Neden Bazı Mekânlar “Güvenli Alan” Hissi Uyandırır?
Bazı mekânlara girdiğimiz anda içimiz rahatlar. Ses tonumuz yumuşar, nefesimiz derinleşir, bedenimiz gevşer. Bu, sadece fiziksel konforla açıklanamaz. “Güvenli alan” hissi, duygusal hafıza, deneyim, enerji ve aidiyet duygusunun birleşimidir.
Bir mekânın güvenli hissettirmesi için o mekânın:
-
Duygularımıza dokunmuş,
-
Hatıralarımızda yer etmiş,
-
Bizi olduğumuz gibi kabul eden bir anlamı olması gerekir.
Bir odanın ışığı, sandalye düzeni, bir kahve kokusu, sevilen bir ses tonu, hatta perdeden süzülen loş gün ışığı… Hepsi farkında olmadan beyne “burada güvendesin” sinyali gönderir. Çünkü beden, huzuru hatırlar.
Bazı mekânlar yalnızca mekân değildir.
Toplanma yeridir.
İyileşme alanıdır.
İç dünyayla bağlantı köprüsüdür.
Kadınların güvenli alanı çoğu zaman:
-
Sessiz bir köşe,
-
Kendi odası,
-
En sevdiği koltuk,
-
Ya da sadece ışığın belli bir açıyla düştüğü bir alan olabilir.
Çünkü güvenli alan; kalabalıkla değil, iç ritimle ilgilidir.
Güvenli hissettiğimiz yerlerde kendimize yaklaşırız.
Beden gevşer, zihin yavaşlar, kalp konuşmaya başlar.
Ve işte tam bu yüzden; bazı mekânlar sadece mekan değildir.
Bizim içimizdeki eve açılan kapıdır.
