrafında birleştirmeliyiz. Cuma gününü; kardeşliğimizi güçlendirme, dayanışmamızı artırma ve birlik ruhumuzu tazeleme vesilesi kılmalıyız.

Unutmayalım ki birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır.

Cumamızı tebrik ediyor, hutbemizi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifiyle bitiriyoruz:

“Kim güzelce abdest alıp Cumaya gelir, hutbeyi dikkatle dinlerse, o Cuma ile diğer Cuma arasındaki günahları bağışlanır.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gulum.net/images/haberler/2026/04/03-04-2026-cuma-hutbesi-7662.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/04/03-04-2026-cuma-hutbesi-7662.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/04/03-04-2026-cuma-hutbesi-7662-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/04/03-04-2026-cuma-hutbesi-7662.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gulum.net/03-04-2026-cuma-hutbesi/9081/</link>
			<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 21:45:47 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[27.03.2026 Cuma Hutbesi]]></title>
			<description><![CDATA[Tevekkülün gerçek anlamı, sorumluluk bilinci, çalışma ve Allah’a güven dengesi üzerine mesajlar içeren 27.03.2026 tarihli cuma hutbesi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Tevekkül

“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. Ve onun çalışması ileride mutlaka görülecektir.”

Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:

“‘Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.’ deyiniz. Biz yalnızca Allah’a tevekkül ettik.”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Necm Suresi 39–40. ayetlere ve Peygamber Efendimizin tevekkülü öğütleyen hadis-i şerifine dayanmaktadır.



Tarih: 27.03.2026

Muhterem Müslümanlar!

Yüce dinimiz İslam’ın hayatımızın her alanına yansıtmamızı emrettiği ilkelerden biri tevekküldür. Tevekkül; Müslümanın, sorumluluklarını hakkıyla yerine getirip Allah’ın rahmet ve merhametine sığınmasıdır. Üzerine düşen tedbirleri alıp Allah’ın takdirini beklemesidir. Meşru isteklerine ulaşmak için sebeplere sarılması, aklını ve iradesini doğru yönde kullanması, Allah’a güvenip dayanmasıdır.

Aziz Müminler!

Tevekkül; bir ebeveynin, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunamaz” buyruğuna uyarak evlatlarına güzel örnek olması ve ardından onlardan erdem ve fazilet beklemesidir.

Bir gencin ise, “Yaptığınız işi güzel yapın. Allah işini güzel yapanları sever” ilkesi gereğince geleceğini ilim, sanat ve meslek çerçevesinde şekillendirmesi, sonra Allah’tan başarı istemesidir.

Kıymetli Müslümanlar!

Kimi zaman tevekkül; bir tüccarın ölçüyü ve tartıyı eksiksiz yaptıktan sonra Allah’tan hayırlı kazanç dilemesidir.

Kimi zaman da tevekkül; bir çiftçinin toprağı doğru işleyip, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Sadece Allah’a tevekkül ettik deyiniz” hadis-i şerifi gereğince hasadın bereketini Allah’a bırakmasıdır.

Değerli Müminler!

Tevekkül; tembelliğin sığınağı, miskinliğin bahanesi değildir. Aksine bir uyanış ve sorumluluk bilincidir.

Allah’ın yardımını ümit ederek fiilî dua etmek, çağın gereklerine uygun bilgi ve teknoloji üretmek, başarı için emek sarf etmek ve sonuç için Allah’a güvenmektir.

Zaferlerin emeksiz elde edilemeyeceği bilinciyle çalışmak, düşmanlara karşı güçlü olmak için gayret etmek ve Allah’tan yardım dilemek tevekkülün bir gereğidir.

Aziz Müslümanlar!

“Allah’ın dediği olur” diyerek tedbiri terk etmek, “Kaderde ne varsa o olur” anlayışıyla sorumlulukları ihmal etmek, “Allah rızkımı verir” diyerek çalışmayı bırakmak, İslam’ın tevekkül anlayışında asla yer bulmaz.

Müslümana düşen; “Tedbir kuldan, takdir Allah’tan” şuuruyla çalışmak ve gayret etmektir.

Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalışmasının sonucu ileride mutlaka görülecektir.”
(Necm, 53/39-40)

Kıymetli Kardeşlerim!

Kalplerimizin huzur bulması için hayatımızın her alanında tevekküle ihtiyacımız vardır. Okurken, çalışırken, ailemizin rızkını temin ederken ve zorluklarla mücadele ederken Allah’a güvenip dayanmalıyız.

Zaman; kendimize gelme, tevekkül anlayışımızı gözden geçirme ve hayatımızı yeniden düzene koyma zamanıdır.

Hutbemizi İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un şu sözleriyle bitirelim:

“Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol;
Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/27-03-2026-cuma-hutbesi-9847_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/27-03-2026-cuma-hutbesi-9847_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/27-03-2026-cuma-hutbesi-9847-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/27-03-2026-cuma-hutbesi-9847_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gulum.net/27-03-2026-cuma-hutbesi/9079/</link>
			<pubDate>Sat, 28 Mar 2026 10:47:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[20.03.2026 Cuma Hutbesi (Ramazan Bayramı)]]></title>
			<description><![CDATA[Ramazan Bayramı’nın birlik, kardeşlik, yardımlaşma ve paylaşma ruhunu anlatan; bayramın manevi değerlerini vurgulayan 20.03.2026 tarihli cuma hutbesi (ramazan bayramı).]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ramazan Bayramı

“Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.”

Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:

“Ey insanlar! Selâmı yayınız, yemek yediriniz, akrabalık bağlarını koruyunuz, insanlar uyurken namaz kılınız ki selametle cennete giresiniz.”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Nisâ Suresi 36. ayete ve Peygamber Efendimizin toplumsal ahlakı ve kardeşliği öğütleyen hadis-i şerifine dayanmaktadır.



Tarih: 20.03.2026

Muhterem Müslümanlar!

Bugün Ramazan Bayramı. Bir yandan Ramazan-ı şerifi idrak etmenin huzurunu, diğer yandan bayrama kavuşmanın sevincini yaşamaktayız.

Bayramlar; birlik ve beraberlik günleridir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), “Birbirinizle ilgi ve alakayı kesmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Birbirinize kin beslemeyin. Birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun” buyurarak bizleri kardeşliğe davet etmektedir. Ümmet-i Muhammed olarak bizler de aramızdaki küskünlükleri sonlandırabilir, ayrılık ve gayrılığı bir tarafa bırakabilirsek; bayramın neşe, sevinç ve mutluluğunu daha fazla hissedebiliriz. Aramıza fitne ve fesat tohumları ekmek isteyenlere karşı uyanık olur, gönlümüzü birbirimize samimiyetle açabilirsek her günümüzü bayram kılabiliriz.

Aziz Müminler!

Bayramlar; ailece bir arada olduğumuz, aynı havayı soluduğumuz, sevgi ve muhabbeti paylaştığımız özel günlerdir. Anne-babamızın hoşnutluğunu kazandığımız, ellerini öpüp hayır dualarını aldığımız bereket günleridir.

Bayramlar; Allah Resûlü (s.a.s)’in, “Ey insanlar! Selâmı aranızda yayın, yemek yedirin, akrabalık bağlarınızı gözetin, insanlar uykuda iken namaz kılın ve selametle cennete girin” tavsiyesine uyarak akrabalık ve komşuluk hukukumuzu gözettiğimiz günlerdir.

Kıymetli Müslümanlar!

Bayramlar; millet olarak Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, “Kim, bir kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir” müjdesine nail olmak umuduyla ihtiyaç sahiplerinin sıkıntılarına çare, darda kalanların yaralarına merhem, zulüm altındaki kardeşlerimizin dertlerine derman olduğumuz günlerdir.

Bayramlar; aynı zamanda mukaddes değerler uğruna canından geçen aziz şehitlerimizin, ahirete irtihal eden kahraman gazilerimizin ve bu günlere gelmemize vesile olan geçmişlerimizin kabirlerini ziyaret edip onlar için dua ettiğimiz müstesna zamanlardır.

Değerli Müminler!

Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, Uhud Savaşı’ndan sonra yetim kalan bir çocuğa, “Ben senin baban, Âişe de annen olsun istemez misin?” sözü, yetimlere karşı nasıl davranmamız gerektiğini bizlere öğretmektedir.

Bugün bizler de Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını kuşanarak yetim ve öksüzlere sahip çıkalım, onların bayram sevincini paylaşalım. Küçüğüyle büyüğüyle, genciyle yaşlısıyla, hastasıyla sağlıklısıyla; yetim, öksüz ve tüm çocuklarıyla bayramı hep birlikte bir sevinç gününe dönüştürelim.

Aziz Müslümanlar!

Başta Mescid-i Aksâ olmak üzere, mazlum coğrafyaların, zulüm altında inleyenlerin ve yurtsuz kalmış bütün insanların daha güzel günlere kavuşması temennisiyle Ramazan Bayramınızı tebrik ediyoruz.

Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu ayetiyle bitirelim:

“Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.”
(Nisâ, 4/36)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/20-03-2026-cuma-hutbesi-ramazan-bayrami-3278_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/20-03-2026-cuma-hutbesi-ramazan-bayrami-3278_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/20-03-2026-cuma-hutbesi-ramazan-bayrami-3278-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/20-03-2026-cuma-hutbesi-ramazan-bayrami-3278_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gulum.net/20-03-2026-cuma-hutbesi-ramazan-bayrami/9068/</link>
			<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 13:08:56 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[20.03.2026 Cuma Hutbesi]]></title>
			<description><![CDATA[Ramazan sonrası hayatı ibadet bilinciyle sürdürmenin önemi, istikamet, sabır ve süreklilik vurgusunu anlatan 20.03.2026 tarihli cuma hutbesi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hayatı Ramazan Kılmak

“Şüphesiz ‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip sonra dosdoğru olanlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir. İşte onlar cennet ehlidir; yaptıklarına karşılık orada ebedî kalacaklardır.”

Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:

“Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır.”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Ahkâf Suresi 13–14. ayetlere ve Peygamber Efendimizin amelde sürekliliğin önemini vurgulayan hadis-i şerifine dayanmaktadır.



Tarih: 20.03.2026

Muhterem Müslümanlar!

Yüce Rabbimize hamdolsun ki bu yıl aynı günde iki bayramı idrak ediyoruz. Ramazan Bayramı’nın ilk gününü yaşarken, biz müminlerin haftalık bayramı olan Cuma namazı için bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Aziz Müminler!

Ramazan-ı Şerif; maddi ve manevi birçok güzelliği elde ettiğimiz müstesna bir mektep oldu.

Bu mübarek ayda camilerimiz cemaatle doldu, gönüllerimiz muhabbetle birleşti. Tekbir ve salavatlarla kubbelerimiz şenlendi. Sahurla bereketlendik, oruçla ruhumuzu arındırdık. Kur’an-ı Kerim ile gönüllerimizi nurlandırdık. Teravih ve teheccüd namazlarıyla gecelerimizi ihya ettik.

Zekât ve fitrelerimizle paylaşmanın huzurunu yaşadık. Hatalarımızı gözden geçirdik, günahlarımız için Rabbimizden bağışlanma diledik.

Kıymetli Müslümanlar!

Allah’ın razı olduğu bir kul, insanların hoşnut olduğu bir Müslüman olmanın yolu hayatı Ramazan kılmaktan geçer.

Hayatı Ramazan kılmak; Kur’an-ı Kerim’i okumak, anlamak ve hayatımıza tatbik etmekle mümkündür. Rabbimizin zikrini dilimize ve kalbimize yerleştirmek, namazlarımızı hakkıyla eda etmekle gerçekleşir.

Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu müjdesini unutmayalım:

“Kim Ramazan orucunu tutar ve ardından Şevval ayında altı gün daha oruç tutarsa, bütün yıl oruç tutmuş gibi olur.”

Değerli Müminler!

Hayatı Ramazan kılmak; yıl boyunca ihtiyaç sahiplerini gözetmek, yetim ve öksüzlerin yüzünü güldürmekle olur.

İyiliği yeryüzüne yaymak, kötülüğe karşı durmak, birlik ve beraberliği güçlendirmekle olur. Helal kazançla hayatımızı bereketlendirmek, ailede sevgi ve merhameti hâkim kılmak, toplumda adalet ve hakkaniyeti yaymakla mümkündür.

Kısacası hayatı Ramazan kılmak; elimizi, dilimizi ve nefsimizi kötülüklerden koruduğumuz bir hayat sürmekle mümkündür.

Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

“Rabbimiz Allah’tır deyip sonra dosdoğru olanlara korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar cennetliktir ve orada ebedî kalacaklardır.”
(Ahkâf, 46/13-14)

Aziz Müslümanlar!

Unutmayalım ki Ramazan mektebinde aldığımız eğitim, ancak onu bir ömre yaydığımızda gerçek anlamına ulaşacaktır.

Hutbemizi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifiyle bitirelim:

“Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/20-03-2026-cuma-hutbesi-4760_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/20-03-2026-cuma-hutbesi-4760_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/20-03-2026-cuma-hutbesi-4760-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/20-03-2026-cuma-hutbesi-4760_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gulum.net/20-03-2026-cuma-hutbesi/9067/</link>
			<pubDate>Thu, 19 Mar 2026 12:52:10 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[13.03.2026 Cuma Hutbesi]]></title>
			<description><![CDATA[Peygamberlere iman, tevhid inancı ve İslam’da birlik bilinci üzerine mesajlar içeren 13.03.2026 tarihli cuma hutbesi; Kur’an ve sünnetin rehberliğini hatırlatıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Hak ve Hakikatin Temsilcileri: Peygamberler

“O (Peygamber), kendi arzu ve hevesine göre konuşmaz. Onun söyledikleri kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir.”

Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:

“Ben Muhammed’im, Ahmed’im; peygamberlerin ardından gelenim. İnsanların arkamda toplanacağı el-Hâşir’im. Ben Tevbe Peygamberi’yim ve Rahmet Peygamberi’yim.”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Necm Suresi 3–4. ayetlere ve Peygamber Efendimizin kendi isimlerini ve vasıflarını anlattığı hadis-i şerife dayanmaktadır.



Tarih: 13.03.2026

Muhterem Müslümanlar!

Yüce dinimizin temel inanç esaslarından biri peygamberlere imandır. Peygamberler, Allah’ın insanlar arasından seçtiği elçileri ve hak ile hakikatin temsilcileridir. Onlar, insanlığa ebedî kurtuluş yolunu göstermek için gönderilmişlerdir. Peygamberler insanları tek olan Allah’a iman etmeye, yani tevhide davet etmişlerdir.

Aziz Müminler!

Hz. Âdem ile başlayan peygamberlik vazifesi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) ile sona ermiştir. Aynı şekilde Hz. Âdem ile başlayan ilahi mesaj, Ramazan ayında Kadir Gecesinde Peygamber Efendimize indirilen Kur’an-ı Kerim ile tamamlanmıştır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), zulmün ve cehaletin hâkim olduğu bir toplumu değiştirmiş; karanlıkları aydınlığa çevirmiştir.

Allah Resûlü (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:

“Ben Muhammed’im, Ahmed’im; peygamberlerin ardından gelenim. İnsanların arkamda toplanacağı el-Hâşir’im. Ben Tevbe Peygamberi’yim ve Rahmet Peygamberi’yim.”

Dolayısıyla kim güzel ahlaka ulaşmak istiyorsa Peygamber Efendimizin rehberliğinden ayrılmamalıdır. İyiliğin dünyaya hâkim olmasını isteyenler Kur’an ve sünnete sarılmalıdır.

Kıymetli Müslümanlar!

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Peygamber arzu ve hevesine göre konuşmaz. O, kendisine indirilen vahiyden başka bir şey değildir.”
(Necm, 53/3-4)

Bu nedenle Peygamberimizi ve onun mesajlarını inkâr etmek veya alay konusu yapmak, doğrudan Allah’ın kelâmına karşı gelmek anlamına gelir.

Cenâb-ı Hak peygamberlerle alay edenlerin akıbetini şöyle bildirmektedir:

“Senden önceki peygamberlerle de alay edilmişti. Sonunda onlarla alay edenleri, alaya aldıkları azap kuşatıverdi.”
(En’âm, 6/10)

Değerli Müminler!

Biz Müslümanlar peygamberler arasında ayrım yapmayız. Hepsinin Allah’ın elçisi olduğuna iman ederiz.

Hz. Âdem, Hz. İbrâhim, Hz. Mûsâ, Hz. Îsâ ve Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) aynı hakikati dile getirmişlerdir. Onların mesajlarının özü tevhiddir.

Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

“Andolsun ki biz her ümmete ‘Allah’a kulluk edin ve tâğuttan uzak durun’ diyen bir peygamber gönderdik.”
(Nahl, 16/36)

Aziz Müslümanlar!

İslam, inançta tevhidi istediği gibi sosyal hayatta da vahdeti yani birlik ve beraberliği emreder.

Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

“Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra gevşersiniz ve gücünüz gider. Sabırlı olun. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”
(Enfâl, 8/46)

Ne yazık ki bugün İslam coğrafyasında büyük acılar yaşanmakta, Müslümanlar zulüm altında kalmaktadır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Kadir Gecesinin gölgesinin üzerimize düştüğü şu günlerde vahyin aydınlığında, Peygamber Efendimizin rehberliğinde hayatımızın muhasebesini yeniden yapmalıyız.

Bir ve beraber olmalı, kardeşliğimizi güçlendirmeliyiz. Ramazan ayının son günlerinde birbirimiz ve bütün ümmet için dua etmeliyiz.

Değerli Müminler!

Önümüzdeki Çarşamba günü Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünü idrak edeceğiz. Bu vesileyle aziz şehitlerimize ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimize Yüce Rabbimizden rahmet diliyoruz.

Kadir Gecenizi şimdiden tebrik ediyoruz. Hutbemizi Kadir Suresi’nin meali ile bitirelim:

“Biz Kur’an’ı Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. O gece melekler ve Cebrâil Rablerinin izniyle her bir iş için inerler. O gece tan yeri ağarıncaya kadar esenliktir.”
(Kadir, 97/1-5)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/13-03-2026-cuma-hutbesi-2537_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/13-03-2026-cuma-hutbesi-2537_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/13-03-2026-cuma-hutbesi-2537-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/13-03-2026-cuma-hutbesi-2537_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gulum.net/13-03-2026-cuma-hutbesi/9039/</link>
			<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 11:00:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[06.03.2026 Cuma Hutbesi]]></title>
			<description><![CDATA[Zekât ve fıtır sadakasının önemi, paylaşma bilinci ve Ramazan ayında yardımlaşmanın toplumsal huzura katkısını anlatan 06.03.2026 tarihli cuma hutbesi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Zekât ve Fıtır Sadakası

“Namazı kılın, zekâtı verin. Kendiniz için önceden ne hayır yaparsanız onu Allah katında bulursunuz. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı görmektedir.”

Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:

“...Sadaka, suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları söndürür.”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi 110. ayete ve Peygamber Efendimizin sadakanın faziletini anlatan hadis-i şerifine dayanmaktadır.



Tarih: 06.03.2026

Muhterem Müslümanlar!

Malımız, mülkümüz ve sahip olduğumuz bütün imkânlar Yüce Rabbimiz tarafından bizlere verilmiş birer emanettir. Bu emanetlerin şükrünü eda etmek; varlıklarımızı ihtiyaç sahipleriyle, yetimlerle, öksüzlerle ve kimsesizlerle paylaşmakla mümkün olur. İşte bu emanet bilincinin ibadete dönüşmüş hâli zekât ve fıtır sadakasıdır.

Aziz Müminler!

Zekât, İslam’ın beş temel esasından biridir. Zekât yalnızca bir bağış değil, Allah ve Resûlü tarafından belirlenmiş bir ibadettir. Malı eksilten değil, bereketlendiren ilahi bir nimettir.

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:

“Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir pay vardır.”
(Zâriyât, 51/19)

Bu ayet bize zekâtın fakire verilen bir lütuf değil, onun hakkının teslim edilmesi olduğunu öğretmektedir.

Kıymetli Müslümanlar!

Zekât; müminler arasında yardımlaşma ve dayanışmayı artırır, rahmet ve şefkat köprüleri kurar. Birlik ve beraberliğin güçlenmesine vesile olur.

Kardeşlik duygusunun gönüllerde, evlerde ve sofralarda hissedilmesini sağlar. Bu yönüyle zekât, toplumda huzurun ve barışın tesis edilmesine önemli katkı sunar.

Zekât vermek kişiyi bencillikten, hasetten ve cimrilikten arındırır. İnsan içindeki mal sevgisini ve dünya hırsını dizginler.

Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Sadaka; suyun ateşi söndürdüğü gibi günahları söndürür.”

Değerli Müminler!

Fitre olarak bilinen fıtır sadakası, Ramazan ayına ulaşmanın ve bayrama kavuşmanın şükrüdür.

Peygamber Efendimiz (s.a.s), bayram namazı kılınmadan önce fıtır sadakalarının ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını tavsiye etmiştir. Böylece Ramazan Bayramı; merhametin, paylaşmanın ve sevincin toplumun tamamına yayıldığı müstesna bir zaman dilimine dönüşür.

Aziz Müslümanlar!

Zekât ve fıtır sadakasında esas olan; kişinin öncelikle ihtiyaç sahibi akrabalarını ve komşularını gözetmesidir. Ardından yardımlarını mazlum ve mağdur coğrafyalardaki kardeşlerine ulaştırmasıdır.

Bugün bize düşen görev; Ramazan ayını vesile kılarak zekât ve fitrelerimizle bir fakirin sofrasını şenlendirmektir. Bir borçlunun yükünü hafifletmek, yolda kalmışa el uzatmak ve bir yetimin yüzünü güldürmektir.

Böylece Rabbimizin bize verdiği nimetleri ebedî kazanca dönüştürmüş oluruz.

Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu ayetiyle bitirelim:

“Namazı kılın, zekâtı verin. Kendiniz için önceden ne hayır yaparsanız Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı eksiksiz görür.”
(Bakara, 2/110)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/06-03-2026-cuma-hutbesi-9653_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/06-03-2026-cuma-hutbesi-9653_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/06-03-2026-cuma-hutbesi-9653-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/06-03-2026-cuma-hutbesi-9653_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gulum.net/06-03-2026-cuma-hutbesi/9038/</link>
			<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 10:53:11 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[27.02.2026 Cuma Hutbesi]]></title>
			<description><![CDATA[Bağımlılığın zararları, alkol, uyuşturucu, kumar ve dijital bağımlılık tehlikesi ile Ramazan ayının insan hayatında yeni başlangıçlar için sunduğu fırsatı anlatan 27.02.2026 tarihli cuma hutbesi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bağımlılıkla Mücadelede Ramazan Bir Fırsattır

“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Onlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.”

Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:

“İçki içmeyin. Çünkü içki her kötülüğün anahtarıdır.”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Mâide Suresi 90. ayete ve Peygamber Efendimizin içkinin zararlarına dikkat çeken hadis-i şerifine dayanmaktadır.



Tarih: 27.02.2026

Muhterem Müslümanlar!

Yüce Rabbimiz, hayatımızda tertemiz bir sayfa açalım; hatalarımızı gözden geçirip günahlarımıza tövbe edelim diye bazı zamanları bizlere ikram etmiştir. İşte içinde bulunduğumuz Ramazan-ı Şerif, Allah’ın sevdiği bir kul olmak, kendimize çekidüzen vermek ve kötü söz ile davranışlarımızı terk etmek için büyük bir fırsattır.

Aziz Müminler!

Bu haftaki hutbemizde, rahmet ve mağfiret ayı olan Ramazan-ı Şerif vesilesiyle; aileleri mutsuzluğa ve insanlığı felakete sürükleyen bağımlılık tehlikesine dikkat çekmek istiyoruz.

Bağımlılık, basit bir alışkanlık değildir. İnsanı sahte mutluluk ve geçici hazların esiri hâline getiren ciddi bir hastalıktır. Kişinin zamanını heba etmesine, günaha dalmasına, şiddete yönelmesine hatta kendisinin ve ailesinin hayatını tehlikeye atmasına sebep olabilen büyük bir tehdittir.

Kıymetli Müslümanlar!

Bağımlılıkların en tehlikelileri arasında alkol ve uyuşturucu maddeler bulunmaktadır. Bu zararlı alışkanlıklar aklı ve iradeyi zayıflatmakta; insanın bedenini ve ruhunu içten içe çürütmektedir. Ailede huzuru yok etmekte, yuvaların dağılmasına ve ocakların sönmesine sebep olmaktadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bu tehlikeyi şöyle ifade etmiştir:

“Sakın içki içme! Çünkü içki her kötülüğün anahtarıdır.”

Değerli Müminler!

Günümüzde iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla hayatımıza giren bir başka tehlike ise dijital kumar bağımlılığıdır. Ne yazık ki dijital kumar toplumun önemli bir kesimine sirayet etmiş durumdadır.

Küçük miktarlarla başlayan bu alışkanlık zamanla kişinin tüm varlığını kaybetmesine, borç batağına sürüklenmesine ve aile bağlarının kopmasına sebep olabilmektedir.

Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Onlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.”
(Mâide, 5/90)

Aziz Müslümanlar!

Sadece gençleri değil, anne ve babaları da etkisi altına alan bir başka bağımlılık ise dijital bağımlılıktır. Bu bağımlılık, insanı yalnızlaştırmakta ve zamanın boşa harcanmasına sebep olmaktadır.

İnsanların acısı bile bazen yardım edilmesi gereken bir durum olmaktan çıkıp izlenen bir içerik hâline gelebilmektedir. Sanal oyunlar, alışveriş siteleri ve eğlence platformları sebebiyle vakitler israf edilmekte, ömürler tüketilmektedir.

Kıymetli Kardeşlerim!

Aklı örten maddelerden, kumar ve dijital bağımlılıklardan korunmanın en etkili yolu bu zararlı alışkanlıklara hiç bulaşmamaktır.

Gençlerimize sevgi ve güven temeline dayalı bir aile ortamı sunmalıyız. Zararlı alışkanlıklara düşen kardeşlerimize ise elimizi uzatmalı, onları yalnız bırakmamalıyız.

Kendi rahatımız için çocuklarımızın eline sürekli telefon ve tablet vermemeliyiz. Onları zararlı oyunlar, çizgi filmler ve eğlencelerle baş başa bırakmamalıyız.

Aziz Kardeşlerim!

Ramazan ayının bereketinden istifade ederek hayatımızı gözden geçirelim. Zararlı alışkanlıklardan uzaklaşıp yeni bir başlangıç yapalım.

Unutmayalım ki insan hayatı; bağımlılıklarla çürütülecek, dijital mecralarda tüketilecek kadar değersiz değildir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/27-02-2026-cuma-hutbesi-7780_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/27-02-2026-cuma-hutbesi-7780_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/27-02-2026-cuma-hutbesi-7780-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/27-02-2026-cuma-hutbesi-7780_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gulum.net/27-02-2026-cuma-hutbesi/9037/</link>
			<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 10:50:26 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[20.02.2026 Cuma Hutbesi]]></title>
			<description><![CDATA[Ramazan ayının manevi iklimi, camilerin İslam toplumundaki yeri ve ibadet hayatının önemi üzerine mesajlar içeren 20.02.2026 tarihli cuma hutbesi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ramazan, Cami ve Hayat

“Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.”

Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:

“Beldelerin Allah’a en sevimli olan yerleri mescitlerdir.”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Tevbe Suresi 18. ayete ve Peygamber Efendimizin camilerin faziletini anlatan hadis-i şerifine dayanmaktadır.



Tarih: 20.02.2026

Muhterem Müslümanlar!

Cenâb-ı Hakk’a sonsuz hamd ve sena olsun ki on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’e kavuşmuş bulunuyoruz. Ramazan ayı; Yüce Rabbimizin rahmet ve mağfiretinin üzerimize sağanak sağanak yağdığı, bereket ve inayetinin evlerimizden sokaklara taştığı müstesna bir zaman dilimidir.

Günlük hayatın koşuşturması içinde yıpranan iç dünyamızı onaran, hayatımıza anlam katan bir mekteptir. Ramazan; gönüllerimize huzur vermek ve kulluğumuzu doğru bir istikamet üzere güçlendirmek için bizlere sunulmuş büyük bir nimettir. Rabbimize, ailemize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı hatırlatan kıymetli bir fırsattır.

Aziz Müminler!

Ramazan ayı bizlere birçok güzellik sunduğu gibi camilerle aramızdaki bağı yeniden güçlendirmek için de önemli fırsatlar sunar.

Ezanları, mukabeleleri, ilim halkaları, teravih namazları ve cami avlularında kurulan iftar sofralarıyla Ramazan ayı; cami merkezli bir hayatın yeniden canlanmasına vesile olur.

Çünkü camiler; medeniyetimizin beşiği ve şehirlerimizin kalbidir. Camiler; imanı ahlakla, ibadeti bilinçle, bilgiyi hikmetle ve kulluğu sorumlulukla yoğuran mukaddes mekânlardır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Camiler, beldelerin Allah’a en sevimli olan mekânlarıdır.”

Değerli Müslümanlar!

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

“Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve yalnız Allah’tan korkan kimseler imar eder.”
(Tevbe, 9/18)

Camileri imar etmek sadece onları inşa etmek değildir. Camileri imar etmek; aynı safta omuz omuza durarak huzura varabilmektir. Minarelerin gölgesinde birlik, beraberlik ve kardeşlik şuuruna erişebilmektir.

Kıymetli Müminler!

Aile bağlarının zayıfladığı, akrabalık ve komşuluk ilişkilerinin giderek azaldığı bir çağda yaşıyoruz. İnsanlar kalabalıklar içinde yalnızlaşmakta, maneviyattan uzaklaşmaktadır.

Dünya nimetlerine aşırı yönelmek; huzursuzluğa, hayatı sadece dünyadan ibaret görmeye ve manevî değerlerden uzaklaşmaya sebep olmaktadır.

Bütün bu sorunların çözümü ise cami ile hayat arasındaki bağı güçlendirmekten ve İslam’ın bizleri bir araya getiren değerlerini yeniden hayatımıza taşımaktan geçmektedir.

Aziz Müslümanlar!

Ramazan ayının huzur veren manevî ikliminden gereği gibi istifade edebilirsek özümüze dönebilir ve kulluk bilincimizi güçlendirebiliriz.

Çocuklarımızın gönül dünyasında Ramazan’a dair güzel hatıralar bırakabilirsek onların geleceğe umutla bakmalarına katkı sağlayabiliriz.

Vaktin merkezine namazı, hayatın merkezine ise camiyi yerleştirebilirsek dünya ve ahiret saadetine ulaşabiliriz.

Hutbemizi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu müjdesiyle bitirelim:

“Bir kimse camiye gitmek için evinden çıktığında attığı her adım için kendisine bir sevap yazılır, diğer adımı için de bir günahı silinir.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/20-02-2026-cuma-hutbesi-799_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/20-02-2026-cuma-hutbesi-799_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/20-02-2026-cuma-hutbesi-799-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/20-02-2026-cuma-hutbesi-799_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gulum.net/20-02-2026-cuma-hutbesi/9036/</link>
			<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 09:40:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[13.02.2026 Cuma Hutbesi]]></title>
			<description><![CDATA[Ramazan ayının fazileti, oruç ibadetinin hikmeti ve Müslümanlar arasında birlik, yardımlaşma ve kardeşliğin önemini anlatan 13.02.2026 tarihli cuma hutbesi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ramazan İklimi

“Ramazan ayı; insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun açık delilleri ve hak ile batılı ayıran Kur’an’ın indirildiği aydır.”

Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:

“Size mübarek Ramazan ayı geldi. Yüce Allah bu ayda size oruç tutmayı farz kıldı. Bu ayda göklerin kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır…”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi 185. ayete ve Peygamber Efendimizin Ramazan ayının faziletini anlatan hadis-i şerifine dayanmaktadır.



Tarih: 13.02.2026

Muhterem Müslümanlar!

Rahmet ve mağfiret ayı olan Ramazan-ı Şerif’in gölgesi üzerimize düşmüş bulunuyor. Önümüzdeki Perşembe günü bu mübarek ayın ilk gününü idrak edeceğiz.

Ramazan ayı bize Kur’an-ı Kerim ile gelir. Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Ramazan ayı; insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun apaçık delilleri ve hak ile batılı ayıran Kur’an’ın indirildiği aydır.”
(Bakara, 2/185)

Evet, hayat rehberimiz olan Kur’an-ı Kerim yolumuzu aydınlatır. Gönüllerimize şifa olur, dertlerimize deva olur. Kur’an bizi şereflendirir, kötülüklerden korur. Ahlakıyla bizi güzelleştirir, cömertliğiyle bizlere ikramda bulunur ve şefaatiyle bizleri cennete ulaştırır.

Aziz Müminler!

Ramazan ayı bize oruç ibadeti ile gelir. Oruç; bedenimize sağlık, ruhumuza huzur, hanelerimize bereket getirir.

Oruç bizi terbiye eder, Rabbimizin rızasına yaklaştırır. Kalplerimizi günah kirlerinden arındırır ve bizi takvaya ulaştırır.

Yüce Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki takvaya erersiniz.”
(Bakara, 2/183)

Değerli Müslümanlar!

Ramazan ayı rahmetle gelir. Birlik, beraberlik ve kardeşliği; yardımlaşma ve dayanışmayı hatırlatır.

Ramazan; yetimiyle öksüzüyle, zenginiyle fakiriyle; genciyle yaşlısıyla bizleri aynı ümmet bilinci etrafında toplar. Akrabalarımızla, komşularımızla ve ihtiyaç sahibi kardeşlerimizle gönül bağlarımızı güçlendirir.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Birbirinizle ilgi ve alakayı kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun.”

Kıymetli Müminler!

Ramazan ayı bereketle gelir.

Sahur vakitleri, teheccüd namazları ve seherlerin bereketiyle gecelerimiz nurlanır. Gün boyunca okunan mukabelelerle gönüllerimiz huzur bulur. İftar sofralarıyla evlerimiz şenlenir. Teravih namazlarıyla camilerimiz dolup taşar.

Helal kazançlarımızdan verdiğimiz zekât, fitre ve sadakalar kardeşlik bağlarımızı güçlendirir, toplumda dayanışmayı artırır.

Aziz Müslümanlar!

Recep ve Şaban ayları; Regaib’iyle, Miraç’ıyla ve Berat’ıyla bizleri Ramazan ayına hazırladı. Şimdi bizler de evlerimizi, iş yerlerimizi, camilerimizi ve sokaklarımızı Ramazan’a hazırlayalım.

İyilik kapılarımızı sonuna kadar açalım. Gönüllerimizi birbirine yaklaştıralım. Kur’an’ın ilahi mesajlarını hayatımıza taşıyalım.

Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem azabından kurtuluş olan bu mübarek ayın hikmetlerinden en güzel şekilde istifade edelim.

Bu vesileyle Ramazan-ı Şerif’inizi şimdiden tebrik ediyoruz. Hutbemizi Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu müjdesiyle bitirelim:

“Mübarek Ramazan ayı geldi. Yüce Allah bu ayda size oruç tutmayı farz kıldı. Bu ayda cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır.”
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/13-02-2026-cuma-hutbesi-2116_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/13-02-2026-cuma-hutbesi-2116_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/13-02-2026-cuma-hutbesi-2116-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/13-02-2026-cuma-hutbesi-2116_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gulum.net/13-02-2026-cuma-hutbesi/9035/</link>
			<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 09:36:19 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[06.02.2026 Cuma Hutbesi]]></title>
			<description><![CDATA[Birlik ve beraberliğin önemi, vatan sevgisi, toplumsal dayanışma ve kardeşlik bilinci üzerine mesajlar içeren 06.02.2026 tarihli cuma hutbesi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Birlik ve Beraberlik

Birlik ve Beraberlik

Tarih: 06.02.2026

Muhterem Müslümanlar!

İnsanları toplum hâline getiren, milletlerin tarih sahnesinde yer almasını sağlayan değerlerden biri de birlik ve beraberlik duygusudur.

Yüce dinimiz İslam; sevgi ve saygı içinde kardeşçe yaşamayı, şefkat ve merhametle birbirimize muamele etmeyi emretmektedir. Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve bölünüp parçalanmayın.” (Âl-i İmrân, 3/103)

Bu ilahi emir, ayrılığı ve kardeşlik bağlarının kopmasını yasaklamakta; Müslümanların birlik içinde yaşamasını öğütlemektedir.


Aziz Müminler!

Birlik ve beraberliğimizin en güzel tezahürlerinden biri vatan sevgisidir.

Vatan; tarihimizdir, kültürümüzdür, geçmişimiz ve geleceğimizdir. Hürriyetimiz için her türlü zorluğa göğüs gerdiğimiz cennet yurdumuzdur.

Uğruna can veren aziz şehitlerimizin ve cepheden cepheye koşan kahraman gazilerimizin bizlere bıraktığı en kıymetli emanettir.


Kıymetli Müslümanlar!

Birlik ve beraberliğimizin, hürriyet ve bağımsızlığımızın sembolü şanlı bayrağımızdır.

Ay yıldızlı bayrağımızın dalgalandığı yerde zulme ve zalime, korkuya ve kedere yer yoktur. Bizler; rengini şehitlerimizin kanından alan bayrağımızı başımızın üstünde taşımayı şeref bildik. En mutlu günlerimizi onun gölgesinde yaşadık. Onu gördüğümüz her yerde huzur bulduk.

Bayrak şairimiz bu duyguyu şöyle dile getirir:

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.


Değerli Müminler!

Birlik ve beraberliğimizin en güçlü göstergelerinden biri de zor zamanlarda ortaya çıkan yardımlaşma ve dayanışma ruhudur.

Nitekim üç yıl önce bugün yaşadığımız büyük depremler hepimizi derinden sarsmıştır. Ancak o zor günlerde millet olarak omuz omuza verdik. Enkazdan kurtulan her kardeşimiz için birlikte sevindik; kaybettiklerimiz için aynı hüznü yaşadık.

Rabbimizin inayeti, devletimizin iradesi ve milletimizin kenetlenmesiyle yaralarımızı birlikte sardık. Evimizi ve soframızı paylaşarak acılarımızı hafiflettik.

Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Müminler, birbirlerini sevmede ve merhamet göstermede bir bedene benzerler. Bedenin bir organı rahatsız olduğunda diğer organlar da bu acıyı hisseder.”


Aziz Kardeşlerim!

Bugün bize düşen görev; birlik ve beraberlik ruhunu hayatımızın her alanında canlı tutmaktır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurur:

“Müminler bir binanın birbirini destekleyen tuğlaları gibidir.”

Bu bilinçle ellerimizi ve gönüllerimizi birleştirmeli, kardeşlik bağlarımızı güçlendirmeliyiz.

Unutmayalım ki aynı inanç ve idealler etrafında, bu cennet vatan üzerinde ve ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde bir arada olduğumuz sürece aşamayacağımız hiçbir engel yoktur.

Bu vesileyle Kahramanmaraş merkezli depremler başta olmak üzere yaşadığımız afetlerde hayatını kaybeden kardeşlerimize ve mukaddes değerlerimiz uğruna can veren şehitlerimize Cenâb-ı Hak’tan rahmet diliyoruz.

Rabbimizden; memleketimizi, aziz milletimizi ve bütün insanlığı her türlü afet, fitne ve fesattan muhafaza etmesini niyaz ediyoruz.



Tarih: 06.02.2026

Muhterem Müslümanlar!

İnsanları toplum hâline getiren, milletlerin tarih sahnesinde yer almasını sağlayan değerlerden biri de birlik ve beraberlik duygusudur.

Yüce dinimiz İslam; sevgi ve saygı içinde kardeşçe yaşamayı, şefkat ve merhametle birbirimize muamele etmeyi emretmektedir. Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve bölünüp parçalanmayın.” (Âl-i İmrân, 3/103)

Bu ilahi emir, ayrılığı ve kardeşlik bağlarının kopmasını yasaklamakta; Müslümanların birlik içinde yaşamasını öğütlemektedir.

Aziz Müminler!

Birlik ve beraberliğimizin en güzel tezahürlerinden biri vatan sevgisidir.

Vatan; tarihimizdir, kültürümüzdür, geçmişimiz ve geleceğimizdir. Hürriyetimiz için her türlü zorluğa göğüs gerdiğimiz cennet yurdumuzdur.

Uğruna can veren aziz şehitlerimizin ve cepheden cepheye koşan kahraman gazilerimizin bizlere bıraktığı en kıymetli emanettir.

Kıymetli Müslümanlar!

Birlik ve beraberliğimizin, hürriyet ve bağımsızlığımızın sembolü şanlı bayrağımızdır.

Ay yıldızlı bayrağımızın dalgalandığı yerde zulme ve zalime, korkuya ve kedere yer yoktur. Bizler; rengini şehitlerimizin kanından alan bayrağımızı başımızın üstünde taşımayı şeref bildik. En mutlu günlerimizi onun gölgesinde yaşadık. Onu gördüğümüz her yerde huzur bulduk.

Bayrak şairimiz bu duyguyu şöyle dile getirir:

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Değerli Müminler!

Birlik ve beraberliğimizin en güçlü göstergelerinden biri de zor zamanlarda ortaya çıkan yardımlaşma ve dayanışma ruhudur.

Nitekim üç yıl önce bugün yaşadığımız büyük depremler hepimizi derinden sarsmıştır. Ancak o zor günlerde millet olarak omuz omuza verdik. Enkazdan kurtulan her kardeşimiz için birlikte sevindik; kaybettiklerimiz için aynı hüznü yaşadık.

Rabbimizin inayeti, devletimizin iradesi ve milletimizin kenetlenmesiyle yaralarımızı birlikte sardık. Evimizi ve soframızı paylaşarak acılarımızı hafiflettik.

Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Müminler, birbirlerini sevmede ve merhamet göstermede bir bedene benzerler. Bedenin bir organı rahatsız olduğunda diğer organlar da bu acıyı hisseder.”

Aziz Kardeşlerim!

Bugün bize düşen görev; birlik ve beraberlik ruhunu hayatımızın her alanında canlı tutmaktır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurur:

“Müminler bir binanın birbirini destekleyen tuğlaları gibidir.”

Bu bilinçle ellerimizi ve gönüllerimizi birleştirmeli, kardeşlik bağlarımızı güçlendirmeliyiz.

Unutmayalım ki aynı inanç ve idealler etrafında, bu cennet vatan üzerinde ve ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde bir arada olduğumuz sürece aşamayacağımız hiçbir engel yoktur.

Bu vesileyle Kahramanmaraş merkezli depremler başta olmak üzere yaşadığımız afetlerde hayatını kaybeden kardeşlerimize ve mukaddes değerlerimiz uğruna can veren şehitlerimize Cenâb-ı Hak’tan rahmet diliyoruz.

Rabbimizden; memleketimizi, aziz milletimizi ve bütün insanlığı her türlü afet, fitne ve fesattan muhafaza etmesini niyaz ediyoruz.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/06-02-2026-cuma-hutbesi-6713_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/06-02-2026-cuma-hutbesi-6713_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/06-02-2026-cuma-hutbesi-6713-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/06-02-2026-cuma-hutbesi-6713_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gulum.net/06-02-2026-cuma-hutbesi/9034/</link>
			<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 09:14:52 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[30.01.2026 Cuma Hutbesi]]></title>
			<description><![CDATA[Tövbenin önemi, insanın hata ve günah karşısındaki sorumluluğu ve Allah’ın rahmetine yönelmenin gerekliliğini anlatan 30.01.2026 tarihli cuma hutbesi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Tövbe’ye Yönelmek

“Onlar bir kötülük yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlar, hemen günahlarının bağışlanmasını isterler. Günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki? Onlar yaptıkları hatada bile bile ısrar etmezler.”

Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:

“Âdemoğlunun hepsi hata yapar. Hata yapanların en hayırlısı ise tövbe edenlerdir.”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Âl-i İmrân Suresi 135. ayete ve Peygamber Efendimizin tövbenin önemini anlatan hadis-i şerifine dayanmaktadır.



Tarih: 30.01.2026

Muhterem Müslümanlar!

Bir defasında Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), ölüm döşeğinde olan bir genci ziyaret etti ve ona, “Kendini nasıl hissediyorsun?” diye sordu. Genç şöyle cevap verdi: “Ey Allah’ın Resûlü! Rabbimin rahmetini ümit ediyorum; fakat günahlarımdan da korkuyorum.” Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.s) şöyle buyurdu:

“Bir kulun kalbinde ümit ve korku bir arada bulunursa, Allah ona umduğunu verir ve korktuğundan da onu emin kılar.”

Aziz Müminler!

İnsan beşerdir; unutur, yanılır ve hata eder. Kimi zaman Rabbimizin emir ve yasaklarına uymakta gevşek davranır, kimi zaman da kul ve kamu hakkını gözetmeyerek günaha düşer.

Ancak şu hususlar çok önemlidir:
Kişi günahlarını küçümsememelidir. Haramlarla övünmemelidir. Hata ve yanlışlarında ısrar etmemelidir.

Cenâb-ı Hak takva sahibi müminlerin bu özelliğini şöyle haber vermektedir:

“Onlar çirkin bir iş yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlar ve hemen günahlarının bağışlanmasını isterler. Günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki? Onlar yaptıkları hatada bile bile ısrar etmezler.”
(Âl-i İmrân, 3/135)

Değerli Müslümanlar!

Zaman hızla akıp gidiyor, ömür sermayemiz tükeniyor. Her geçen gün ahiret hayatına biraz daha yaklaşıyoruz. Dikkat edelim! Bu kısa dünya hayatının sonucu, ebedî mutluluk ya da büyük bir hüsran olabilir.

Bizim için en büyük kazanç; Rabbimizin razı olduğu amelleri yerine getirmek ve Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını hayatımıza taşımaktır. İyilikleri düstur edinmek, kötülüklerden uzak durmaktır.

En büyük kaybımız ise “Nasıl olsa Allah affeder” veya “Vakti gelince tövbe ederim” diyerek günahlara dalmak ve tövbeyi geciktirmektir.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Her insan hata yapar. Hata yapanların en hayırlısı ise tövbe edenlerdir.”

Kıymetli Müminler!

Önümüzdeki Pazartesi’yi Salı’ya bağlayan gece, Ramazan ayının müjdecisi olan Berat Kandilini idrak edeceğiz. Bu mübarek geceyi hayatımız için yeni bir başlangıç vesilesi kılalım.

Hatalarımızı gözden geçirelim, işlediğimiz günahlara tövbe edelim. Ruhumuzu huzursuzluğa, ailemizi mutsuzluğa ve işlerimizi bereketsizliğe götüren her türlü haramdan uzak duralım.

Zaaflarımıza yenik düşüp günaha düştüğümüzde ise Yüce Rabbimizin affına ve merhametine sığınalım.

Unutmayalım ki günah, kalpte iz bırakan bir leke gibidir. Küçük görülen bu leke devam ederse büyür ve kalbin kararmasına sebep olur. Kalp kararınca akıl gerçeği idrak edemez; göz hakkı göremez, kulak hakikati duyamaz ve dil doğruyu söyleyemez hale gelir.

Bu vesileyle Berat Kandilinizi şimdiden tebrik ediyorum. Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu müjdesiyle bitirelim:

“De ki: Ey kendi aleyhlerine günahta aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
(Zümer, 39/53)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/30-01-2026-cuma-hutbesi-5201_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/30-01-2026-cuma-hutbesi-5201_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/30-01-2026-cuma-hutbesi-5201-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/30-01-2026-cuma-hutbesi-5201_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gulum.net/30-01-2026-cuma-hutbesi/9033/</link>
			<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 08:13:48 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[23.01.2026 Cuma Hutbesi]]></title>
			<description><![CDATA[Akran zorbalığı, gençler arasında sevgi ve saygının önemi ve toplumsal sorumluluk üzerine mesajlar içeren 23.01.2026 tarihli cuma hutbesi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Akran İlişkileri

“Onlar, Allah’ın korunmasını emrettiği bağları gözetirler, Rablerinden korkarlar ve kötü hesabın sonucundan çekinirler.”

Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:

“Mümin; insanlarla ünsiyet kuran ve kendisiyle ünsiyet kurulan kimsedir. İnsanlarla yakınlık kurmayan ve kendisiyle yakınlık kurulamayan kimsede hayır yoktur.”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Ra’d Suresi 21. ayete ve Peygamber Efendimizin müminin sosyal ilişkilerdeki ahlakını anlatan hadis-i şerifine dayanmaktadır.



Tarih: 23.01.2026

Muhterem Müslümanlar!

İnsanlar arasındaki iletişimin özü sevgi ve saygıya dayanır. Zira kalpler sevgiyle yumuşar, saygıyla huzura erer. Dostluklar sevgiyle kurulur, saygıyla devam ettirilir. Ailede güven, toplumda muhabbet sevgi ve saygıyla tesis edilir.

Sevgi ve saygının olmadığı yerde ise huzursuzluk, baskı ve dışlanma ortaya çıkar. Küçük anlaşmazlıklar büyük tartışmalara dönüşür. Sabır ve tahammül zayıflar, öfke kontrol edilemez. Merhamet yerini şiddete, muhabbet yerini nefrete bırakır.

Aziz Müminler!

Yaşadığımız çağın önemli sorunlarından biri de sevgi ve saygıdan mahrum kalan gençlerin birbirlerine karşı kaba, sert ve aşağılayıcı tavırlar sergilemesidir.

Akran zorbalığı olarak karşımıza çıkan bu kötü davranış; alay etmek ve kırıcı sözler söylemekten çok daha ileri boyutlara ulaşarak fiziksel şiddete, hatta cana kıymaya kadar varabilmektedir. Tek tip giyinmeyi, aynı görünüşe sahip olmayı, suça bulaşmayı, aklı örten uyuşturucu maddeler kullanmayı veya cezaevine girip çıkmayı bir başarı gibi gösteren anlayış, gençlerimiz arasında daha görünür hâle gelmektedir.

Şiddet içerikli sinema, diziler, oyunlar ve dijital mecralar da bu olumsuz davranışların yaygınlaşmasına zemin hazırlamaktadır.

Oysa Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Her Müslüman’ın diğer Müslüman’a canı, malı ve namusu haramdır; dokunulmazdır.”

Kıymetli Gençler!

Duygularınızı istismar ederek sizi kendi kötülüklerine alet etmek isteyenlere karşı dikkatli olunuz. Hayallerinizi karartmak ve umutlarınızı çalmak isteyenlere fırsat vermeyiniz.

Allah’a kulluk, aileye hürmet ve insanlığa faydalı olmak sizler için en büyük hedef olmalıdır. Unutmayınız ki korku, baskı ve şiddet üzerine bir gelecek inşa edilemez.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Mümin cana yakındır. İnsanlarla yakınlık kurmayan ve kendisiyle yakınlık kurulamayan kimsede hayır yoktur.”

Zorbalık güç değil, acizliktir. Alay etmek eğlence değil, hayâsızlıktır. Cana kast etmek saygınlık değil, büyük bir günahtır.

Genç kardeşim! Sana zorbalık değil, nezaket ve zarafet yakışır.

Değerli Anne Babalar, Eğitimciler ve Aziz Kardeşlerim!

Allah Resûlü (s.a.s)’in şu uyarısı ortadayken bu kötü gidişata duyarsız kalamayız:

“Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi kişiye günah olarak yeter.”

Merhamet duygusundan uzak olanların acımasız davranışlarına seyirci kalamayız. Gençlerimizi fitne ve fesat ateşi yakmak isteyen kötü niyetli yapıların insafına terk edemeyiz.

Aileler, okullar, camiler, kurumlar, medya ve toplumun tüm kesimleri olarak el ele vermeliyiz. İnsan hayatına zarar veren zorbalığa karşı birlikte mücadele etmeliyiz.

İyiliğin ve merhametin hâkim olduğu, can ve mal güvenliğinin sağlandığı bir toplum inşa etmek için sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz.

Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu ayetiyle bitirelim:

“Onlar akıl sahipleridir; Allah’ın korunmasını emrettiği bağları gözetirler, Rablerine saygıda kusur etmezler ve ahiret hesabının kötü sonucundan korkarlar.”
(Ra’d, 13/21)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/23-01-2026-cuma-hutbesi-5450.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/23-01-2026-cuma-hutbesi-5450.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/23-01-2026-cuma-hutbesi-5450-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/23-01-2026-cuma-hutbesi-5450.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gulum.net/23-01-2026-cuma-hutbesi/9032/</link>
			<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 22:41:29 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[16.01.2026 Cuma Hutbesi]]></title>
			<description><![CDATA[Din istismarının zararları, İslam’da aşırılığın reddi ve sahih dini bilginin önemi üzerine mesajlar içeren 16.01.2026 tarihli cuma hutbesi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Din İstismarı

“Onlara: ‘Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın’ denildiğinde, ‘Biz ancak ıslah edenleriz’ derler.
Şunu bilin ki onlar bozguncuların ta kendileridir; fakat bunun farkında değillerdir.”

Ardından gelen hadis-i şerifin anlamı:

“Resûlullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
Ey insanlar! Dinde aşırılıktan sakının. Çünkü sizden öncekileri dinde aşırılık helâk etmiştir.”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi 11–12. ayetlere ve Peygamber Efendimizin dinde aşırılığı yasaklayan hadis-i şerifine dayanmaktadır.



Tarih: 16.01.2026

Muhterem Müslümanlar!

İnsanın yaratılış hikmetlerinden biri, yeryüzünü imar etmektir. İnsan, sahih dini bilgiye ulaştığı ölçüde hikmet üzere bir hayat inşa eder. Bu bilgiden uzaklaşıp heva ve hevesin, cehaletin ve hurafelerin peşine düştüğünde ise imar yerini ifsada, ıslah yerini bozgunculuğa bırakır.

Aziz Müminler!

Yüce dinimiz İslam, aşırılığı reddetmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:

“Ey insanlar! Dinde aşırılıktan sakının. Çünkü sizden öncekileri dinde aşırılık helâk etmiştir.”

İslam, Müslümanların orta yolu tutmalarını ve dengeli bir hayat sürmelerini ister. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Siz insanlara şahit olasınız, Peygamber de size şahit olsun diye sizi aşırılıklardan uzak bir ümmet kıldık.” (Bakara, 2/143)

Durum böyleyken barış ve esenlik dini olan İslam’ın yüce değerlerini istismar eden kişiler geçmişte olduğu gibi bugün de varlığını sürdürmektedir. Bu kimselerin asıl gayesi; din kisvesi altında İslam toplumu içinde fitne ve fesat çıkarmak, Müslümanları birbirine düşürmektir.

Kıymetli Müslümanlar!

Dini istismar edenler kendilerini dinin tek temsilcisi gibi gösterirler. İslam’ı kendi düşüncelerine hapsederler. Sahih dini bilgiye dayanmayan görüşlerini desteklemek için Kur’an-ı Kerim’i ve sünnet-i seniyyeyi gerçek anlamından koparıp keyfi yorumlara yönelirler.

Ayrıştırıcı ve dışlayıcı söylemlerini kabul ettirebilmek için hadis-i şerifleri devre dışı bırakmaktan çekinmezler. Şirk, tekfir ve cihad gibi kavramları çarpıtarak cana kıymaya ve Müslümanları birbirine düşürmeye araç hâline getirirler.

Kendilerini ıslah edici ve tevhidin savunucuları olarak tanıtan bu grupların gerçek yüzünü Kur’an-ı Kerim şöyle haber vermektedir:

“Onlara ‘Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın’ denildiğinde, ‘Biz sadece ıslah edenleriz’ derler. Şunu bilin ki onlar bozguncuların ta kendileridir, fakat bunun farkında değildirler.” (Bakara, 2/11-12)

Değerli Müminler!

Dinin sahibi Yüce Allah’tır. İslam’ı en doğru şekilde yaşayan Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’dir.

İslam’a göre hiç kimse kendisini Allah ve Resûlü’nün yerine koyamaz, onlar adına hüküm veremez. Geleneğimizden gelen dini ve tarihi birikimi yok sayamaz. Hiç kimse dinin tek temsilcisi olduğunu iddia edemez.

Hiç kimse mutlak doğrunun sadece kendisine ait olduğunu söyleyemez. Bir Müslümanı şirk veya küfürle itham ederek iman dairesinin dışına çıkaramaz. Onun canına, malına ve namusuna kast edemez.

Aziz Müslümanlar!

Ne yazık ki bugün Müslüman toplumlar, İslam’ı kendi tekelinde gören ve kendinden olmayanı dışlayan tehlikeli anlayışlarla karşı karşıyadır. Dijital mecralarda Müslüman gençlerin zihinlerini bulandırmaya çalışan, barış dini İslam’ı şiddetle yan yana göstermeye çalışan bu aykırı gruplar artık küresel bir problem hâline gelmiştir.

Birlik ve beraberliğimizi tehdit eden, geleceğimizi karartmak isteyen bu yapılara karşı dikkatli olmalıyız. Gençlerimizin sahih dini bilgiyi doğru yöntem ve metotlarla, ehil kişilerden almalarına özen göstermeliyiz.

Kur’an-ı Kerim’e, sünnet-i seniyyeye ve medeniyetimizden doğan İslami geleneğimize sahip çıkmalıyız. Unutmamalıyız ki İslam’a ve Müslümanlara en büyük zararı verenler; dinimizi, değerlerimizi ve kavramlarımızı istismar edenlerdir.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/16-01-2026-cuma-hutbesi-8165.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/16-01-2026-cuma-hutbesi-8165.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/16-01-2026-cuma-hutbesi-8165-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/16-01-2026-cuma-hutbesi-8165.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gulum.net/16-01-2026-cuma-hutbesi/9031/</link>
			<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 22:10:35 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[09.01.2026 Cuma Hutbesi]]></title>
			<description><![CDATA[Namazın insan hayatındaki yeri, kulluk bilinci ve manevi huzur üzerindeki etkisini anlatan 09.01.2026 tarihli cuma hutbesi; iman, ibadet ve Miraç gecesinin önemine dikkat çekiyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Namaz

“Onlar namazlarını koruyan kimselerdir. İşte onlar varis olacaklardır.
Firdevs cennetine varis olacak ve orada ebedî kalacaklardır.”

Ardından gelen hadis kısmının anlamı:

“Resûlullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
Sizden biri namaza durduğunda aslında Rabbiyle konuşmaktadır.”

Bu ifadeler Kur’an-ı Kerim’de Mü’minûn Suresi 9–11. ayetlere ve Peygamber Efendimizin bir hadis-i şerifine dayanmaktadır.



Tarih: 09.01.2026

Muhterem Müslümanlar!

Dünyamızı huzur ve mutluluğa, ahiretimizi ise ebedî cennete dönüştüren ibadetlerin en başında namaz gelir. Namaz kılan kişi yüzünü kıblemiz Kâbe’ye, yönünü Rabbine çevirir. Bedenini kirlerden, kalbini günahlardan arındırır. Ruhunu miraç yolculuğuna, gönlünü ise sükûnete erdirir.

Aziz Müminler!

Namaz; tekbirle başlayan ve selamla tamamlanan bir kulluk yolculuğudur. Her tekbir, Allah’tan başka ilah olmadığının ilanıdır. Her kıyam, haksızlığa ve zulme asla rıza gösterilmeyeceğinin sembolüdür. Her kıraat, Kur’an-ı Kerim ile bağımızı kuvvetlendirir.

Her rükû bir tevazu, her secde Allah’a teslimiyettir. Her tahiyyat, kelime-i şehadetin dile getirilmesidir. Her selam ise elinden ve dilinden emin olunan bir Müslüman olmanın sözüdür.

Kıymetli Müslümanlar!

Hayat akıp giderken namazı kendimize rehber kılmalıyız. Gönlümüz daraldığında namazla ayağa kalkmalı, sıkıntı ve hastalık anında namazla Rabbimize sığınmalıyız. Gündüzün telaşında namazla ruhumuzu dinlendirmeli, gecenin sessizliğinde namazla dirilişimizi gerçekleştirmeliyiz.

Camide, evde, okulda, işyerinde, tarlada ve bahçede namazla Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ve mağfiretine yönelmeliyiz. Zira namaz müminin miracıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Cennetin anahtarı namazdır.”

Yaratan ile kul arasındaki muhabbeti güçlü tutacak en sağlam bağ namazdır. İnsanı kötülüklerden uzaklaştırıp iyiliğe ulaştıracak en güzel yol da namazdır. Aynı safta inanan gönülleri birleştiren; birlik, beraberlik ve kardeşliği pekiştiren ibadet yine namazdır.

Değerli Müminler!

Namaz büyük bir rahmettir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:

“Sizden biri namaz kılarken aslında Rabbiyle konuşmaktadır.”

Bu nedenle dinen geçerli bir mazeret olmaksızın namazdan uzak kalmak, Allah Teâlâ ile hasbihalden mahrum kalmaktır. Namazı “sonra kılarım” diyerek ertelemek, dinin direğini zayıflatmaktır. Dünyanın meşgalesine kapılarak namazı ihmal etmek, ilahi lütuflardan mahrum kalmaktır.

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“Ailene namazı emret, kendin de ona sabırla devam et.” (Tâhâ, 20/132)

Aziz Müslümanlar!

Önümüzdeki Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece beş vakit namazın hediye edildiği Miraç Kandilini idrak edeceğiz. Bu mübarek gece, Mescid-i Aksâ’nın Allah katındaki değerini yeniden hatırlatır. Tevhid ve vahdetin sembolü olan cami ve mescitlerin saygınlığını korumamız gerektiğini bize bildirir.

Bizler de Miraç Kandilini vesile kılarak camilerde buluşalım. Omuz omuza vererek aynı safta namaza duralım. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu müjdesine nail olmak için secdelerde buluşalım:

“Kulun Rabbine en yakın olduğu an secde halidir.”

İşlediğimiz hata ve günahlarımız için tövbe edelim. Vatanımızın selameti, devletimizin bekası, insanlığın huzur ve barışı, Mescid-i Aksâ’nın ve Gazze’nin özgürlüğü için Cenâb-ı Hakk’a dua edelim.

Bu vesileyle Miraç Kandilinizi şimdiden tebrik ediyorum. Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu müjdesiyle bitirelim:

“Kurtuluşa eren müminler namazlarını titizlikle kılarlar. İşte onlar Firdevs cennetinin vârisleridir. Orada ebedî kalacak olanlar da onlardır.” (Mü’minûn, 23/9-11)
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/09-01-2026-cuma-hutbesi-5732.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/09-01-2026-cuma-hutbesi-5732.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/09-01-2026-cuma-hutbesi-5732-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/09-01-2026-cuma-hutbesi-5732.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gulum.net/09-01-2026-cuma-hutbesi/9030/</link>
			<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 22:02:00 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[02.01.2026 Cuma Hutbesi]]></title>
			<description><![CDATA[Her şeyin Allah’ın varlığını ve kudretini anlattığını vurgulayan 02.01.2026 tarihli cuma hutbesi; iman, tefekkür ve insanın sorumluluğu üzerine önemli mesajlar içerir.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Her Şey Allah’ı Anlatır

“Kim Allah’a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya yöneltir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Resûlullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
Allah’ın senin vesilenle bir kişiyi hidayete erdirmesi, senin için güneşin üzerine doğduğu ve battığı her şeyden daha hayırlıdır.”

Bu ifade Kur’an’dan bir ayete ve Peygamber Efendimizin bir hadis-i şerifine dayanmaktadır.



Tarih: 02.01.2026

Muhterem Müslümanlar!

İbret nazarıyla etrafına bakan bir insan, her şeyi yoktan var eden, şekillendiren ve idare eden bir yaratıcının olduğunu idrak eder. Gezegenlerin hiç sapmadan yörüngelerinde akıp gitmesi, güneşin yeryüzünü aydınlatması, ayın ve yıldızların bir kandil gibi geceyi süslemesi, bize adeta “Rabbini unutma!” diye haykırır.

Her köşesi hikmetle bezenmiş dünyamız, bizi bir ve tek olan Allah’a çağırır. Kur’an-ı Kerim;

“Onlar göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bakmazlar mı?” (Gâşiye, 88/18-20)

sorularıyla bizleri tefekküre davet eder.

Aziz Müminler!

İnsanı mutsuzluğa götüren sebeplerin başında inançsızlık gelmektedir. Çünkü inançsızlık hayatı anlamsızlaştırır, insanı yalnızlaştırır ve kişide sorumluluk bilincinin kaybolmasına sebep olur.

İman ise kalbe huzur ve güven verir. Kişiyi anlamsızlık karanlığından kurtarır. Bir yaratıcının varlığına inanmak ve onun her an yanında olduğunu bilmek, insanın gönlünü ferahlatır.

Ayet-i kerimede bu hakikat şöyle ifade edilir:

“Kim Allah’a iman ederse, Allah onun kalbini doğruya iletir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.”
(Tegâbün, 64/11)

Değerli Müslümanlar!

Hayata dair soruların cevaplarını Yüce Yaradan’ı inkâr ederek bulamayız. Nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi ve neden yaratıldığımızı vahy-i ilahi olmadan tam anlamıyla bilemeyiz.

İtaat ve isyan sınırlarının Allah tarafından belirlenmediği bir dünyada neyin doğru neyin yanlış olduğunu da açık şekilde kavrayamayız.

Kıymetli Müminler!

Yeryüzünde yaşanan hiçbir kötülüğün sebebi Allah Teâlâ değildir. O, kullarına karşı çok merhametlidir ve insanların iyiliğini ister.

Ancak nefsine uyan ve hevâsına tabi olan insanlar kötülüğe ve zulme sebep olurlar. Kur’an-ı Kerim’de bu gerçek şöyle ifade edilir:

“Gerçek şu ki Allah insanlara zerre kadar zulmetmez, ancak insanlar kendilerine zulmederler.”
(Yûnus, 10/44)

Aziz Müslümanlar!

Yüce Rabbimiz; kaynağını vahiyden alan peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndermekle kullarına büyük bir lütufta bulunmuştur.

Hak ile batılı, doğru ile yanlışı bildiren ilahi kitapları indirerek insanlığın huzur ve mutluluğunu istemiştir. Bu ilahi silsile, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) ve ona gönderilen Kur’an-ı Kerim ile kemale ermiştir.

Ahiret yurdunun yaratılması ise her hak sahibinin hakkını alması ve inanan ile inanmayanların ayrılması içindir.

Kıymetli Kardeşlerim!

Bugün bize düşen sorumluluk; inançsızlık girdabında boğulan insanlara gönül dünyamızı açmak ve ilahi mesajları onlarla buluşturmaktır.

Peygamber Efendimiz’in sünnetiyle gençlerimizin inanç susuzluğunu gidermek, çocuklarımızın gönüllerine tatlı dil ve güler yüzle Allah sevgisini nakşetmektir.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurur:

“Senin vesilenle Allah’ın bir kişiyi hidayete erdirmesi, senin için güneşin doğduğu ve battığı her şeyden daha hayırlıdır.”
(Taberanî, el-Mu’cemü’l-Kebir)

Kaynak: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/02-01-2026-cuma-hutbesi-6701_1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/02-01-2026-cuma-hutbesi-6701_1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/02-01-2026-cuma-hutbesi-6701-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.gulum.net/images/haberler/2026/03/02-01-2026-cuma-hutbesi-6701_1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.gulum.net/02-01-2026-cuma-hutbesi/9028/</link>
			<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 18:01:24 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>