Gulum.net


şarkı sözleri | biyografi | rüya | türkü | türkiye | sohbet | müzik | şiir şair | hikaye | fıkra | oyun | hazır mesaj | gül resimleri
Hikaye Anasayfa
Sohbet Odaları
Hikaye Ekle
Aile Hikayeleri
Arkadaş Hikayeleri
Asker Hikayeleri
Aşk Hikayeleri
Başarı Hikayeleri
Bilim Kurgu Hikayeleri
Chat Hikayeleri
çoban hikayeleri
Çocuk Hikayeleri
Dede Korkut Hikayeleri
Deyim Hikayeleri
Diğer Hikayeler
Dini Hikayeler
Dostluk Hikayeleri
Duygusal Hikayeler
Futbol Hikayeleri
Gerçek Hikayeler
Güzel Hikayeler
Hayat Hikayeleri
hızır hikayeleri
ilginç hikayeler
Kadın Hikayeleri
Komik Hikayeler
Korku Hikayeleri
Kısa Hikayeler
kıssadan hisse
meczup hikayeleri
Mektuplar
Okul Hikayeleri
Oyun Hikayeleri
Romantik Hikayeler
Savaş Hikayeleri
Sevda Hikayeleri
Sevgi Hikayeleri
sevgililer günü hikayeleri
tarihi hikayeler
Tatil Hikayeleri
Türk Hikayeleri
Türkçe Hikayeler
Türkü Hikayeleri
yahudi hikayeleri
Yarış Hikayeleri
Yaşanmış Hikayeler



Bu Kadın Defnedilemez

Bu Kadın Defnedilemez
Ebu Hanife’nin meclisine gelen biri şöyle bir suâl sordu:
– Hamile bir kadın doğum sırasında vefat etti. Onu yıkamak üzere tahtanın üzerine koyduklarında karnındaki çocuğun yaşadığı anlaşıldı. Bu kadın böylece defnedilecek mi, yoksa bekletilecek mi? Kadın şu anda yıkama tahtası üzerinde beklemektedir. Mecliste hazır bulunanlar birbirlerine bakıştılar. Bazıları:

– Bu kadın defnedilemez. Ancak bekletilir. Ola ki bekleme sırasında çocuk dünyaya gele, dediler.

Bazıları da:

– Cenaze bekletilmez. Efendimizin hadisi vardır, cenazenizi bir an önce toprağa verin, buyurdu, dediler. Böyle söylenmesine rağmen yine de gözler Ebu Hanife Hazretleri’ndeydi. O, söylenenleri dikkatle dinledikten sonra fikrini açıkladı:

– Bu cenaze, ne defnedilir, ne de çocuğun doğması için bekletilir?

Dinleyenler şaşırdılar.

– Ne yapılır öyleyse? Geride başka ihtimal mi var sanki?

Evet, Hazret-i İmam’a göre asıl ihtimal geridedir ve olması gerekeni şöyle dile getirmiştir:

– Bu hamile kadının karnı ameliyatla açılır, çocuğu alınır, sonra defnedilir!

Dinleyenler hep birden bu görüşe iştirak ettiler. Doktor geldi. Hamile kadının karnı yarılıp çocuk sağ olarak çıkarıldı. Sonra defnedildi, çocuk bakıma alındı.

Daha sonra ne oldu biliyor musunuz? Bu çocuk büyüdü, sıhhatli ve akıllı bir çocuk olup, Ebu Hanife’nin ilminden, irşadından istifade etti. Ebu Hanife’nin gösterdiği fıkhî çare ile hayata gelişinden dolayı halk ona Ebu Hanife’nin oğlu adını takmıştı.

Kaynak: Yeni Aile İlmihali, Ahmed Şahin, Cihan Yayınları




--------------------------------------------------------------------------------

Yarın bir Çinli Kardeşim vefat edecek....


Bundan altı yedi ay önce Çin’in değişik bölgelerinden on kişi İstanbul’a gelir. Bunların ortak özelikleri yeni Müslüman olmalarıdır. Umre için İstanbul üzerinden Arabistan’a gideceklerdir. Kimi yirmi gün önce, kimi bir ay, kimi iki ay önce Müslüman olmuştur. Ne yeterince İslâmî bilgileri, ne de yapacakları umre ile ilgili bir bilgileri vardır. Yanlarına, kendilerine yardımcı olacak, hem Çince’yi, hem Arapça’yı iyi bilen, hem de İslâmî bilgisi olan birini rehber olarak alacaklardı. Türkistan’daki Çin zulmünden kaçıp İstanbul’a yerleşmiş bir Uygur kardeşimiz, bu on Çinliye rehber olur. Bundan sonra hâdiseyi bu kardeşimizden dinleyelim:

“Yeni Müslüman olmuş bu on Çinli ile birlikte yola çıktık. Kısa zamanda aramızda iyi bir dostluk kuruldu. Yeni Mü’min olmuş bu insanlar, büyük bir heyecan yaşıyorlardı. Hiçbirinin İslâmî bilgisi yoktu. Hatta namazda okuyacakları sûreleri bile bilmiyorlardı. Namazlarda sadece “Elhamdülillah, Allahu Ekber” diyebiliyorlardı. Önce Mekke’ye gittik. Kâbe’de onların hâli görülmeye değerdi. Yeni doğmuş çocuklar gibiydiler. Kah ağlıyor kah gülüyorlardı.

İsimlerini değiştirmiştik: Muhammed(Çan Çing), Hasan(Çun Fang) gibi her biri yeni ismi ile çağrılıyordu. On Çinli kardeşimizden biri olan Muhammed’te bir farklılık vardı. Bu durum dikkatimi çekmişti. Her namazını gözleri yaşlı olarak bitiriyordu. Bir gün Muhammed sordu:


- İçki nedir, İçkiye dinimiz nasıl bakar?
- Rabbimiz içkiyi kesin olarak yasaklamıştır, içilmesi, yapılması, taşınması, satılması yasaktır.


Kaldığmız otele gelmiştik. Muhammed bir telefon edeceğini söyledi ve ona memleketine telefon etme imkânı sağladık. Çin’deki kardeşini arıyordu. Kardeşine aynen şöyle diyordu:


- İçki fabrikamızı kapat, Allah’ımız öyle emretmiş. Bize bu emre uymak düşer.


Kardeşi bunu yapamayacağını, birçok bağlantısının olduğunu, durup dururken kapatırlarsa, yüz binlerce dolar zarar edeceklerini, hiç olmazsa kendisine biraz zaman vermesini söyler. Fakat Muhammed kararlıdır:


-Allah emretmiş, bize uymak düşer. Fabrikayı hemen kapat, ben gelince borçları hallederim.


Mekke’deki ziyaretimizi bitirdik ve Medine’ye gittik. Medine’de bir sabah namazı. Efendimizin “Burası cennet bahçesidir” buyurduğu yerde sabah namazının farzını kılıyoruz. Muhammed benim yanımda. Diğer Çinli kardeşlerimizle aynı saftayız. Muhammed secdeye varıyor ancak bir daha kalkmıyor. Biz namazı bitirdiğimiz halde o hâlâ secdede. Zannettim ki Muhammed secdede kendinden geçti. Ancak uzun süre beklememize rağmen kalkmayınca merak ettim. Seslendim. Cevap vermedi. Tekrar seslendim yine tepki yok. Tedirgin oldum. Elimi uzattım, omzuna dokundum ve hafifçe çekeyim dedim ki, sağ tarafının üzerine yuvarlanıverdi. Hemen ambulans çağırdık, hastaneye götürdüler. Biz de arkasından gittik. Hastanedeki ilk muayenede çoktan vefat ettiğini söylediler. Muhammed’i hastanenin morguna kaldırdılar. Çinli kardeşlerimle birlikte hastanenin önünde ne yapacağmızı bilemez bir hâlde üzüntü içinde bulunuyorduk. O sırada bir araba ile makam mevki sahibi biri olduğu anlaşılan bir zat geldi. Herkes onu hürmetle karşıladı, sonradan örendik ki bu zat Medine’nin ileri gelen yöneticilerinden biri imiş. Hastane yetkililerine sordu:


- Bugün burada ölen bir Çinli var mı?
- Evet, dediler.
Biz de meraklanıp,
-Biz O Çinli’nin arkadaşıyız. Neden sordunuz?” diye sorunca şu açıklamada bulundu:
-Dün gece Efendimiz rüyamda bana göründü ve buyurdular ki,
‘Yarın burada bir Çinli kardeşim vefat edecek, onun cenazesi ile ilgilenin’


Bir anda her şey değişti. Muhammed’i morgdan aldılar, bir devlet yetkilisi defnedilir gibi defnedildi.”


Kaynak: Kulis Ankara, Milli Gazete, 28.08.2005



13539 kez okundu

Gönderen: webmaster



Önceki Hikaye || Sonraki Hikaye
BU KATEGORİDE EN ÇOK OKUNAN 20 HİKAYE
1. kıskançlık
2. hayallerin çocoğu
3. baba koç ile kızıl kurt
4. forsa
5. YıLdIzLaR...
6. Alabilirsen Al
7. Patates ile Soğan
8. rezilliğin bu kadarı
9. sepetçi ile zengin adam
10. Bu Kadın Defnedilemez
11. İhtiyar Çöpçü
12. seven kız
13. Yalan Değil Dersen Borcunu Öde
14. büyücü
15. hayattan bir kesit
16. Dört Tavşanını Pazarda Satan Çocuk
17. umut
18. siz sevgi nedir bilirmisiniz
19. ŞAİRİN KAYBEDİŞİ
20. unutulmayanlar


.:: Gulum.NET ::. 2002 - 2019 © Kalp Sevmekten Yorulmaz

Mobil Oto Cam  |  muhabbet.org  |  Sohbet  |  Sohbet  |  sohbet  |  Sevgi Nehri  |  Bizim Mekan

sık kullanılanlara ekle  |  açılış sayfası yap  |  tavsiye et  |  gizlilik politikası