Gulum.net


şarkı sözleri | biyografi | rüya | türkü | türkiye | sohbet | müzik | şiir şair | hikaye | fıkra | oyun | hazır mesaj | gül resimleri
Hikaye Anasayfa
Sohbet Odaları
Hikaye Ekle
Aile Hikayeleri
Arkadaş Hikayeleri
Asker Hikayeleri
Aşk Hikayeleri
Başarı Hikayeleri
Bilim Kurgu Hikayeleri
Chat Hikayeleri
çoban hikayeleri
Çocuk Hikayeleri
Dede Korkut Hikayeleri
Deyim Hikayeleri
Diğer Hikayeler
Dini Hikayeler
Dostluk Hikayeleri
Duygusal Hikayeler
Futbol Hikayeleri
Gerçek Hikayeler
Güzel Hikayeler
Hayat Hikayeleri
hızır hikayeleri
ilginç hikayeler
Kadın Hikayeleri
Komik Hikayeler
Korku Hikayeleri
Kısa Hikayeler
kıssadan hisse
meczup hikayeleri
Mektuplar
Okul Hikayeleri
Oyun Hikayeleri
Romantik Hikayeler
Savaş Hikayeleri
Sevda Hikayeleri
Sevgi Hikayeleri
sevgililer günü hikayeleri
tarihi hikayeler
Tatil Hikayeleri
Türk Hikayeleri
Türkçe Hikayeler
Türkü Hikayeleri
yahudi hikayeleri
Yarış Hikayeleri
Yaşanmış Hikayeler



küçük dostum

Aklım, hiç tanışmadığım 11 yaşında bir yavrucakta...

11 yaşında, hiç tanışmadığım bir "küçük dost", sıraladığım "büyük" gündem maddelerini elinin tersiyle itip yattığı yerden yorgun gözlerle bana bakarak

"Beni yaz" diyor sanki:

"Beni yaz ki, bütün bunları bir an için unutup hayatın anlamını düşünsün insanlar..."

Son 2 gündür Dışişleri camiası, bu küçük dostun acısıyla seferber...

Babası, hariciyenin en sevilen diplomatlarından biri... O, ailenin tek cocuğu...

Sabah, her zamanki gibi hazırlanıp gitmiş ilkokuluna...

Sonra okuldan, aniden fenalaşıp bayıldığı haberi gelmiş.

Koşup hastaneye yetiştirmişler. Ve baygınlığın nedenini öğrenmişler. Küçük dostumun beyninde tümör varmış ve hayli ilerlediği için, acilen ameliyat edilmezse ölümcül tehlike yaratırmış. Ailesi dehşete kapılmış. Amerika'ya götürmekle, Türkiye'de ameliyat ettirmek arasında kararsızlanmışlar bir süre...

Sonra her şeyi; tümörü, ameliyatı, riski, ABD seçeneğini olanca açıklığıyla küçük dostuma anlatmışlar.

"Burada kalalım" demiş kücük dostum ve hastaneye yatırılmış. Korkmuş biraz tabii...

"Aslında ameliyattan korkmuyorum..." demiş,

"...kan alınırken yaptıkları iğne canımı acıtıyor, ondan korkuyorum daha çok..."

Ameliyattan önceki gece anne-babası, saat 03.00'te uyandıklarında, oğullarını cam kenarında sessizce dışarıyı seyrederken bulmuşlar. Sabah, ameliyata giderken küçük dostum, bir kağıt parçası tutuşturmuş annesinin eline:

"Oyuncaklarımı şu arkadaşıma verin" yazıyormuş ilk satırda...

"Bilgisayarım bunun olsun... kitaplarımı şuraya dağıtın..."

Küçük vasiyeti alıp cebine koymuş annesi... 5 günde 50 yıl yaşlanmış...

Böyle uzun gecelerde Necip Fazıl'in "beklenen"ler için yazdığı o muhteşem dörtlüğü hatırlarım hep:

Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar...

Hastayken "en uzun gece"nin, ameliyatı beklediğiniz gece olduğunu sanırsınız; oysa hasta yakınları için daha uzunu, ameliyatı izleyen gecedir.

"Bu geceyi atlatırsa tamam" der doktor, o gecenin her saniyesini upuzun bir sırat köprüsünün birer birer döşenen taşlarına dönüştürerek... Uğruna can vermeye hazır olduğunuz can, az ilerde yatarken; siz çaresiz beklersiniz. Ve karanlık bitmek bilmez o gece... Gökkubbe ışımaz bir türlü... Önceki gün 5 saat sürdü ameliyatı küçük dostumun...

Kapıda annesi kadere isyan ederken, babası

"Bunu aşacağız. Biliyorum... geçecek" diye tekrarlayıp teselli ediyordu kendini...

Dün sabah, sabrın tortusunun çöktüğü yorgun gözler doktora çevrildi ve beklenen müjde geldi:

"Tümör tamamen temizlendi. Küçük dostumuz atlattı tehlikeyi...

" Niye anlattım bunu şimdi...? Bir acıyı paylaşmak için değil...

Kulak memenizi çekiştirip tahtalara vurasınız diye hiç değil...

Sadece, bazen bize çok önemli gibi görünen sorunların, hayati sandığımız gündem maddelerinin, dert ettiğimiz sıkıntıların aslında hayat karşısında ne kadar önemsiz, sıradan ve geçici olduğunu bir an için düşünün diye...

Sevdiklerinizin kıymetini bilin ve sevginizi göstermeyi ertelemeyin diye...

Şimdi gidin ve burnunuzu saçlarının arasına gömüp doyasıya koklayın diye... Geçmiş olsun küçük dostum!

Sağol... bize hayatın anlamını yeniden anımsattığın için...


21140 kez okundu

Gönderen: editor



Önceki Hikaye || Sonraki Hikaye
BU KATEGORİDE EN ÇOK OKUNAN 20 HİKAYE
1. anne kalbi
2. affet babacığım
3. anne şefkati
4. dostluğun öyküsü
5. evlilik
6. hiç hayallerinizden sıfır aldınız mı
7. sesine ve sözüne hasret
8. ölüm
9. tebessüm
10. deniz fenerinin aşkı
11. gönül kapısı
12. hayata tebessümle bakabilmek
13. deniz yıldızı
14. baba olmak
15. bayramlık ayakkabılar
16. O nun Gözünden Gördün Kendini
17. küçük kızın armağanı
18. küçük dostum
19. gurbet çiçekleri


.:: Gulum.NET ::. 2002 - 2017 © Kalp Sevmekten Yorulmaz

Mobil Oto Cam  |  Sohbet  |  Sohbet  |  sohbet  |  sık kullanılanlara ekle  |  açılış sayfası yap  |  tavsiye et  |  gizlilik politikası