Ezgiler Ezgisi’nin 8. bölümü, kitabın doruk noktasıdır ve sevginin nihai tanımını sunar. Bu bölümde aşk, geçici bir duygu değil; korunan, bedel ödenen ve olgunlaşan bir bağ olarak ele alınır. Sevilenin kalbine mühürlenmesi, sevginin sahiplenici değil; sadakatle güvence altına alınmış hâlini simgeler. Metin, sevginin “ölüm kadar güçlü” olduğunu vurgulayarak, onu hiçbir gücün satın alamayacağını ya da yok edemeyeceğini açıkça ortaya koyar.
Sevginin Mührü ve Olgunluk
Bölüm boyunca mecazlar dikkat çekicidir. Ateş, alev ve su imgeleri, aşkın hem yakıcı hem de söndürülemez doğasını anlatır. Kız kardeşin büyümesi ve korunması üzerinden, sevginin zamana yayılan bir sorumluluk olduğu mesajı verilir. Bağlar güçlendikçe sevgi de derinleşir; aceleyle değil, sabırla olgunlaşır. Son ayetlerde yer alan bağ ve bağcı göndermeleri ise emeğin ve sadakatin karşılığını simgeler. Böylece Ezgiler Ezgisi 8, aşkın romantik coşkusunu ahlaki bir duruş ve bilinçli bir bağlılıkla tamamlar.
EZGİLER EZGİSİ 8
1 Keşke kardeşim olsaydın,
Annemin memelerinden süt emmiş.
Dışarıda görünce öperdim seni,
Kimse de kınamazdı beni.
2 Önüne düşer,
Beni eğiten
Annemin evine götürürdüm seni;
Sana baharatlı şarapla
Kendi narlarımın suyundan içirirdim.
3 Sol eli başımın altında,
Sağ eli sarsın beni.
4 Ant içiriyorum size, ey Yeruşalim kızları!
Aşkımı ayıltmayasınız, uyandırmayasınız diye,
Gönlü hoş olana dek.
5 Kim bu,
Sevgilisine yaslanarak çölden çıkan?
Elma ağacı altında uyandırdım seni,
Orada doğum sancıları çekti annen,
Orada doğum sancıları çekip doğurdu seni.
6 Beni yüreğinin üzerine bir mühür gibi,
Kolunun üzerine bir mühür gibi yerleştir.
Çünkü sevgi ölüm kadar güçlü,
Tutku ölüler diyarı kadar katıdır.
Alev alev yanar,
Yakıp bitiren ateş gibi.
7 Sevgiyi engin sular söndüremez,
Irmaklar süpürüp götüremez.
İnsan varını yoğunu sevgi uğruna verse bile,
Yine de hor görülür!
8 Küçük bir kızkardeşimiz var,
Daha memeleri çıkmadı.
Ne yapacağız kızkardeşimiz için,
Söz kesileceği gün?
9 Eğer o bir sursa,
Üzerine gümüş mazgallı siper yaparız;
Eğer bir kapıysa,
Sedir tahtalarıyla onu kaplarız.
10 Ben bir surum, memelerim de kuleler gibi,
Böylece hoşnut eden biri oldum onun gözünde.
11 Süleyman'ın bağı vardı Baal-Hamon'da,
Kiraya verdi bağını;
Her biri bin gümüş öderdi ürünü için.
12 Benim bağım kendi emrimde,
Bin gümüş senin olsun, ey Süleyman,
İki yüz gümüş de ürününe bakan kiracıların.
13 Ey sen, bahçelerde oturan kadın,
Arkadaşlar kulak veriyor sesine,
Bana da duyur onu.
14 Koş, sevgilim,
Mis kokulu dağların üzerinde bir ceylan gibi,
Geyik yavrusu gibi ol!