Gulum.net



şarkı sözleri | biyografi | rüya | türkü | türkiye | sohbet | müzik | şiir şair | hikaye | fıkra | oyun | hazır mesaj | gül resimleri


siyaset adamı ramiz ongun biyografisi ramiz ongun hakkında biyografi ramiz ongun
Sohbet Odaları
Popüler Biyografiler
e kart
sohbet
güzel sözler
gazeteler



a  b  c  ç  d  e  f  g  h  ı  i  j  k  l  m  n  o  ö  p  r  s  ş  t  u  ü  v  y  z 
ramiz ongun

58 yaşında. Adanalı. Tarımla uğraşan. Demokrat Partili bir ailenin yedi çocuğundan en küçüğü. Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi mezunu. Alparslan Türkeş'le ilk kez 1964'te tanıştı. 1968'de Ülkü Ocakları'nın kurucu genel başkanı oldu. İttihat ve Terakki'nin her taşın altından çıkan "Kara Kemal" efsanesine benzetildiği için 80 öncesinde bu isimle anıldı.

12 Eylül darbesi olduğunda Türkeş'le birlikteydi. 13 ay sonra Türkeş'in emriyle yurt dışına gitti. Almanya'da üniversiteden sınıf arkadaşı Nesrin Hanım'la (Eski Hıfzısıhha Başkan Vekili) evlendi. O yıllarda bir şarküteride kasaplık dahi yapan Ongun 89'da yurda döndü. Ölümünden bir ay önce (1 Mart 1997) Türkeş tarafından MHP kadrolarını yeniden canlandırmakla görevlendirildi. Üç kez Bahçeli'ye karşı aday oldu, 41 yıllık siyaset hayatında Meclis'e hiç girmedi. Üç çocuk babası olan Ongun Galatasaraylı.

HAKKINDA YAZILANLAR

Bahçeli giderse, MHP ilk seçimde yüzde 35 oy alır (1)
Devrim Sevimay
Vatan 23.05.2005

Bahçeli'nin karşısındaki ülkücülerin ağır ismi : MHP'de muhalif hareket yok, ideolojiyi koruma hareketi var. Bahçeli'yle MHP'nin fikirleri birbirine uymuyor...

* Bu son imza toplama hareketine "muhalif" denmesini istemiyorsunuz. Muhalif değilse ne hareketi?

Bakın, ülkücü hareketi bugüne kadar ülkesini korurken, milletini korurken, milletinin inançlarını korurken gördük. Ülkücü hareket bu kez kendisini koruma refleksiyle karşımızdadır. Bu hareket bizatihi ülkücü harekettir.

* Neyi, kimden koruyorsunuz?

Bu konuda uzun zamanın birikimi var. 57'nci Koalisyon Hükümeti'nin icraatlarından kalma birikim var. 3 Kasım erken genel seçim talebinin bizden gelmesinin yarattığı birikim var. Düşünün, Meclis'in birinci partisiyken hükümet olmak istemedik, erken genel seçim istedik. Üçüncüsü, peki kiminle bunun kararını aldık? Ben o dönemin MHP'li bakandan belediye başkanına, parti il başkanına kadar herkese sordum; kimsenin erken seçim kararından haberi yok. 3 Kasım'da parti barajın altında kalınca da kendisi dedi ki, "Ben bir daha aday değilim, partiyi seçime götüreceğim." Tam 11 ay sonra kurultay tarihi verdiler ve Bahçeli "Ben istemiyorum ama bak millet istiyor" deyip, yine aday oldu. Zaten kurultay öncesi zorla, şantajla, tehditle, sıkıştırarak imzasını aldığı 950 kişiden kurultayda ancak 680'inin oyunu alabildi. Bunlar hep doldu doldu, bugünlere geldi.

Bu işi yapamaz

* Saydığınız bu dört neden partinin Bahçeli'den rahatsızlık nedenleri olabilir. Ama 'un miladı daha gerilere gidiyor. Türkeş'in ölümünden (4 Nisan 1997) hemen sonra (18 Mayıs) kurultay yapıldığında da siz Bahçeli'nin karşısına çıkmıştınız. O zaman niye aday olmuştunuz?

Ben adayım, gayet tabii. "Bu arkadaşlardan ben daha iyi yaparım" dedim, dediğim de doğru çıktı. Daha kurultay salonundayken "Devlet Bey bu işi yapamaz" dedim.

* Aranızda yılların da arkadaşlığı var; neye, hangi bilgi ya da izlenime dayanarak Devlet Bey'in yapamayacağını düşündünüz?

Doğrusunu söylemek gerekirse, şu kurultay olmasa daha rahat konuşurdum. Ama şu kadarım söyleyebilirim: Biz Devlet Beyle 1970'de tanıştık. Bir grup arkadaşla birlikte kendisini Ülkü Ocakları'na aldık.

* Hatta ülkücü harekete girmesi için Bahçeli'yi sizin ikna ettiğiniz söylenir.

Evet ama onlar hiç bundan dolayı teşekkür borçlu olduklarını bile söylemezler. Hatta bu bir ayıpmış gibi saklarlar. Ama Bahçeli Ülkü Ocakları'nda hiçbir görev almadı. Belki hiçbir ülkücü seminerden de geçmedi. Dolayısıyla Devlet Bey hem fikri, hem heyecan, hem de metot olarak Milliyetçi hareketin üslubunu tam anlayamamış olabilir. Şu andaki uygulamalarından ve hadiselere bakışında da ciddi bir eğitim eksikliği, heyecan ve metot yanlışlığı görüyorum. Söyledikleri bize ait fikirler değil. Arkadaşım ayrı, hemşerim ayrı, kendisine hiçbir zarar gelmesini istemem. Ama siyaset başka bir şey tabii.

* Siyasete yeterli mi bulmuyorsunuz yani?

Geçen TOBB'un toplantısı vardı; davetli olduğu halde gitmeyen tek siyasi parti genel başkanı Bahçeli oldu. Bundan daha güçlü sivil toplum örgütü olur mu, hiç oraya gidilmez mi?

* Hitap sorunu mu var sizce?

En azından yazılı metin okur. Her yerde okuyor, orada da okusun. Ondan evvel de Kamu-Sen'in toplantısı vardı. 600 bin kamu görevlisinin sendikasına gidilmez mi? Esnaf odalarından davet geliyor, gitmiyor. Gitse üç buçuk milyon insana hitap edecek.

* Politik olarak Bahçeli'nin nesini beğenmiyorsunuz?

Hiçbir konudaki fikrini bilmiyorum ki... Sizi temin ederim AB konusunda bir "onurlu giriş" lafından başka gerisini bilmiyorum. Karşı mıyız, taraftar mıyız? Bunu teşkilat da bilmiyor. Irak meselesinde, Ermeni meselesinde de ne düşündüğünü bilmiyorum. Yalnız Allah rahmet eylesin Başbuğumun (Alparslan Türkeş) ne düşündüğünü biliyordum, ama Bahçeli'ninkileri bilmiyorum.

* Bahçeli'yi liberal mi buluyorsunuz?

Liberal falan bulmuyorum, hiçbir şeysiz buluyorum. Yani fikri bir çizgi, bir renk ve desen görmüyorum. Biz liberaliz desinler, sizin dediğiniz şuradan yanlış desinler. Ben bir şey görmek istiyorum.

Yanlış işler oluyor

* Ama bu arada da Bahçeli Mersin, Trabzon olaylarının olduğu çok kritik bir dönemde "Sokakta ülkücü istemiyorum" diyerek geniş kesimlerin takdirini topladı, belki daha birkaç linç girişimini önledi, ateşi söndürdü. Siz de bu sözlerini olumlu bulmadınız mı?
Beğendiğim yönü de var, düşündürücü yönü de. Eğer biz kavgaya girmeyelim, teröre bulaşmayalım, Emniyet'in yapacağı işleri üzerimize almayalım diyorsa bu doğru. Ama memlekette de yanlış işler oluyor. Bu ülkenin gençliği buna yanlış demek istiyor, iyi olanlara da sahip çıkmak istiyorlar. Eğer bu gençlere "Hiç görünmesinler" diyorsa bu yanlış.

* Ya 4 Mayıs'taki açıklaması? Bahçeli karşıdan bu açıklamadan sonra adeta çileden çıktı. Söylediği de şu: "Burada kan bağı ya da soybirliği değil, vatandaşlık bağı esastır. Türk vatandaşlarını Türk milletine bağlayan bağ, sadece ve sadece hukuki bir bağ olan vatandaşlık bağıdır." Sizce nesi yanlış bu cümlenin?

Bu tarif Turgut Özal'ın, Tayyip Erdoğan'ın, bazı HADEP'li, DEHAP'lı gibi gayri milli bazı tiplerin tarifidir. MHP liderinin de aynı tarifi yapmış olması bizim camiayı rahatsız eder, bir. İkincisi, bugünlerde böyle bir tarife hiç mecbur değilken, niye böyle bir laf etme ihtiyacı duydu. Zaten en güzel tarifleri Sadr-i Maksudi, Atatürk, Ziya Gökalp, Alparslan Türkeş yapmış. Bir daha yapmaya gerek var mı?

x

Bahçeli giderse, MHP ilk seçimde yüzde 35 oy alır (2)

Bahçeli'nin karşısındaki ülkücülerin ağır ismi : MHP'de muhalif hareket yok, ideolojiyi koruma hareketi var. Bahçeli'yle MHP'nin fikirleri birbirine uymuyor...

Vatan 23.05.2005

* Yalnız eğer siz Bahçeli'nin vatandaşlıkta kan bağı ve soybirliği aramamasına karşı çıkıyorsanız o zaman ırkçılık yaptığınız intibası doğuyor...

Soybirliği olmayanlar vatandaşlıktan çıkarılsın demiyorum. Kabul ettiğimiz Atatürk'ün tarifinde ırk yoktur, "kendisini Türk hisseden" der.

Akılcı bulmuyorum

* Atatürk "Türk Cumhuriyeti'ni kuran Türk halkını kurana Türk milleti denir" diyor.

Evet, niye buna itiraz ediyorsunuz, niye ayrı bir millet tarifine ihtiyaç duyuyorsunuz? Biz bu tariften memnunuz. Ayrıca ben Bahçeli'nin böyle bir tarifi şimdi yapmasını da en azından akılcı bulmuyorum. Yani Türkiye'ye her türlü saldırıların olduğu bir dönemde bu tarifin yapılması bir teslimiyet gibi, oralardan buralardan aferin almak için verilmiş bir taviz gibi geliyor.

* Ama Anayasa bile bunu böyle yorumluyor. Bahçeli'ninki gibi... Madde 66'da "Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk'tür" denmiyor mu?

Ama o benim dediğimle bir bütünlük haliyle. Cumhuriyet'in kuruluş iradesini söylüyor. Gayet tabii Türkiye hudutları içerisinde yaşayan bütün fertler aynı zamanda vatandaşlık bağıyla da bağlı. Doğrusu kendisini Türk hissetmeyenlere de Türk milletinin dediği bir şey yok. Ama biz ötekinden rahatsız olmuyorsak bazıları da çıkıp bize "Niye kendinizi Türk kabul ediyorsunuz. Bırakın bu işleri" demesin.

* Devlet Bahçeli'den böyle bir sözü ilk kez mi duydunuz? Eskiden de böyle görüşleri olduğunu bilir miydiniz yoksa yeni bir açılım mı bu?

Devlet Bey'in böyle ince işlere kafa yorduğunu sanmıyorum. Birisinin, "Bunu böyle söylerseniz, bazı yerler desteklerler" şeklindeki telkinin sonucu olduğunu düşünüyorum. Zaten bu kadar tepki alacağını da düşünmemiştir.

* Size itibar eden var mı bu odaklardan?

Maalesef bugüne kadar hiç bize böyle bir itibar olmadı. (Gülüyor...)

* Bu da asla genel başkan olmayacağınız anlamına geliyor olabilir?

O yüzden maalesef dedim ya... Belki de kazandıktan sonra geliyorlardır. Kazanınca gelirler belki.

Milliyetçilik yükseliyor demek fitnedir!

* ABD'nin haftalık dergisi Time son sayısında 17 Aralık'tan bu yana Türkiye'de ciddi bir milliyetçilik dalgasının yayıldığını yazdı. Siz de halkta böyle bir dalga görüyor musunuz?

Milliyetçiliğin yükselmesinden Batı kendi jargonuna göre ırkçılığın yükseldiğini sanıyordur. Yükselen şey ırkçılık, milliyetçilik değil, ülkeyi koruma refleksi. Türkler bu memleketin sahibi kabul ediyorlar kendilerini. Bu memlekette bütün Anayasal vatandaşlar dahil mutlu yaşamak istiyorlar. Dolayısıyla dışarıdan birilerinin bu ülkeye kötülük yapmasından da kaygılanıyorlar. Gerçekten öyle de enteresan işler oluyor ki onların bu kaygılarına da anlayış göstermek gerekiyor. Üstelik bu endişenin adına "milliyetçilik, ırkçılık yükseliyor" demek düpedüz içimize fitne sokmaktır, Türkiye'yi maniple etmektir.

* Bu koruma refleksi MHP'ye oy olarak döner mi?

Hakkını verirsek döner. Yönetimdeki arkadaşlara sitemim de buradan kaynaklanıyor. Hakkını vermiyorlar.

* Ama tam tersine sizi "yükselen milliyetçiliği arkamıza alacakken genel başkanlık yansına sokarak partinin büyümesini engellemek", hatta "MHP düşmanı olmak"la suçluyorlar sizi?

Bu çok ayıp oluyor. Size ciddi söylüyorum, bunu aklı başında hiç kimse söylemez. Çünkü onların yükseldi dediği şey 8.7'den 9.7'ye çıkıştır. Onlar 35'e talip değil. 45'i hiç hayâl bile etmiyorlar. Tek başına iktidar oluruz diye ödleri kopuyor. Çünkü Türkiye'yi yönetemeyeceklerini biliyorlar.

AB bilinmiyor

* MHP'ye ülkücülerden başkası oy verir mi sizce?

Söylediğim kadrolardaki değişiklik yapılırsa yüzde 35 oy alır.

* Bu ülkenin çoğu AB'ye girme heyecanı içinde. MHP'nin ise karşı olduğu biliniyor. Bir kere burada toplumun beklentisiyle uyuşmayan bir politikanız yok mu?

Ben AB'ye girmeyi isteyenlerden yüzde 90'ının AB'nin ne olduğunu tam olarak bildiğinden emin değilim. Ayrıca ben yüzde yüz bir şeye "evet" ya da "hayır" demeyi düşünen bir insana yakıştıramam.

* Peki Türkiye'de ciddi de bir Kürt nüfusu var. Onlardan oy alabilecek misiniz?

Elbette alırım. Doğu'daki oyumuz yüzde 10'un üzerindedir. Bizim kuşağımızdaki ülkücülerin de üçte birinden fazlası Doğuluydu. Kendini Türk milletinin bir evlâdı olarak kabul eden çok insanımız var.

Helallik lazım

* Ama önce bir Kürtler'le barışmanız gerekiyor herhalde değil mi?

Evvela Türk halkının her kesimine bizim partimizin çıkıp "Kusura bakmayın, hakkım helâl edin" demesi lazım. Demek istediğim bu. Bizim bu tüzük kurultayıyla halktan helallik dilememiz lazım.

Meslek: siyaset adamı

Gönderen: Editör


4158 kez okundu





.:: Gulum.NET ::. 2002 - 2019 © Kalp Sevmekten Yorulmaz

Mobil Oto Cam  |  muhabbet.org  |  Sohbet  |  Sohbet  |  sohbet  |  Sevgi Nehri  |  Bizim Mekan

sık kullanılanlara ekle  |  açılış sayfası yap  |  tavsiye et  |  gizlilik politikası