Gulum.net



şarkı sözleri | biyografi | rüya | türkü | türkiye | sohbet | müzik | şiir şair | hikaye | fıkra | oyun | hazır mesaj | gül resimleri

işadamı ahmet ziylan biyografisi ahmet ziylan hakkında biyografi ahmet ziylan
Sohbet Odaları
Popüler Biyografiler
e kart
sohbet
güzel sözler
gazeteler



a  b  c  ç  d  e  f  g  h  ı  i  j  k  l  m  n  o  ö  p  r  s  ş  t  u  ü  v  y  z 
ahmet ziylan

Halley, Kinetix, Proshot, Polaris... Ayakkabı ve terlikte ülkemizin önde gelen pek çok markasının sahibi Antepli ayakkabı ustası . , çıraklıktan başladığı bu meslekte 50 yılı aşan tecrübesi ile birikimini gelecek nesillere aktarıyor. 10^u aşkın şirketi bünyesinde barındıran Ziylan Grubu^nda yetkilerini, çocukları ve yeğenleri ile paylaşan , şimdilerde mesleğin inceliklerini gelecek nesillere aktarmanın telaşı içinde.

Ziylan Grubu^nun İstanbul^da Topkapı, İkitelli, Halkalı ve Kıraç olmak üzere 4 ayrı yerde üretim tesisi bulunuyor. Yıllık ayakkabı üretim kapasitesi 2 milyon 500 bini geçerken çalışan sayısı ise bin 500^ü buluyor.

- Ziylan Grubu

Antepli ayakkabı ustası , 50 yıldır bu mesleğin içinde bir duayen. Önceleri ayakkabı tabanı üreterek başladığı ayakkabıcılık sanayiine 1985 yılında Halley markası ile hız veren Ahmet Usta, kaliteli üretimden asla taviz vermiyor. Ziylan Grubu dizaynı ve patenti tümüyle kendilerine ait olan Halley, Kinetix, Proshot, son olarak da Polaris markalarıyla sektördeki öncü rolünü sürdürüyor.

Ayakkabı sektörü tekstilde yaşanan başarıyı yakalayabilir mi?

Eğitim olmadan sektörümüzün geldiği nokta yine de bana göre fevkalade. Ama eğitimli insanlar bu sektörde de çoğalırsa sermaye sahipleri bu alana daha çok yatırım yapmaya başlarlar. Portekiz^de 5 tane ayakkabıcılık okulu var. Ayakkabı ihracatı da 1,5 milyar doları buluyor. Bizde de neden olmasın? Ancak 200 milyon doları bir türlü geçemiyor.

Siz mesleğe Antep^te ayakkabıcı olarak başladınız. Bize ayakkabıcılığa adım attığınız o günleri biraz anlatır mısınız?

Babamız fakirdi, biz de küçük yaşta ayakkabıcıların yanında çıraklığa başladık. 1956 senesinde askere gidene kadar kalfalık ve ustalık yaptım. O zamanlar ayakların ölçüsü alınarak ısmarlama ayakkabı imal edilirdi. 1959^da ise İstanbul^a mesleği daha iyi öğrenmek için çalışmaya geldim. Gedikpaşa^da çeşitli ustaların yanında çalışarak bilgilerimizi artırdık. Sonra Antep^e geri dönerek orada dükkan açtım. Bu arada Ankara ve İstanbul^a zaman zaman gelerek yeni fikirler alıyordum. Bu dönemde İstanbul^dan fora freze makineleri getirerek Antep^te yapılan tüm ayakkabıların kenar ve altlarının tesviyesini ben yapıyordum. Ayrıca altı kauçuk üstü deri olan enjeksiyon tabir ettiğimiz çok dayanıklı bir ayakkabı türünü meydana getirdik. Biz buna volkanize bot adını verdik. Antep^teki mağazamızda bu ürünleri satıyorduk.

İstanbul^a işinizi daha büyütmek düşüncesiyle mi geldiniz?

İstanbul^a çok sık gelip gittiğimiz için adeta bir ayağımız İstanbul^daydı. Ben de bu gelip gitmelerde çok yoruluyordum. 4-5 gün sabahtan akşama kadar dükkan dükkan gezip alışveriş yapıyorduk. Akşam da otobüse binip Antep^e varıncaya kadar sabaha kadar uyuyorduk. Sanıyordum ki İstanbul^a gelirsem rahat rahat işimi görürüm, hiç de yorulmam. Halbuki ben İstanbul^a geleli 30 sene oldu, 30 senedir hâlâ koşturma bitmedi. Sabah 8.00^den gece 11.00^e kadar çalışıyoruz.

Ama İstanbul^a gelince tabii ki işler büyüdü.

Bunun için büyük gayret sarf ettik. İstanbul^a geldiğimizde ilk olarak Topkapı^da ayakkabı telası imaline başladık. Kauçuktan ayakkabı tabanı yapma girişimlerimiz oldu. 1985 yılına kadar 14 sene sadece taban imali ile uğraştık. Çocuklarım ve yeğenlerimiz okulu bitirip gelince hep birlikte yeni arayışlara girdik. Taban işimize ek olarak o dönemde eksikliği hissedilen spor ayakkabı imaline başladık. Bunun finansmanı ve yönetimi için de şirkette çok ortaklı bir yapı kurduk. Bazı akraba ve arkadaşlarımızın yanı sıra başarılı müdür ve ustalarımızı da şirkete ortak ettik. İlk olarak Halley markası ile üretime başladık.

Neden Halley?

1995 yılı tam ülkemizde kuyrukluyıldızın görüldüğü seneydi. Televizyon ve gazetelerde bu konuda sürekli haberler çıkıyordu. Halley^in ayakkabı üzerindeki amblemini de bir kuyrukluyıldız olarak belirledik. Bu ürün ve bu marka çok tuttu. Ben zaten bu konuda geçmişte tecrübe sahibiydim. Antep^te spor ayakkabı dahil her türlü ayakkabı imal ediyordum.

Kinetix markası ne zaman ortaya çıktı?

Halley^den sonra daha farklı, yeni bir marka ihtiyacı hissettik ve Kinetix markasını çıkardık. Ülkemize gelen Adidas, Puma gibi markalara baktığımızda bunların hepsinin Uzakdoğu^da yapıldığını gördük. Biz de oralara giderek çeşitli anlaşmalar yaptık. Bir kısmını orada ürettirdik, bir kısmını da burada biz imal ettik. İtalyan Diadora^yı da biz ülkemizde üretiyoruz; ama ayakkabısından çok eşofman, tişört gibi tekstil ürünleri daha çok satıldı.

Sizin ayakkabının yanında bir eşofman, tişört gibi tekstil ürünleri üretiminiz de var.

Bizim sektörün dışında ama 5-6 senedir bu üretimleri yapıyoruz. İkitelli^de bunun için ayrı bir tesis kurduk. Bu firma modellerini kendisi üretiyor, üretiminin bir kısmını ise fason olarak yaptırıyor.

Son dönemde ise Polaris markası ile gündeme geldiniz. Polaris nasıl doğdu?

Polaris zaten eskiden beri Rusya^ya sattığımız bir mamul idi. Önceleri daha çok ayakkabı markası olarak kullanıyorduk. Son yıllarda ise terlik üretimine ağırlık verdik. İki senedir çok başarılı bir satış grafiği izliyor. Şikayetimiz ise herkesin taklit etmesi. Polaris^le birlikte kaliteyi temsil eden "5 Nokta" modelini tescil ettirdik. Ancak bunun yerine 6 Nokta yazanlar bile var. Asıl bu taklit üretimleri kendi dost ve arkadaş bildiğin kişilerin yapması bizi üzüyor.

Krize rağmen Polaris markası ile son dönemde büyük bir reklam kampanyasına girdiniz. Televizyon ve gazetelerde boy boy reklamlarınızı görüyoruz. Sizin reklam konusuna bakışınız nedir?

Bizde reklamın artmasına sebep olan şey aslında krizin ta kendisi. Biz bir yandan krize rağmen ürünlerimizin daha çok satmasını hedeflerken, medya dünyası da bize kriz sebebiyle çok cazip teklifler sundular. Yani az bir bütçe ile sesimizi daha çok duyurabildik. Böylece bir taraftan marka imajımızı güçlendirirken, bir taraftan da satışlarımızı artırma imkanı bulduk.

Şu anda kaç ayrı tesiste üretim yapılıyor?

İstanbul Topkapı, İkitelli, Halkalı ve Kıraç olmak üzere 4 ayrı yerde tesisimiz var. Çalışan sayımız ise bin 500^ü bulur. Yıllık ayakkabı üretim kapasitemiz ise 2 milyon 500 bini geçer. Bir de Tuzla^da deri artıklarından hammadde üretiyoruz. Burada da deri, çanta, cüzdan vb. şeyler üretmeyi planlıyoruz. Bunun dışında yeni yatırım ve yeni bir marka ise şimdilik düşünmüyoruz. Şu anda 6-7 yerde kendi mağazalarımız var. İleride ise bayilik şekliyle bir mağazalar zinciri planlıyoruz.

Rusya^ya yakın dönemde ihracat var mı?

Krizle birlikte bu ülkeye ihracatımız büyük oranda azaldı. Şimdi iç piyasaya yöneldik; ama burada da kriz var. İthal malzemeden ürettiğimiz ürünlerin bile fiyatlarını artıramıyoruz. Ama her şeye rağmen satışlarımız iyi gidiyor. Zaten ülkemizde 10 sene içinde 4 tane büyük kriz geçirdik. Irak harp krizi, 1994 Çiller krizi, ^98 Rusya krizi ve son olarak da ekonomik kriz.

Şu anda hangi ülkelere ihracat yapıyorsunuz?

Ayakkabı ve terlikten ziyade taban üreten firmamız Ziylan Taban 16 ülkeye ihracat yapıyor. Portekiz, Mısır, Ürdün, Azerbaycan^ın da aralarında bulunduğu pek çok ülkeye mal gönderiyoruz.

Yıllık üretim miktarlarınız ne kadar?

Taban üretimi 12 milyon çiftten aşağı düşmez. Bunun da yarısı ihraç edilir. Ben bazen Anadolu şehirlerine gittiğimde ayakkabı dükkanlarını gezerim ve araştırma yaparım. Bir ayakkabıcıya varıp bu ayakkabı kaça dediğimde o da şu fiyat, diye cevap veriyor. Ben biraz pahalı değil mi, dediğimde ise "Ben Ziylan taban kullanıyorum ağabey, tabii ki pahalı olur." diyor. Bu geçmişi yıllara uzanan bir kalitenin ispatı meselesi. Herkes de yaptığı işi en güzel şekilde yapmalı. Başarının sırrı işte orada. İşini sevmek, çalışmak ve yaptığın işi mutlaka dürüst yapmak.

Bir de gençlerin önünü açıp onları desteklemek de önemli.

Gençlerin önünü açamazsan zaten tek başına hiçbir yere gidemezsin. Benim evladım çok, herkese de işte kucak açarım. Paylaşmasını bilirsen başarıya ulaşırsın. Hep bana, hep bana dersen hiçbir yere de gidemezsin. Hiçbir zaman da kaliteden taviz vermedim. Ancak insansın, bilmeyerek hata yapabilirsin. Ama hiçbir zaman ucuz yapacağım diye ben hata yapmam.

Ayakkabı Sanayicileri Derneği Başkanı Mehmet Büyükekşi hem yeğeniniz hem de damadınız sanırım.

Evet, ancak kendisi şu anda dernek başkanlığını bıraktı. Ayakkabıcılar Vakfı^nın yanı sıra Deri İhracatçılar Birliği başkanlığını yürütüyor.

Aile içinde iş bölümünü nasıl yaptınız?

Herkes kabiliyet ve kapasitesine göre işin bir yerini yürütüyor. Polaris^i ve Doğu Bloku^na ihracat konusunu oğlum Mehmet Ziylan yürütüyor. Kinetix^le ise Mehmet Büyükekşi uğraşıyor. Mehmet^in kardeşi Aykut Büyükekşi ise üretimle ilgili iç hizmetleri de o götürüyor. Dördümüz de kendi alanımızda işleri devam ettiriyoruz. Yönetim kurulu toplantılarında da sadece benim dediğim olmaz. Toplantılarda birbirimizle açık açık konuşur ve karşılıklı ikna ederiz. İstişare kararlarında da ben düşündüm, ben yaptım, yoktur. İş kötü olduğunda da sen söyledin, senin yüzünden böyle oldu, yoktur. Teklifin kimden geldiği düşünülmeden herkes o kararın arkasında durmalı.

Ziylan kelimesinin anlamı nedir, bunu da öğrenebilir miyiz?

Ziylan aslında Van tarafından Hakkari^ye doğru uzanan bir derenin ismi. Anlamı da ^temiz dere^ manasına geliyor. Orada o derenin ismini alan aşiretler var. Ancak bizim bunlarla hiç alakamız yok. Babam nüfus dairesine gittiği zamanlarda iplik boyacısı olduğu için Boyacı, Dokumacı, İyiboya, Özboyacı gibi isimlerin hepsinin alındığını görünce kararsız kalmış. Soyadı almak için de bir hafta, 10 gün sıra beklemek gerekiyormuş. Sonunda oradaki memur haritada gördüğü Ziylan ismini al, deyince babam da kabul etmiş.

Meslek: işadamı

Gönderen: Editör


9986 kez okundu





.:: Gulum.NET ::. 2002 - 2014 © Kalp Sevmekten Yorulmaz

sohbet  |  sık kullanılanlara ekle  |  açılış sayfası yap  |  tavsiye et  |  gizlilik politikası  |