Gulum.net



şarkı sözleri | biyografi | rüya | türkü | türkiye | sohbet | müzik | şiir şair | hikaye | fıkra | oyun | hazır mesaj | gül resimleri


siyaset adamı mustafa çalık biyografisi mustafa çalık hakkında biyografi mustafa çalık
Sohbet Odaları
Popüler Biyografiler
e kart
sohbet
güzel sözler
gazeteler



a  b  c  ç  d  e  f  g  h  ı  i  j  k  l  m  n  o  ö  p  r  s  ş  t  u  ü  v  y  z 
mustafa çalık

1956 yılında Gümüşhane'de doğdu.İlk ve orta öğrenimini Gümüşhane'de tamamladı.1972 yılında Türk Ülkücüler Teşkilatı Gümüşhane Şubesi'nin Denetleme Kurulu'nda bulundu.1975'de Elmadağ MHP İlçe Gençlik Kolları Başkanlığı'na seçildi.1977'de Ülkü Ocakları Genel Merkez Yönetim Kurulu'na seçildi ve Propaganda Masası sorumluluğuna getirildi.1978-1979 yıllarında MHP Araştırma Merkezi ve Parti Okulu'nda vazife yaptı.1978 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu.

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra bir grup arkadaşıyla beraber Yeni Sözcü dergisinin kuruluşunda bulundu ve Fazıl Mustafa müstearıyla köşe yazıları yazdı.1983'te Hamle dergisinin çıkışına katkıda bulundu ve müstear isimle bu derginin yazar kadrosunda yer aldı.1980 yılında Uzman Yardımcısı olarak çalışmaya başladığı Devlet Planlama Teşkilatı'nda 1984'de uzman oldu.1985-1987 yılları arasında ABD'de Denver Üniversitesi'ne bağlı Milletlerarası Çalışmalar Lisansüstü Okulu (GSIS)'da Milletlerarası Politika Master'i yaptı.1989 yılına kadar DPT'de çalışan Çalık aynı yıl görevinden istifa ederek, bir grup arkadaşıyla birlikte Türkiye Günlüğü dergisini yayınlamaya başladı.1981 yılında SBF'de başladığı siyaset ilmi doktorasını, MHP Hareketi'nin Siyasi Sosyolojik ve Kültürel Kaynakları başlıklı bir tez savunarak, 1992 yılında tamamladı.1983-1984 ders yılında Ankara ve Hacettepe üniversitelerinin muhtelif bölümlerinde Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersleri verdi.1996-1997 ders yılında Hoca Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi'nde Değişim ve Yenileşme Tarihimizin Temel Problemleri başlıklı lisansüstü bir ders okuttu.Halen Türkiye Günlüğü dergisinin Genel Yayın Müdürlüğü'nün yanı sıra Türk Ocakları Yüksek Hars Heyeti azalığı da yapan yazar, 18 Nisan 1999 genel seçimlerinde MHP'den Gümüşhane (ikinci sıra) milletvekili adayı oldu ve az bir oy farkıyla seçilemedi.Yeni Ufuk (1997) ve Ayyıldız (1999) gazetelerinde kısa süre köşe yazarlığı yaptı. Halen BBP Genel başkan Yardımcısı.

ESERLERİ:
*MHP Hareketi/ Kaynakları ve Gelişimi Cedit Yayınları Ankara 1996
*Siyasi Yazılar Cedit Yayınları Ankara 1998
*Teorik Denemeler Cedit Yayınları Ankara 2001

HAKKINDA YAZILANLAR
1.Türkiye Günlüğü Mektebi Ahmet Turan Alkan Zaman 9 Temmuz 1998
2.15 Şubat, Gümüşhane ve Ahmet Turan Alkan Zaman 15 Şubat 1999
3.İnsan Hakları Beşir Ayvazoğlu Zaman 1 Eylül 1999
4.Defterimde 40 Suret Beşir Ayvazoğlu Ötüken Y. İstanbul 1996
5.Hizmet Herşeyin Üstünde Olacak Ortadoğu 3 Mart 1999

6.Nasıl bir milliyetçilik? Beşir Ayvazoğlu
Zaman 11 Nisan 2001

Geçen haftaki yazımda 'ın Teorik Denemeler adlı kitabından söz etmiş ve bu kitabın birinci bölümünde yer alan "Türk Milliyetçiliği Üzerine Bazı Tartışma Notları" başlıklı birinci yazıda savunulan görüşler üzerinde durmuştum.
Milliyetçilik kavramının 1930'lardan sonra Alman idealizminin ve Pan-Germanizm'in etkisiyle "saf, soyut ve düşünce ötesi bir ideolojik kutsallığa" hapsedilerek sosyo-kültürel alâka ve irtibatlarından koparıldığını, daha kötüsü, 1970'lerde gittikçe hızlanan ideolojik-politik bölünme ve çatışmanın bir tarafı için zorla bir çeşit "özel isim" ve anti-komünizme kodlanmış bir "iç harp ideolojisi" haline getirildiğini düşünen 'ın eleştirisi hiç şüphesiz milliyetçiliğe değil, milliyetçiliğin belli bir dönemdeki yorumuna yöneliktir.

Bildiğim kadarıyla hayatının hiçbir döneminde milliyetçilikten yüz çevirmeyen Çalık, adı geçen yazısının bir yerinde şu soruyu soruyor: "Milliyetçiliğin yanlışı öyleyse doğrusu nedir ve nasıl olmalıdır?" Cevap kısa ve net: "Milliyetçilik aslında şudur diye başlayan cevapların tamamı yanlış olmak zorundadır. Sadece cevapları değil, bu tür soruların kendileri de yanlıştır."
Yanlışlığın "aslında" mantığında başladığını; çünkü bir kavramın dinamizmini kaybettiği anda dogma haline geldiğini, özellikle kullanılan kavram toplumla ve toplumdaki birtakım yapı ve süreçlerle ilişkiliyse mutlaka dinamik olması gerektiğini ifade eden Çalık, kavramların dondurulup statik ölçü âletleri haline getirilebileceğini, ancak sosyal süreçleri dondurmanın mümkün olmadığını söylüyor. Dolayısıyla "Milliyetçilik nedir?" sorusunun cevabı aranırken, öncelikle milletin yaşayan varlığına, onun geçmiş tecrübelerine ve önündeki geleceğe bakmak gerekir. Daha açık bir ifadeyle:
"Bir toplum yahut ülke, tarihî tecrübesi, mevcut sosyo-kültürel dinamikleri, yaşadığı problemler ve baskısı altında olduğu ihtiyaçların ilham ettiği bir milliyetçilik üzerinde düşünmelidir. Bu yönüyle doğru bir milliyetçilik tarihî-kültürel miras kadar, bugünkü şartların ve talip olunan geleceğin de çocuğu olmak zorundadır."

Olmazsa ne olur? Toplumun dışına düşer ve tarih dışı kalır.
'a göre iki yol var. Milliyetçilik ya bütün farklılıkları (din, mezhep, etnisite) ülkenin kaçınılmaz realitesi olarak görmekle beraber, sosyal ve kültürel entegrasyonu güçlendirerek gelişmenin önündeki engellerin azaltılmasını sağlayacak kültürel bir "üst kimlik" vasıtası, yahut belli bir grup veya grupların siyasî ideolojisi olacaktır. Birinci yol hem daha doğru, hem daha şanslı. Esasen milliyetçiliğin Türkiye'de ulaştığı dinamik bu yönde yoğunlaşmaktadır. Bu anlamda bir milliyetçiliğin ilk şartı, Alman ideolojisi dediğimiz patolojik zihniyetin -başta ırk ve soy taassubu olmak üzere- bütün saçmalıklarından vazgeçmek.
Çalık, tam burada önemli bir hususu hatırlatıyor: Cahiliye Arapları ve Siyonistler hariç tutulursa, Doğu toplumlarında hemen hiç görülmeyen ırkçılık Batılı bir nevrozdur; "bütün varyantlarıyla birlikte ırkçılığın vatanı Batı'dır."

Milliyetçilik ve Müslümanlık gibi kavramlar, 'a göre, ifade ettikleri duygu ve değerlerin en azından sembolik anlamları bakımından toplum çoğunluğunun mutabık olduğu kavramlardır. Bu kavramların herhangi bir siyasî parti veya harekete mal edilmesi, çeşitli sebeplerle o parti yahut harekete yönelmiş muhalefeti ister istemez bu kavramların üzerine de çekecektir. Bu da söz konusu çoğunluk mutabakatının zayıflamasından başka bir netice vermez. Daha açık bir deyişle, birleştirici, bütünleştirici olması gereken kavramlar parçalanmanın aracı haline gelebilir.

O halde? Sözü 'a bırakalım:
"Türk toplumunun geleceğinde siyasî bir ideoloji olarak milliyetçiliğe yer yoktur; ancak bu gelecek kültürel anlamdaki millî bir kimlik şuuru ve manevî bütünlüğe oturmadıkça fazla parlak olmayacaktır. Sürekli ve derin bir hassasiyet gerektiren bu ayrımın korunması, Türk aydınının tarihî sorumlulukları arasındadır."

Kitap temini
0 312 4266616

Meslek: siyaset adamı

Gönderen: Editör


2537 kez okundu





.:: Gulum.NET ::. 2002 - 2019 © Kalp Sevmekten Yorulmaz

Mobil Oto Cam  |  muhabbet.org  |  Sohbet  |  Sohbet  |  sohbet  |  Sevgi Nehri  |  Bizim Mekan

schengen vizesi  |  sık kullanılanlara ekle  |  açılış sayfası yap  |  tavsiye et  |  gizlilik politikası  |  Turk Chat