Uzaylıların Gerçekten Var Olduğuna Dair 5 İşaret
Sizce evrende yalnız mıyız? Uzayın ne kadar büyük olduğuyla ilgili yapılan her keşif sonrası akıllara aynı sorular gelmekte, uzaylı var mı, uzaylılar gerçek mi.
Bu kadar büyük bir evrende yalnız olmamız gerçekten mümkün mü? Gerçekten de bu soruyu kendi kendine sormamış olan birisi yoktur. Bilim insanları 30 yıl içerisinde uzaylıların varlığına dair somut veriler paylaşarak onların var olduklarını ön görmektedir. Biz de bu makalemizde sizlere uzaylılar hakkında varlıkları kanıtlanmaya yakın olan delilleri paylaşacağız.
1- Gök Taşı Üzerindeki Canlı Organizma
Dünyaya her gün oldukça fazla sayıda meteor düşmektedir. Bu meteorlar atmosferimizden geçtikleri sırada çok fazla ufaldıkları için onların fark etmiyoruz. Fakat bulunan bazı meteor parçaları bazı bilim insanları tarafından inceleniyor. Yine yapılan normal araştırmalar sırasında "Nakla" adı verilen bir gök taşı üzerinde insan DNA'sına benzeyen bir yapıda bir oluşum olduğu saptanmıştır. Bu oluşumlar, fosilleşmiş bakterilere benzemekteydi. İnsan DNA'sına her ne kadar benzerlik gösterse de dünyada bulunan standart organizmalardan oldukça küçüktüler. Lafın özü uzayda bir yerlerde bizlere benzer özellik taşıyan bazı organizmalar vardı. Bu organizmalardan birisi de bu gök taşı sayesinde dünyaya ulaşmıştı.
2- WOW Sinyali
1977 yılında Amerika'nın Ohio Eyalet Üniversitesi çok gizemli bir sinyal fark etmişlerdir. "Büyük Kulak" adını verdikleri bir teleskoba oldukça garip bir radyo sinyali ulaşmıştır. Bu sinyal yalnızca 72 saniye sürmüş ve ardından sona ermiştir. Gök bilimci Dr. Ehman, kaydedilen verileri incelediği sırada gelen sinyalin "6EQUJ5" frekansında olduğunu fark etmiştir. Büyük bir şaşkınlık yaşamıştı çünkü dünya üzerinde henüz bu frekansta sinyal gönderebilen bir icat veya başka bir şey bulunmuyordu. Verileri incelediği kağıda da şaşkınlığın ünlemi olan "WOW" kelimesini yazdı. O günden sonra da o sinyalin adı "WOW" olarak kalmıştır. Bu konu basında genişçe yer almıştır ve geniş spekülasyonlara sebep olmuştur. Sinyalin, Yay Takımyıldızı Bölgesi'nden yaklaşık 220 ışık yılı uzaklıktan geldiği saptanmıştır. Bu sinyali gönderen şeyin ise ne olduğu halen çözülememiştir. Fakat bu konuda herkesin hemfikir olduğu bir nokta vardı; o da bu sinyalin uzayın derinliklerinden bir yerden gönderilmiş olmasıydı.
3- Sahibi Bilinmeyen Uydu
1899 yılında Nikola Tesla, uzaydan gelen bazı uydu sinyallerinin olduğunu fark etmiştir. İlginç olan şey ise insanoğlunun o yıllarda daha uzaya bir uydu göndermemiş olmasıdır. Sonraki yıllarda ise astronot Gordon Cooper, uzaydaki görevi esnasında o gizemli uyduya ait olduğu düşünülen yeşil bir ışık gördüğünü söylemiştir. Aynı gün Nikola Tesla'nın yıllar öncesinde almış olduğu sinyaller yeniden gelmeye başlamıştır. 1998 yılında da STS 88 kodlu görev adına uzaya gönderilen bir başak ekip, uzay istasyonundan bir fotoğraf çekmişlerdir. Bu fotoğrafda da oldukça gizemli bir cisim bulunmaktaydı. Peki o gizemli cisim uydu olabilir miydi ve bu cisim uzaylılar tarafından bilerek ve istenerek dünya yörüngesine mi yerleştirilmişti? Teorilerin aksine bu cismin bir uzay çöpü olabileceği de öne sürülmüştür. Cıvatalar, astronotların eşyaları, ölü uydular ve roket parçaları uzay çöpü olarak geçmektedir. Fakat tüm bu ihtimallere rağmen yıllar geçse de o cismin ne olduğu asla tamamen açıklanamamıştır.
4- Hiyeroglifler
Eğer uzaylı varlıklar dünyayı ziyaret ediyorlarsa, belki de bunu geçmiş çağlardan beri yapıyorlardır. İnsanları bu düşünceye iten oldukça fazla sayıda haklı sebep vardır. Örneğin Mısır'da bulunan Seti Tapınağı'nın taşıyıcı kolonlarından birisinin üzerinde kazınmış olan Antik Çağ Hiyeroglifleri'dir. Bu motiflerde helikopter, uzay mekiği ve savaş uçaklarını andıran bazı şeyler bulunmaktaydı. Bu motiflerin o sütunlara yaklaşık 3.500 yıl önce çizildiğini unutmamalıyız. Yani insanlığın bu tip teknolojilerden asla haberlerinin olmadıkları bir çağda. Bir başka örnek ise Orta Çağ'da çizilmiş olan bir resimdir. Domenico Ghirlandaio tarafından çizilmiş olan Meryem Ana Portresi'nde arka fonda bir detay herkesin dikkatini çekmektedir. Bu resimde bir adam gökyüzüne doğru bakmakta ve havada da ufoya benzer bir cisim bulunmaktadır. Bu ve bunun gibi örneklerle birçok kalıntı üzerinde veya sanat eserlerinde karşılaşabiliyoruz. Ve uzaylıların, önceki çağlarda da insanlar tarafından görülmüş olma ihtimali akıllara gelebiliyor.
5- NASA
Uzaylılar gezegenimiz dünya ile iletişime geçmiş olsa bile Amerika ve NASA bu bilgileri biz insanlardan saklayacaktır. Bunun sebebi ise toplumda oluşacak paniği önlemek veya edinecekleri ileri teknolojik bilgileri kendilerinin kullanacakları olmasıdır. Tabii bunlar komplo teorisyenleri tarafından sık sık konuşulmakta olan konulardandır. Fakat bazı insanlar gerçekten de bu teoriyi oldukça desteklemekte ve bazı örnekler vermektedir. Bu örneklerden birisi NASA'nın Uluslararası Uzay İstasyonu'ndan yapılan canlı yayınların bazı zamanlarda aniden kesilmesidir. Uzaylıların kamerada gözükmek üzere olduklarını fark ettikleri için mi yayını durduruyorlardı? Bir diğer örnek ise, NASA astronotlarının uzaylıları gördüğünü iddia eden açıklamalarıdır. Eski astronot Edgar Mitchell 1971 yılında Ay yüzeyinde tam 33 saat geçirmiştir. Bu süre boyunca da birçok uzaylı varlığın yanına geldiğini açıklamıştır. Ayrıca NASA'nın 1947'deki Roswell kazasında dünyaya düşmüş olan uzay mekiğinden çıkan uzaylı incelediğini fakat bu bilgilerin insanlardan saklandığını iddia etmiştir. Bundan başka da uzaylıları gördüğünü iddia eden birçok astronot mevcuttur. Fakat bu tür haberler basında fazla yer almamaktadır.